Teleleri, Aktürkman’ı Toplamıştı Soğd’un Hanı, Çapul etti Eşkaniyan'ı Sevinç adlı soğdağımız! Tümen, Çin’e akın etti. Afrasiyab, Rum’a gitti. Tomris adı göğe yetti. Hüsrev oldu tutsağımız! İlhan Mokan, Bilge Kağan, Gaznevi’den Mahmut Sultan, Selçuklulardan Alparslan Han, Birer şanlı koçağımız! Askerliği gördü atsız. Harzem Şah’ı oldu Atsız. Bugün Hakan, dün bir adsız: Böyle kayar kızağımız! Tunguz, Çin’e hakan oldu. Kıtay Türk’ü üryan oldu. İlk düşünen Gür Han oldu, “Birleşmeli ocağımız”! Ziya GÖKALP
İSLAM ÖNCESİNDEN İSLAM’A GANİMET
İslam öncesi döneminde Araplar savaşçı ve yağmacı bir toplum olmalarından dolayı ganimetler, onların taksimi, esirler ve onlara muamele konusunda bir kültür ve hukuka sahiptiler. Komşu kabilelere baskın/çapul yapmak geçim teminine yönelik bir meslek gibi bazı kabilelerde köklü bir adet ve Arapların ticaret ve çobanlık yanında milli sanatları idi. İslam öncesi Arapları savaşlarda ele geçirdikleri ganimetleri, geçim vasıtası olarak görürlerdi. Bu şekilde ele geçirilen mal hırsızlığa benzemesine rağmen, onu hırsızlıktan saymazlar, bilakis yapılmasında sakınca görülmeyen uğraşı türlerinden sayarlardı. O dönemde sık sık savaşlar ve baskınlar meydana gelir, bunun neticesinde bolca ganimet elde edilirdi. Elde edilen ganimetler savaşı yapan kabileye ait olurdu. Bu ganimetler arasından en kıymetli olan şeyler ise kabile reisine tahsis edilirdi. İslam öncesi döneminde savaş ve baskınlarda elde edilen ganimetler, savaşı yöneten reis ve savaşa katılanlar arasında dağıtılırdı. Ele geçirilen ganimetlerden orduyu yöneten reise dörtte bir hisse verilirdi. Bu payı almak, Araplarda reislik, şeref ve övünç alametlerinden sayılırdı. Bu reisler, aldıkları dörtte bir paylarla kendilerine yüklenen vazifeleri yerine getirir, dörtte birlik paylarının çoğunu kabilesinin fakir ve muhtaçlarına, savaşta başarı ve kahramanlık gösterenlere de bu paydan hibe ederlerdi. İslam öncesi döneminde ganimetler tahsis edilmeden önce Arap reislerinin kendileri için seçtikleri şeylere "safiy'' denirdi. Bu safiy payı, deve, koyun gibi hayvanlardan olabildiği gibi, köle ve cariyeler arasından da seçilebilirdi. Çünkü harp sona erip esirler belli olunca, tıpkı ganimetler taksim edildiği gibi esir alınan kadınlar da soyguna katılanlar arasında pay edilirdi. İslam, kral ve kabile reislerinin
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çapul
Küçük sarı civcivler: ak yumurta, taze süt kapıyı açık kodun, yılanı görmedin hiç düşünmedin ağarken hamam böceklerini bir piç, iki piç, on piç, yüz piç - milyonlarca piç düşünmedin, bir ite çelik babamız diyen yığına baktığında korkardı Şostakoviç uyudun, sen uyurken batak suyu ve lağım bir piç, iki piç, on piç, yüz piç - milyonlarca piç ve kristal gecede pelte pelte bir Alman birahanede baskın ve ahmaklık hıncahınç çocuklarını yedin, çiftleştiğin dişiyi bir piç, iki piç, on piç, yüz piç - milyonlarca piç kulağında, gözünde, şiş karnında daha çok o tatlı ısırıklar; yürekte bir yer hariç baş eğdin; baş eğenler çiğnem çiğnem çiğnenir bir piç, iki piç, on piç, yüz piç - milyonlarca piç giden gitti, ıssızsın: genç adamlar, som kızlar özlemle yutkunarak; kuzu, oğlak ve çepiç şimdi sesini dinle, türkü değil, şiir hiç bir piç, iki piç, on piç, yüz piç - milyonlarca piç o kendi cennetinde: huri, gılman, sterlin sen yalnızca barkodsun; sayı, boşluk ve rayiç ölemezsin, ki ölmek tek insana yaraşır ne taşın, ne hatıran, ne çamur, ne de kerpiç
Pınar Ülgen // Avrupa tarihi
