İçimde oluşan Tanrığğmm bütün hikayelerini okumalıyım hissini anlayamıyorum. Bilinmeyen bir kadının mektubunu okuduktan sonra beklentiyi olabildiğince aşağı çekmiştim. Oldukça şaşkınım. Satranç şampiyonunun hikayesini beklerken asıl kahramanın Dr. B. olması.. Yıllarca hor görülen bir çocuğun sonunda bir işi başarabilmesi, hatta kendini geliştirip dünya çapında bir başarı sağlarken yanında nevrotik sancıları da promosyon olarak kazanması.. Hikayenin dersini şampiyondan alacağımızı düşünürken Dr. B. den almak beklemediğim bir hamleydi.
Markete atıştırmalık bir şeyler almak için girdiğimde gözüme takılmış olan, belki nöbet rahat geçer de okurum diye başladığım ve ince olduğu için mi yoksa takıntılarla dolu olduğu için mi bir çırpıda hastaları bitirmeye çalışıp okuduğum kitaptır. Yazarın adını şu sıralar fazlaca duymaktaydım ama henüz hiç bir kitabını okumak kısmet olmamıştı. Büyük bir heyecanla kitabı açtım hatta okumaya başlamadan incelemelerini büyük bir keyifle okudum. Ne yazık ki beklentilerimi karşılamadı. Kitabın yazılış hikayesini bilmiyorum ama hayatımda hiç bir kadına bu kadar sinirlenmemiştim. Sevgili Zweig böyle bir kadın tanıdığından mı yazdı bu hikayeyi yoksa böyle sevilmek istediğinden mi diye düşünmeden edemiyorum. Her iki türlüsü için de ziyadesiyle takıntılı bir durum.