Zaman zaman babama acıdığımı hissederdim, ona kendisini çok sevdiğimi söylemediğim için. Ama aslında kendime acıyordum. Benim söylemeye duyduğum ihtiyaç, onun işitmeye olan ihtiyacından fazlaydı.
Kitap sanki sokaklarında rahatça dolaşabileceğiniz sıcak bir mahalle hikayesi anlatacak gibi başlıyor. Fakat sonrasında yazarın dünyasına girmeye çalıştığınız her seferinde duvara tosluyorsunuz. O duvar, yazarın mesaj ve aforizma kaygısıyla soslanmış kişisel zevkleri. Onun sevdiği müzik tarzına aşina değilseniz yer yer sıkılacaksınız bende öyle oldu. Ya da bahsettiği yazarların her şeyini okumamışsanız göndermelerinde boşluğa bakacaksınız “ee yani?” diyerek. Karakterler gerçekten uzak, ilişkiler hızla gelişiyor hemen anında biri birini çok sevip anında biri birinden vazgeçiyor gibi örneklendireyim. Derinlikten uzak bu yüzden o samimiyet asla bana geçmedi. Bir de siyasi/toplumsal olaylar var tabii, 12 Eylülden Berlin Duvarına uzanan. Olsun zaten, hatta 12 Eylül gölgesinde başlıyor hikaye ama sanki aceleyle hemen her şeyden bahsedeyim şeklinde yazılmış gibi. Yine birden fazla olaya değinen hatta bunu onlarca karakterle yapan kitaplar da okudum, hiçbiri böyle yüzeysel değildi. Sevemedim, çok istedim sevmeyi ama olmadı. Geçtiğimiz ay Attila İlhan Roman ödülü almıştı kitap, tebrik eder iyi geceler dilerim.
Gözümü çizdirdim, 2 haftadır kitap okuyamıyorum hatta şu an yazdıklarımı da çift görerek yazıyorum ama yazacağım yeter bir yerden başlamam lazım :) Bir an önce yeniden okumaya dönmek istiyorum şimdilik kitapları dinleyerek idare ediyorum. Hikmet Hükümenoğlu herkesin tanımasını istediğim bir yazar ben seviyorum yazdıklarını, Körburun’la tanıştım onunla ki en üst seviyesidir bence o kitap ama her kitabında farklı bir tarzı var, farklı bir yerden yakalıyor okuru. Okuduğum son iki kitabında (47 Numaralı Kamara-Kar Kuyusu) gerilimde ne kadar iyi olduğunu fark ettim ama bu iki kitap da onun ilk kitaplarından. Bu tarzı bırakmış anlaşılan. Beyoğlu’nun ara sokaklarından birinde takı dükkanı olan Nur anlatıcımız, kafası karıncalarla dolu, hemen hayallere dalabilmesini sağlayan karıncalarla. Bir gün dükkanın üst katında yaşayan kadının dükkanına gelmesiyle çok çok acayip olaylara sürükleniyor. Dingin başlayıp gerilimin tırmandığı yer yer nefes kesici olmuş diyeceğim hatta çünkü BENCE öyle.. Kitaba konu olan bir durum var ve bununla ilgili bir olay okumuştum geçenlerde, bu yüzden de çok etkiledi beni.