Bu hatırlatma, dinî bir mezc veya devşirmecilik (eklektizm) yapılmasın yönünde bir çağrı değildir. Zaten birbirini karşılıklı besleyecek bir diyalog için bazı Batılı ve Doğulu diplomatların bütün dinleri tek bir âmentüde (bir inanç esası içinde) eritmek şeklindeki sakat hayalinden daha kötü bir şey olamaz.
Bizim maksadımız, derin olan farklılıkları ne gizlemektir ne de azaltmak.
İslam, Haç'ı, Çarmıh'ı reddeder. Bir Hıristiyan içinse Haç, sürekli bir imparator gibi görülegelen Allah fikrine karşı yapılan bir devrimdir.
İslâm, Tanrı'nın ete kemiğe bürünerek insan olarak Hz. İsa'da görünmesini reddeder. İslâm en tavizsiz aşkınlık ifadesiyle (Allah'ın yüceliği ve eşsizliği konusunda en ufak taviz vermeyen anlayışıyla), "Allah'ın Oğlu”ndan bahsedilmesini ve Kur'ân Hz. Meryem'in bakireliğini ilân edip dururken, kalkıp da "Allah'ın Annesi"nden söz edilmesini asla kabul edemez.
İslâm Teslis'i (üçlü Allah inancını) reddeder. Bu dogmanın Eski Yunan felsefesinden hareketle yapılan izahları bu reddi doğrularsa da, o izah ve o şeklin ötesinde temel bir farklılığın bulunduğu da ortadadır.