tıp antik çağ – hipokrat, “hastalıklar tanrıların değil bedenin ürünüdür” dedi; modern tıbbın temelini attı. – antik mısır'da beyin ameliyatları yapıldı. trepanasyon adı verilen yöntemle kafatası delinirdi. – antik yunan'da kadın doktorlar vardı ama sadece kadın hastalarla ilgilenebilirlerdi. – romalılar idrarı diş beyazlatmak için kullanırdı; içinde amonyak olduğu için işe yarardı. – yunanlılar hastalıkları “dört vücut sıvısının dengesizliği” ile açıklarlardı: kan, balgam, safra, kara safra. – antik yunan'da histeri bir “kadın hastalığı” sayılırdı. rahmin vücutta dolaştığına inanılırdı. – mısırlılar ilk protez ayakları ve diş köprülerini geliştirdi. estetik değil, işlev içindi. – antik çin'de akupunktur binlerce yıl önce uygulanıyordu. enerji kanallarını dengelemek için iğne kullanılırdı. – hipokrat, havanın ve suyun sağlığa etkisini fark etmişti. bulaşıcı hastalıklarda çevresel etkenleri suçladı. – romalılar sıcak su, soğuk su ve buhar banyolarını tedavi aracı olarak kullandı. termal kültür yaygındı. orta çağ – tıp çoğunlukla dine bağlıydı. hastalıklar “günahın cezası” sayılırdı, tedavi yerine dua önerilirdi. – kan aldırmak yaygındı. ne olursa olsun “fazla kan” zararlı sanılırdı, hatta sağlıklı insanlara da yapılırdı. – veba için önerilen tedaviler arasında güvercinle sürtmek, kanlı bezleri koklamak bile vardı. – cerrahlar genellikle berberdi. saç kesip diş çeker, kırıkları sarar, hatta amputasyon yaparlardı. – anestezi yoktu. alkol içirilir, bağlanır, bazen sadece dua okunurdu. – bazı hastalıkların şeytan tarafından gönderildiğine inanıldığı için, hastaya sopayla vurulurdu. – “kanatlı hacı” denen sahte doktorlar, köy köy dolaşarak yılan yağı gibi sözde ilaçlar satarlardı. – çürük dişleri çekmek yerine kurşunla kaplamak ya da iplikle sallamak yaygındı. ağrıya
Yedinci yüzyılda ortaya çıkan Müslümanlık, sosyoloji bakımından Arapların millet haline geçme savaşıdır. Aynı dili konuştukları halde birbirine düşman boylar ve uruklar durumunda dağınık bir hayat yaşayan kalabalık bir kavim, bir iç veya dış etki ile birlik kurma yoluna elbet gidecekti. Peygamberin ortaya koyduğu esaslar her şeyden önce bunu sağlamış, bilgisizlik, ahlâksızlık ve pislik içinde yuvarlanan Araplara yüksek bir din ve ahlâk şuuru ile milli birlik düşüncesini aşılamaya çalışmıştır. Peygamber hayatta oldukça kudretli ve sempatik şahsiyeti, konuşmaktaki üstün kabiliyeti sayesinde bunu sağlamış, bazı sağlam arkadaşları da kendisini destekleyerek güçlü bir birliğin temellerini atar gibi olmuşlardır. Fakat en yakın arkadaşları arasındaki birlik ve dayanışma bile ancak görünüşte idi. Arapların yüzyıllar boyunca devlet kuramamaktan doğan bölücülükleri, aile ve şahıs menfaatını her şeyden üstün tutan ayırıcı tabiatları, dedikoduculukta son dereceyi bulan ahlâksızlıkları Peygamberin ölümünden sonra hemen kendisini göstermiş, hatta onun sağlığında bile akrabası ve damadı Ali ile, Peygamberin evdeşlerinden Ayşe hakkındaki dedikodular büyük sarsıntılara yol açmıştı. Ayrılık ve bozgunculuk Peygamberin ölümüyle ve ilk önce onun en yakın arkadaşları arasında başlamış devlet başkanlığı ihtiraslarının doğurduğu kavgalar, Müslümanlığı parçalayarak mezhep savaşlarına yol açmış ve yirminci yüzyıla kadar Müslümanlar, birbirini tekfir eden ayrı gruplar halinde bir ölüm dirim savaşı yapmışlardır. Arapların devlet kurmaktaki kabiliyetsizliğinin ve siyasi ahlâksızlığının en kesin tanığı, peygamberden sonra Arap devletinin başına geçip “Hulefâ-i Raşidin” (Ergin ve üstün halifeler) adını alan (yıl: 632-661) ve hepsi de, daha hayatlarında Peygamber tarafından Cennetle müjdelenen
Din
Ciritçi Abdullah'ın sesiyle okudum
Âlemde Görünen Hakîkat Allah’dır Gaybî erenlerden vahdet anlatımı. Ehlibeyt tevhid/Ene’l-Hak anlayışını sade bir anlatımla dizelerine yansıtmış: Tâc ma‘rifet tâcıdır sanma gayrı tâc ola Taklîd ile tok olan ma‘rifette aç ola Düşe düşüp aldanma kendin hayrete salma Senden özge ne vardır ta‘bîre muhtâc ola Sana âllem görünen hakîkatte Allâh’dır Allâh birdir vallâhi sanma ki birkaç ola Bir agaçtır bu âlem meyvesi olmuş âdem Meyvedir maksûd olan sanma ki agaç ola Bu âdem meyvesinin çekirdeği sözündür Sözsüz bu âdem âlem bir anda târâc ola Bu sözlerin meâlî kişi kendin bilmekdir Kendi kendin bilene hakîkat mi‘râc ola Hak denilen özündür özündeki sözündür Gaybî özün bilene rubûbiyyet tâc ola Gâybî Lûgat: - Âllem: Evren, uzay, maddesel varlık