Günaydın
Sükutu sahraya döner dil. Çapulcular üst baş yırtar yalandan. Ruhunun kuyusunda kaç taş bekler habersiz?Sen yüreğini iyi sakla çocuk. Görebildiğin yerler senin;gidebilecek kadar her yol özgür ve ışık. Hakkı saklı
Duygu ve Düşünce
Okunacak Kitap Listeme Ekledim...
Sırf bu bölüm için bile okunur Yorgun Savaşçı. Millî Mücadele yıllarının atmosferini bu gerçeklikte anlatan başka metin var mı bilmiyorum. Gelelim şimdi madalyonun öbür yüzüne! Kaç gündür Bursa’yı inceliyorum, Bursalıların ruh halini anlamaya çalışıyorum. Burası ateş boyuna yakın bütün kasabalarımız gibi şaşırmış... Hiç kimse, kimden yana olduğunu bilmiyor. Bu yüzden herkes kuşkulu, tedirgin... Silahlanmayı göze alamayanlar korkuyor, silahlanmış olanlarsa daha çok korkuyor. Zenginler, talana uğrama ihtimalinin gerçek dehşeti içindeler. Gözlerine uyku girmiyor. Çapulcular, Bursa çapuluna geç kalacaklarını düşünerek kıvranıyorlar. Birilerinin şehri dört yandan ateşe vereceği söyleniyor. Bu fırsattan faydalanarak düşmanlarını temizlemeye hazırlananlar kıyamet gibi... Anzavur gelirse ben seni nasıl astıracağımı düşünüyorum; Millîciler kazanırsa sen beni hangi iftirayla bitirebileceğini tasarlıyorsun. Orduya kimsenin güveni kalmamış... Subayları hiç sevmiyorlar. İstanbul’un saldığı sarıklı bozguncular için biz conuz, farmasonuz. Çıkarımız için dünyayı ateşe veriyoruz. Kan dökmekten bıkıp usanmıyoruz. Hepimiz İttihatçı gavuruyuz. İttihatçı, yani koca memleketi on yılda bu hale getirenler... #KemalTahir x.com/i/status/200483...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ozan Tohumları
( 1 ) Ozan tohumlarıyla yeşeren Dağlara tırmanma girişimim Pek zor dönemlere tanık oldu Kokuşmuş sandaletler üstünde İpi sıkıca bağlıydı sırtımdaki yükün Kayalardan dikkatli pek adımlarla geçtim Tenha alanda kurdu çapulcular pusuyu Heybemden öbekler dolu kor atarak geçtim İlahların ödülü umuduyla tırmandım Sırtımdaki ağır yük, göstermedi acıyı Alnımdan boşanırcasına aktı kokan ter Avucumun içiyle temizledim hepsini. Yorulunca oturdum bir nehir kenarına Yedi kemerli ayrım ortasında tek ağaç, Kovuğunda bir sincap, dalında kuş yuvası Dibe sinmiş ademi izledi kör yavrular Dibinde pineklerken bulut saydım Bulut galip geldi, uyuyakaldım. Önce oduncu, bir balta sonra çam Devrildi çam, yaratıldı güzel kız. ( 2 ) Bu varlıkla ilk defa karşılaşmam değildi Daha önce de ziyaret etti düşlerimi Her bir seferinde bol bol sövgü dolu nefret
Şiir
Ne hanlar tezgahı, ne çapulcular pazarı. Yolunu bulamamış bir ben, bana kör olmuş sen.. Heryer sessiz ve sedasız içimdeki fırtına da sen ama sen ne fırtınadan haber ne sessizlikten…
Sevgili
Paylaşımın en mahrem halidir. Sevgililiği; güven, saygı ve cinsellik olmak üzere üç temel üzerine oturtuyorum. Bu temellerden biri eksik olduğunda, ilişki güdük kalmaktan öteye gidemiyor. Toplumun zihnimize işlediği yanılgılarla, bu güdüklüğü kabullenip cinsellik olmadan bir ilişki yürütmeye çalışıyorsun. Ve hep o eksik ayak yüzünden yıkılıveriyorsun. Sevgilin yanı başındayken ona dokunmadan, öpmeden, sarılmadan; uzaktayken ise onunla bir olmadan ilişkiyi oldurmaya çabalıyorsun. Erkek, "sevgilime zarar veririm" korkusuyla erkek olmaktan imtina ediyor; kadın ise toplumsal baskılar veya cahilce öğretilerle, kadınlığını yaşayamadan aşkı ve sevgiyi ilerletmeye çalışıyor. Çarpık fikirlerle temeli atılan bir ilişki, yıkılmak için bir sam yelini bekler. "Odayı saran huzurun membası, Ayağı saran köklerin sakası, Lal gönlümün dilbaz dildarağası, Elemli girift hayatın şinası Sana tutukluyum, mecnun dahası..." Ateşten Odam – Muzaffer “Nevazi” KOÇ İnsan, sevdiğinin kokusunu hissetmek, paylaşımın en güzeline varmak istemez mi? Muhabbette sevişen zihinler, iş bedenlere gelince neden kendilerine ket vurur? Sevgi ve aşk bu değildir. Bu şekilde ket vuruldukça, aslında karşı tarafın sevgisine ve özlemine de set çekildiğinin farkına varılmaz. Saklandıkça değerli olacağını sanan gafil, doğru kişinin gelecekte değil, hislerinin bütünlüğünde ve yaşadığı anın içinde olduğunun ayırdına varamaz. Varsın yıkılsın, yeri geldiği zaman. Yıkıntıları temizleyip yeniden inşa etmeyi öğrenmelisin. Eğer yaşadıklarını ve öğrendiklerini hazmederek yol alırsan, güven tekrar tesis edilir, saygı tekrar kazanılır, mahremiyet yine doğru insana açılır. Geleceğe sapasağlam bir yapıyla ilerleyemiyorsan, sen zaten o sevgiye ve aşka hiç layık olamayacaksın. Doğru insan gelmeyecek; çürüyüp gideceksin.
Duygu ve Düşünce
Savaş Bitti
... kapışmaya dalmanın hayrını gör bak ne güzel yakıştı çapulcular kim idiyse tarih onlara kaldı biletler karaborsa satıldı bırakmadı borç yakanı kim ki baktı vücudun münezzeh yerlerine akıttı kanı çattı ahaliye pamuk bayram güzideler andante ağladı ... İsmet Özel Of Not Being A Jew
Alıntı