İçinde bu kadar yoğun yaşadığınız bir kitap daha olmayacak; ne öncesinde ne sonrasında. Bir sahnesi var ve hatta birkaç sahnesi, oturup düşüneceksiniz "bunu ben yaşadım mı, okudum mu" diyeceksiniz. Gerçekten dükkanındaki kitapların çoğunu okumuş eski bir kitapçıya uğradığınızda kitabın ismini söyleyin. Sonra gözlerine bakıp yorumunu dinleyin; kitabın sahneleri geçiyor olacak dikkat edin! Evet gözlerinden!
1979'da yazılmış, Doğu ve Batı kültürünü yansıtan, garip, fakat okuması da keyifli bir kitap Şibumi. Özellikle aksiyon filmi severlerin okuyup seveceğini düşünüyorum. Okuduktan sonra bendeki his; genç bir yaşta (lise çağlarımda falan) okusaydım sanki daha çok etkilenirdim.
Nikolai Hell romanın baş karakteri, karakterin ırksal durumu karışık, her dili konuşuyor, ne Batılı ne Doğulu, her tarakta bezi var maşallah. Kendi yarattığı kültürün ve felsefenin tek üyesi, yanında yaşadığı Generalin çevresi sayesinde edindiği bu felsefe ve Go oyunu, hayatına sirayet edecek, olağan görünümlerin altında yatan gizli anlamları keşfedecek.
Şibumi felsefesi romandan anladığım kadarıyla aktarayım; sanki içinde yaşadığımız an'ın nötrleşmesi felsefesi gibi. Mesela mutlu bir şey yaşıyorsam sevincimi abartmamak ya da hüzünlü bir an yaşıyorsam tadında üzülmek ama hayata da devam etmek. Ya da güzellik ve çirkinlik karşısında övgüde ya da yergide bulunmamak gibi nötr bir duygu durumu. Kısaca basitlik ya da rahatlık, fakat asla bir pasiflik değil. (Beyniniz yandı di mi?)
Romandaki kahraman tıpkı aksiyon ve fantastik filmlerdeki gibi biraz süper kahraman havası içinde verilmiş ki yazar da kendi ismini değil, Trevanian mahlasını kullanarak biraz kendini kitaptaki karakterle özdeşleştirmiş. Ama dediğim gibi roman keyifle okunsa da, akıcı olsa da bence genç okurlara daha çok hitap ediyor.
Yine de okudum işte. Mutluyum.
Şibumi
Oldukça enteresan bir kitap. Dili sade ve akıcı. Japon, bask kültürlerinden kesitler sunuyor. Bazı yerlerini baya bir abartılı buldum. Nicholai Hel; kahramanımız baya büyük yetenekleri (yoksa insan üstü güçleri mi demeliydim) varmış. Kitabın sonunda da olaylar sonuçlanmadan birden bitiverdi. Sanki ikinci bir kitapda devam edecekmiş gibi havada kaldı bence. Aksiyon macera sevenlere tavsiye edilir. Bol kitaplı günler, keyifli okumalar..
Elime ilk baskısı sansürlenmemiş hali geçti.. çok güzel bir hediye oldu benim için. Bakalım anlatılan kadar var mı ?? Okuyan bilgisi var mı ? Anlatılan kadar güzel mi ?
Giriş bölümünde II. Dünya Savaşı ve onu takip eden Soğuk Savaş Dönemi'nin başta Japonya olmak üzere devletler ve halk üzerindeki etkisini, savaşın vermiş olduğu sonuçlara karşı halkın gösterdiği tutumu, çökmüş bir ekonominin yaratmış olduğu işsizliği ve bunun sonuçlarını anlatıyor. Daha sonrasında Nicholai Hel adındaki başkahramanın karışık coğrafyalarda vermiş olduğu hayat mücadelesini ve şibumiye ulaşmak için yaratmış olduğu kendi dünyasını konu ediniyor. Akıcı bir dili ve sürükleyici öyküsüyle sizi bambaşka bir dünyaya götürüyor.
