Tanrı olduğundan emin olmak için bir işaret isteyen Hz. İbrahim’den de anlayabileceğimiz gibi peygamberler Tanrı’nın kehanetinden, kehanetin kendisiyle değil bazı işaretlerle emin oluyorlardı.
Doğal bilgimizin temellerince kapsanmayan hem de anlaşılmaz olan düşünceleri saf sezgiyle anlayabilen bir insan zorunlu olarak hem cinslerinden çok daha üstün bir zekaya sahip olmalıdır.
Eğer bir halk haklarını Tanrı’ya aktarmak isteseydi onunla bir kesit antlaşma yapması gerekirdir ve bunun için sadece haklarını aktaranlarının onayı değil, aynı zamanda Tanrı’nın da onayı gerekirdi. Ancak Tanrı, Havarileri aracılığı ile Tanrı’nın anlaşmasının artık Mürekkeple ya da taş tabletlere yapılmadığını, Tanrı’nın Ruhu ile yüreğin etten tabletlerine yazıldığını belli etti.
Belki biraz ağır kaçacak ama insan türü doğanın kanserli dokusudur. Yine de iyi huylu tümör misali rasyonel ve etik değerlere sahip insanlar olarak bilim, sanat ve doğayla ilgilenmek çok kıymetlidir. Bunu yapmadan geçirilen bir ömür yalnızca karbon, azot ve su döngülerine katkı sağlar.