Benim gördüğüm kadarıyla çoğu aşk böyle ya… Aşık kalpler, aşırı yüklenmiş bir cankurtaran sandalına benzer. Sandalı su yüzünde tutabilmek için gururunu, kendine saygını ve bağımsızlığını dışarı atarsın. Bir süre sonra ise tanıdıklarını, arkadaşlarını atmaya başlarsın. Yine de yeterli olmaz. Cankurtaran sandalı hala batıyordur ve seni de beraberinde batıracaktır.
Dışarıdan komik ve kaygısız görünen insanlar aslında derin bir hüzün ve umutsuzluk yaşarlar. En ufak bir olumsuzlukta bile zarar görebilecek kadar hassastırlar. Ne durumda olduklarını da ancak hassas insanlar anlar.
Sana doğru haberler veren kişileri cezalandırırsan, yanında sadece duymak istediklerini söyleyenler kalır.
Bir insanın kendi yansımalarının pisliğinde çürümesi kadar zehirleyici bir şey olamaz bence.
Zaman zaman babama acıdığımı hissederdim, ona kendisini çok sevdiğimi söylemediğim için. Ama aslında kendime acıyordum. Benim söylemeye duyduğum ihtiyaç, onun işitmeye olan ihtiyacından fazlaydı.