İnanılmaz ölçüde karışık ve özgün bir roman kahramanı Nicholai Hel. Yarı Rus, yarı Alman asıllı koyu bir Amerikan düşmanı. Şanghay`da doğmuş, bir Japon generali tarafından büyütülmüş; bir Japon bilgesinden de "Go" oyunu öğrenmiş. Bask dili dahil yedi dili ana dili gibi konuşuyor. Plastik kartla ya da kurşun kalemle bir insanı rahatlıkla öldürebilecek ustalıkları da edinmiş. Üstün düzeydeki "yakın algılama " yeteneği yüzünden fotoğrafı bile çekilemeyen bu profesyonel terörist avcısı, terörcü, korkusuz mağaracı, yenilmez savaşçı ve gerçek feylosof, günün birinde emekli olarak yaşadığı şatosundan çıkıyor; amansız ve acımasız bir dövüşe katılmak üzere....
En az roman kahramanı Nicholai Hel kadar gizemlerle dolu bir yazar...
Kolay kolay unutulmayacak bir kitap vesselam..
Öncelikle kitabı beğendiğimi belirteceğim ama kitabı harikulade bulabilecekken maalesef yalnızca beğendim. Bunda etkili olan iki önemli faktör var ki hemen değiniyorum bunlara. Yazarın kitabın sonlarına doğru dilindeki zenginliğinin yavaş yavaş ve yer yer erimesini gördüm. Yine yazarın kitabın sonlarına doğru erotizme bolca yer vermesini anlamlandıramadım. #spoiler!
Kitabın baş karakteri Bay Hel benim gözümde bir terminatör ki okuyan çoğu okur için de durum böyledir. Bay Hel’e antikahraman demem pek doğru olmasa da, soğuk kişilik yapısıyla okuyucunun canla başla seveceği türden birisi olduğunu da söylemek güç. Sanırım arada bir yerde duruyor adamımız. Hikayeye geçecek olursak Hel’in yani Nikko’nun küçüklüğünden Amerikalılarla çalıştığı döneme kadar her şey incelikle işlenmişken sonrasında işler paldır küldür ilerlemeye başlıyor. Kitapta Nikko’nun hayatıyla CIA arasındaki senaryo paralel bir şekilde işlenirken olay örgüsünü sinemada soluksuz bir film izler gibi müthiş bir seyir zevkiyle okudum. Karakterlerin buluştuğu, hikayelerin kesiştiği noktada ise kitaptan beklenilen yüksek gerilimli intikam alışverişini göremedim bu noktada yazar baştaki ustalığını konuşturup sürükleyici ve derin ifadelerini okuyucunun sırtına duygusal olarak yük edebilirdi ki ben bunun için can atıyordum. Sonuç olarak konusunu çok beğendim ( kaotik, politik gerçekçilik yönüyle okunmaya değer) Dil hakimiyeti güzel ama yer yer yazardan beklenmeyen basit diyaloglara rastlanılabiliyor. Mizahi yönüyle zaman zaman gülümseten, farklı bir kitaptı. Oldu bittiye getirilmesi de benim gözümde bir eksiklik olsa da kitabı okuduğum için mutluyum.
Elbette beğendim, Şibumi çok güzel bir kitap. Daha gençken okumak isterdim, lisedeyken mesela, o zaman daha çok etkileneceğime eminim. CIA klişeleri, her şeye cevap veren bir bilgisayar, bir filozof savaşçı fikri bugün çok işlenmiş fikirler olsa da 1970’ler için çok ince buluşlar. Her şeyi bilen Şişko’nun çalışma prensibinin Chat Gpt’ye benzerliği de yazarın ileri görüşlülüğünü gösterir bir durum.
Zevk alarak okunacak ve elinizden düşmeyecek bir kitap, okumanizi tavsiye ederim. Nikolai HEL in maceraları ve hikaye örgüsü o kadar güzel kurgulanmış ki kitabı bırakamıyorsunuz.
