“…Her gün yan yana, baş başa oturmak kolay iş değildir. Birbirinin iyi yanlarından zevk alıp kötü yanlarına kızmamak için büyük bir yaşama deneyi, akıl olgunluğu ve insan sevgisi gereklidir.
…”
“…
Toplum. Belli belirsiz de olsa bu kavramı sonunda anlamaya başladığımı düşünüyordum. Bir birey ile diğeri arasındaki bir mücadeleydi bu ve tek yapmanız gereken, bu mücadeleyi hemen kazanmaktı. Hiçbir insan başkasını bütünüyle alt edemezdi, köleler bile misilleme yapardı. Bu yüzden insan ırkı bir kerelik, “ya hep ya hiç” mantığıyla önde gelenin kazanacağı, her şeyin bu mücadelenin sonucuna bağlı olduğu türden karşılaşmalar yapıyordu. Hayatı yaşamanın başka bir yolu yoktu. “Vatandaşlık görevi”, “onur”, “sadakat” gibi şeylerden bahsetseler de insanların yaptıkları her şeyin odak noktası bireydir. Bireyin ötesinde bu sefer başka bir birey vardır. Toplumun anlaşılamazlığı, bireyin anlaşılamazlığıdır…”