Merhaba...
Kütüphaneden almış olduğum kitapların bende ayrı bir yeri vardır...Kitapta geçen karakterler ve yazar dışında sizden önceki okuyucu ile de kitabı okuduğunuz müddet içerisinde sayfalarda karşılaşır,konuşur,dertleşir ve tartışırsınız da...Ki nitekim kütüphanede bana eşlik eden bu kitapta da benden önceki okuyucu ile de tanışma fırsatım oldu(realitede olmayan bir tanışıklık bu)
Kitabın sayfalarında gezinirken ilk kez benden önceki okuyucu mu kitabı okuttu bana yoksa gerçekten de yazar mı bunu anlayamadım desem yeridir:)Hani bazen olur ya uzun zamandır görmediğiniz ve özlemini duyduğunuz bir dostunuz ile bir köşebaşında güniçinde ansızın karşılaşırsınız ya...İşte sanki kitapta altı çizilen satırlar ve kitabın yan taraflarına alınmış olan notlar sanki özlemini çektiğim bir dostum ile karşılaşmışım hissini verdi ilk defa bana..Ve bunu hissetmek kitabı daha kısa sürede bitirmeme neden oldu sanırım:)
536 sayfadan oluşan kitabın ilginç bir de hikayesi var.Yazar takma isimlerle pek çok yazılar yazmış ve bu yazıların hepsi yaşadığı dönem içerisinde yayımlanmamıştır.Huzursuzluğun Kitabı da ölümünün ardından kendisine ait sandıktan çıkan kağıtlardan derlemedir.
Modern hayatın telaşı içerisinde asl olan kendi benliğimizi,duygularımızı gözardı ederek yaşadığımız bu dönemde okurken içinizi ısıtacak yer yer ''aslında ben de hayata karşı böyle düşünüyorum''derdirtecek satırlar ile karşılaşacaksınızdır.
20.yy'ın Portekiz edebiyatı yazarlarından olan Fernando Pessoa Huzursuzluğun Kitabı'nda kendi iç dünyasında yaşamış olduğu karmaşayı cümleleri raks ettirerek anlatıyor..
Kitabı okumayı düşünen arkadaşlara küçük bir öneride bulunmak istiyorum.
''Kitabı sakin ve mümkünse kötü düşüncelerinizden arınmış olduğunuz ruh halinde okuyun derim.Aksi taktirde sizi daha çok depresyona