‘1K kutsal kitaplar serisi’nden Şibumi’nin incelemesi vesilesiyle herkese selamlar...
Çok net hatırlıyorum, siteye ilk üye olduğumda ‘bu kitaba sahip olmayanları burada barındırmıyorlar herhalde’ diye bir kaygıya kapılmış, Ocak 2018’de hemen sipariş etmiştim kitabı. Ancak kitabı almak da yetmiyor tabii. https://1000kitap.com/Nordavind ‘nın başını çektiği deri kıyafetler giymiş motorlu devriyeler periyodik olarak kitabın okunması konusunda önce uyarıp sonra yasal işleme tabii tutuyorlar! İki yıl boyunca kaçak bir şekilde kendimi gizlemeyi başardım. Ancak geçen hafta Tuco, Kabataş civarında bir kavşakta kıstırıp son uyarısını yaptı ve elime siyah bir zarf tutuşturdu. İşte o noktada başka bir seçeneğim kalmadığını anladım... :)
Yanlış anlaşılmasın bu arada, aslında aldığım günden bu yana kitabı okumak için oldukça hevesliyim. Ancak ‘yoğun dönemlerinde bu kitabı harcama’ adını verdiğim klasik hastalığım burada da bir türlü yakamı bırakmadı. Öyle bir illet ki, bir kitabı 2 yıl boyunca sizden kopartabiliyor. Tedavisi ise, Tuco gibi sizi arkadan itekleyecek dostlarınızın olması...
Neticede, büyük bir hayranlıkla okumaya başladığım, süreç içinde gel-gitler yaşadığım ve sonlara doğru ilk heyecanımı büyük ölçüde kaybettiğim bir kitap yolculuğu oldu benim için. Ancak kitaptan pek çok anlamda oldukça faydalandığımı net olarak söyleyebilirim. Bunun detaylarını anlatacağım tabii ki... Faydalanma eğrisi, kitaplarla kurduğum ilişkide benim için en değerli gösterge. Bundan yıllar sonra kurgu, karakterler, olaylar unutulur ama kitaptan öğrendikleriniz bir ömür boyu belleğinizde yer eder... Bu anlamda değerli dostum Tuco’ya ve tüm Şibumi dostlarına en içten teşekkürlerimi sunarım...
----------------------------
Bu uzun girizgahın ardından biraz kitabımızın içine girelim
Rodney William Whitaker, (doğum 12 Haziran 1931, New York - ölüm 14 Aralık 2005 İngiltere) ABD'li yazar. Romanlarında genellikle Trevanian takma adını kullandığı için bu isimle tanınır.
14 Aralık 2005'te 74 yaşında hayata veda etti. İngiltere'nin batısında adı açıklanmayan bir kronik akciğer hastalığı tedavisi gören Whitaker, 15 Aralık'ta toprağa verildi. Vasiyetine uygun olarak mezarının yeri açıklanmadı.
"Trevanian" adıyla yazdığı casusluk ve macera romanlarıyla ünlenen Rod Whitaker, kendi adının dışında, "Nicholas Seare" ve "Benat LeCagot" gibi birçok takma isimle değişik konularda eserler yayımladı.
Katya'nın Yazı, Şibumi, Hesaplaşma, Yirminci Mil Türkçe'ye çevrilen ve en bilinen kitapları. Kitapları dünyada milyonlarca basılan Whitaker, yaşamı süresince hiç ortaya çıkmayarak kendisini gizledi.
Şibumi (Shibumi) adlı macera romanı dünyada satış rekorları kırmıştır(Şibumi). Yazarın Yayımlanmış 10 kadar romanı 5 milyonun üzerinde satış yapmıştır. Türkçe'ye İnfazcı adıyla çevrilen ilk romanı The Eiger Sanction, ünlü oyuncu / yönetmen Clint Eastwood tarafından sinemaya kazandırılmış ve çok başarılı performans sergilemiştir.