İşte adû, karşıda hazır silah
Arş yiğitler, vatan imdadına!
Arş ileri, Arş bizimdir felâh
Arş yiğitler, vatan imdadına!
Cümlemizin validemizdir vatan.
Herkesi lütfuyla odur besleyen.
Bastı adû göğsüne biz sağ iken.
Arş yiğitler, vatan imdadına!
Şan-ı vatan hıfz- ı bilâd ü ibâd
Etmededir süngünüze istinad
Milleti eyler misiniz nâmurâd
Arş yiğitler, vatan imdadına!
Rehberimiz gayret- i merdânedir
Her taşımız bir nice bin cânedir
Câne değil meyil bugün şânedir
Arş yiğitler, vatan imdadına!
Yâre nişandır tenine erlerin,
Mevt ise son rütbesidir askerin.
Altı da bir, üstü de birdir yerin!
Arş yiğitler, vatan imdadına!
"Gel gönül incinme bizden
Kalsun gönül yol kalmasın
Evvel ahir ask yüzünden
Kalsun gönül yol kalmasın
Bahcede açtlan güldür
Mânâyı söyleyen dildir
Pes ezelden kadim yoldur
Kalsun gönül yol kalmasın
Ey divane, ev divane
Âşık olan kıyar cane
Hataî der Taclı Hân'e
Kalsun gönül, yol kalmasın"
“O benim köpeğim,” dedim elli kiloluk siyah Cane Corso bize yaklaşırken.
“O bir köpek değil. Lanet olası bir canavar.” Arkama geçmeye çalıştı ama tişörtünü kavradığım için başaramadı.
In his Dream of the Old Pilgrim , written in 1389 to persuade Charles VI and Richard II to make peace, Mézières draws a pathetic and dramatic picture of an old woman in torn clothes, with disheveled gray hair, leaning on a cane and carrying a little book gnawed by rats. She was called Devotion, but is now called Despair because dwellers of her kingdom are in slavery to Mohammed, Christian trade is endangered, the eastern ramparts of Christendom menaced by enemies of the Faith.
Şan-ı vatan hıfz-ı bilad u ibad
Etmededir süngünüze istinad
Milleti eyler misiniz namurad
Arş yiğitler, vatan imdadına!
Rehberimiz gayret-i merdanedir
Her taşımız bir nice bin canedir
Cane değil meyil bugün şanedir
Arş yiğitler, vatan imdadına!