cantabile

cantabile
@cantabile
''İnsanlar, kendilerini özdeşleştirdikleri grupların sayısı kadar ya da kurdukları yakın ilişkilerin ve taşıdıkları kendilerine özgü vasıfların sayısı kadar bir sosyal ve kişisel kimlik repertuarına sahiptirler. Ayrı birçok sosyal ve kişisel kimliğimiz olsa da, kendi benliğimizi, sürekli ve kesiksiz bir biyografiye sahip bütünlüklü bir kişi olarak deneyimleriz.''
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
''Her geçen gün Pope'ye nefreti büyüyordu. Bir adam durmadan gülümseyebilir, ama yine de yılanın biri olabilir. Vicdansız, hain, şehvet düşkünü, eşi benzeri olmayan bir yılan. Sözcükler tam olarak ne anlama geliyordu? Sadece tahmin edebiliyordu. Ama büyüleri güçlüydü ve beyninde gümbürdemeye devam ediyorlardı ve her nasılsa önceden Pope'den gerçekten hiç nefret etmemiş gibiydi; etmemişti çünkü ne kadar nefret ettiğini hiçbir zaman söyleyememişti. Ama şimdi elinde bu sözcükler vardı; davullara, türkülere ve büyüye benzeyen sözcükler. Bu sözcükler ve onların alındığı tuhaf öykü, Pope'den nefret etmesi için zemin oluşturuyor, hatta Pope'nin kendisini bile daha gerçek kılıyordu.''
''Amir (1971) 646 tecavüz vakasıyla ilgili polis kayıtlarını inceledi ve tecavüz olaylarının % 71 'inin, ani, itkisel eylemler olmayıp, önceden tasarlanmış olduğunu buldu. Varsayım düzeyinde, itki teorisi herhangi bir eylemi açıklamak için kullanılabilir ve eğer mahkemeler karşı koyulamaz itki mantığını sonuna dek götürmüş olsalar, kimsenin herhangi bir suçtan sorumlu tutulamaması gerekirdi. Ne var ki, bu mantık, bugüne dek en çok tecavüzü ve başka cinsel şiddet biçimlerini açıklamak üzere kullanıldı. Denetlenemez erkek cinsel isteği, kuşkusuz, kadınların doğal edilgenliği inancına karşılık düşen, doğal olarak sınır tanımayan ve terbiye edilemez görünen erkek cinselliğiyle ilgili geleneksel imgeyle uyumludur.''
''Mark Guillaume, pazardan satın alınan malların, tüketimcilik evresinde 'simge işlevi' en yüksek mevkiyi alırken 'kullanım işlevi'nin gölgede kaldığını söyler. İstenen rağbet gören, satın alınan ve tüketilen simgelerdir. Malların kişinin bedenini ya da zihnini geliştirme (onları daha sağlıklı, zengin ve yapmacık yapma) kapasiteleri için değil, bedene ve ruha büyülü bir şekilde özel, seçkin ve dolayısıyla arzu edilen bir biçim (farklılığın doğru tarafında aidiyet belirten bir rozet işlevi gören özel bir görünüş) verme potansiyelleri için istendiklerini söyleyebiliriz. Aynı zamanda Guillaume'den öteye gidip, pazarlanabilir malların esas çekiciliğini hatta gerçek 'kullanım işlevlerini' oluşturanın simgeleme kapasitesi olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, 'kullanım' ile 'simge' işlevleri arasındaki ayrımın pek bir şey ifade etmediğini de söyleyebiliriz.''
''Tümüyle nesnel gerçeklik düşüncesinin ulaşılamaz olduğuna inanılmıştı. Bugün fizik, nesnel bilgiyi öznel oluşu, yani nesnel bilginin de gözlemciye bağlı olduğu inancıyla tanımlanmaktadır. Tüm bilgilerin öznel olduğu düşüncesi 300 yıl önce George Berkeley'in tüm bilgilerin, o bilgileri algılayan kişinin tabiatına bağlı olması sebebiyle öznel olduğu şeklindeki düşüncesine benzemektedir. Bir yazar bu durumu şöyle anlatmıştır: 'Bizim dünya tasvirimiz 'orada dışarıdaki' bağımsız bir gerçekliğin gerçek fotografik bir baskısı olmaktan çok uzaktır. Zihnin öznel yaratılışı ancak bir benzerliği nakledebilir, fakat asla bir kopya ortaya koyamaz.' ''
Sayfa 697