Dünya dediğimiz
rüyalar illemi, bir uykudagezerin şaşkınlığı içinde kapısından
giriverdiğimiz bir evse eğer, edebiyatlar da, alışmak istediğimiz
bu evin odalarına asılmış duvar saatlerine benzerler.
Hafızamızın, biz yaşlandıkça
fazla yük taşımak istemeyen huysuz bir yük hayvanı gibi attığı
ağırlıklar en sevmediği yükler midir, en ağırları mı, yoksa
en kolay düşenler mi?