Bazen hayatın bir kör noktası vardır.Durup düşünmeniz gereken,biraz nefes almanız gereken ve belki de sizi ''içinde bulunduğunuz kaostan''kurtarmak için oluşturulan mini bir zaman dilimi..
Kitapları zaman zaman yaşayan ,nefes alan,yürüyen varlıklar olarak zihnimde canlandırmışımdır(.kimine göre piskopatça olabilir bu durum elbette) Ansızın,durduk yere giriverir bazı insanlar hayatınıza ya,size hiç sormadan .Ve sonra kendini alıştırır varlığı ile..Hazin sona bir adım daha yaklaşılmış olur böylece.Yani elini kolunu sallayarak girdiği hayata elini kolunu sallayarak hiçbir şey olmamış gibi çıkıp gider.İşte kitaplarında en kötü yanı bu değil mi?Sizi önce dünyadan,yaşanan büyük kaosların içerisinden çekip çıkardığı gibi tekrar aynı o kör noktaya bırakıvermesi bir anda!
Kütüphanede bu gün iznim olmadan sanki bir el bu kitabı avuçlarıma tutuşturuverdi.Kafamı kaldırdığımda ise tek solukta bitiriverdiğimi fark ettim.
Kitap :
New York''tan Buenos Aires''e giden bir yolcu gemisinde, yolcular arasında bulunan bir milyoner, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic''e, ücreti karşılığında, bir parti satranç oynamayı teklif eder. İkisinin oyununu izleyen Avusturyalı bir göçmen, Dr. B., oyun sırasında kendini tutamayıp onlara karışınca şampiyonla karşılaşması önerilir kendisine. Gestapo tarafından bir otel odasına kapatılan ve uzunca bir süreyi bu odada, tek başına ve oyalanacak hiçbir şeyi olmadangeçiren, yalnızca sorgulama içinde odadan çıkarılan Dr. B., bir gün raslantıyla eline geçirdiği bir satranç kitabı sayesinde bu oyunun inceliklerini öğrenmiştir. Satranç tahtası ve taşları olmamasına rağmen, önce ekmekten yaptığı satranç taşlarıyla sonra da tümüyle zihninden oynayarak kuramsal bir satranç ustası olup çıkar. Ancak bu tutkusu yüzünden sinir krizine, beyin ateşine yakalanır.