cantabile

cantabile
@cantabile
"Yapısalcı kültür psikologları, kültürü bireyi teslim alan bir olgu olarak anladılar. Tarihte her insanoğlu sosyalleşmeyi yaşar. Bu sosyalleşmeyi bireyin doğumundan önce var olan sosyal tanımlamalar oluşturur ve kültürel düzeyde bireyin yerini belirler. Bu tanımlamalar, bireyin sosyal davranışlarına uygun olarak gelişir ve güçlenir. Pierre Bourdieu'nun kullandığı ve tarihin bir ürünü olarak ortaya çıkan 'habitus', daha önceki tarihin belirlediği şemalara uygun olarak kendi tarihini üretir. Bu bağlamda o, düşünce, algı ve eylem şemaları formunda sunulan geçmişin tecrübelerinin aktif bir varlığını sağlar. Geçmiş, bireylerin onları üreten kültürün taşıyıcısı olmalarını sağlar."
Sayfa 201
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"..bu gece, bu gecedir; buraya hiçbir şey için gelmedik ve hiçbir şey yapmak istemiyoruz, ve böyle niçinleri, içinleri bir tarafa bırakarak, nâmütenahi sebepsizliklerin hürriyeti içinde, rahat ve derin, yaşıyoruz."
''Androjenlik kavramının savunulması, insanlara yeni bir zorlayıcı reçete sunulması anlamına gelebilir; eski reçetede ya kadınsı ya erkeksi olmak yer alırken yenisinde hem kadınsı hem erkeksi olmak vardır ve bu durumda birey için, mücadele edilmesi gereken bir değil iki muhtemel yetersizlik kaynağı bulunur. Daha da önemlisi, bu kavram toplumsal cinsiyet şeması kuramı için de problem oluşturur. Çünkü bu kavramla içimizde bir kadınsı, bir de erkeksi yan olduğunun kabulü sürdürülmüş olur, yani böylece kadınsılık ve erkeksilik kavramlarının toplumsal şematik işlemlerden kaynaklanan bilişsel yapılar değil de bağımsız bir gerçekliğe sahip kavramlar olduğu kabul edilmiş olur. İnsan davranışlarının ve kişilik özelliklerinin artık cinsiyetle ilişkilendirilmemesi ve toplumun cinsiyet organlarıyla ilgisiz durumlar için cinsiyeti yansıtmayı durdurması gerekir.''
"Hermenötik sosyal bilimler açısından görecelilik sorununu gündeme getirmektedir. Zira bilgi ve hakikati yorum sayan hermenötik bakış açısına göre, sosyal olgular konusunda az çok değişmez ve sabit hakikatler yoktur. Tüm hakikatler, kültürün bir durumuna göre görecelidir, üstelik kültürün bu durumları da, belirli metinlerin yorumuna görecelidir. Bu şekilde kapanan devre 'hermenötik devre' olarak adlandırılır. (Domenach, 1995)"
''İsviçreli papaz ve psikanalist Oscar Pfister, Freud'un Bir Yanılsamanın Geleceği isimli kitabını yazması üzerine, 24 Kasım 1927'de Freud'a yazdığı mektupta şöyle diyordu: 'Psikanaliz, psikolojinin çok yeni bir alanıdır ve tam anlamıyla bilimsel bir kafanın ürünü de değildir. Onun dünya görüşü ve hayat felsefesi ise yetersizdir.' (Pfister, 1964) ''