İnsan kalbinin pek çok yerinden kırılır. İyileşmesi tüm savaşlarıyla ve küskünlükleriyle barış yapmasıyla mümkün ancak. Fakat bunların arasında en önemlisi kişinin kendiyle barışık olmasıdır. Zira yaralayan ve yaralanan aynı bünyede birleştiğinde çatışma daha kanlı daha şiddetli olur.
"Ma" felsefesi...
Çogu çatışma, insanların birbirini sevmediği için ortaya çlkmaz. Asıl sorun, iki kişinin sinir sisteminin aynı anda alarm durumunda olmasıdır. Japon kültüründe "Ma" , kelimeler daha fazla zarar vermeden önce verilen bilinçli bir sessizlik alanını ifade eder. insanlar dürtüsel şekilde tepki vermek yerine önce sakinleşmek için kendilerine alan tanır. Çünkü aşırı uyarılmış bir beyin kontrol etmeye çalışırken, dengelenmiş bir beyin gerçekten dinleyebilir. Gerçek duygusal olgunluk, aklına gelen her şeyi hemen söylemek degildir. Asıl olgunluk, iletişim kurmak için doğru zamanın ne zaman olduğunu fark edebilmektir. Bazen sessizlik uzaklaşmak anlamına gelmez; aksine, karşındakini ve ilişkiyi korumanın en sevgi dolu yollarından biridir. Belki de ilişkilerin ihtiyacı olan şey daha fazla konuşmak değil, kelimelerin arasına yerleştirilen daha fazla bilinçli sakinliktir. # @lıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Malya'da Bir Paradoks: 1240 Babai İsyanı'nın Bastırılmasında Frank Paralı Askerleri ve Selçuklu Meşruiyet Krizinin Anatomisi Bir Devletin Kendi Eliyle Açtığı Yara Bir devletin, kendi tebaasına karşı yabancı bir kılıcı sahaya sürmesi, salt askeri bir tercih değildir; bu, devletin kendi toplumsal sözleşmesiyle arasındaki bağın ne ölçüde gerildiğinin de bir itirafıdır. 1240 yılında Kırşehir yakınlarındaki Malya Ovası'nda yaşanan çatışma, tam da bu türden bir itirafın sahnelendiği yerdir. Anadolu Selçuklu Devleti, Baba İlyas ve Baba İshak önderliğindeki büyük Türkmen-derviş hareketini bastırmak için, ordusunun en etkili vurucu gücü olarak zırhlı Frank paralı askerlerini öne çıkarmıştır. Bu makalenin amacı, sayısal olarak küçük bir askeri unsurun —birkaç yüz ya da bin kişilik bir Frank süvari gücünün— nasıl olup da 13. yüzyıl Anadolu'sunun toplumsal hafızasında bu denli ağır bir iz bıraktığını, dönemin kaynakları ve modern araştırmalar ışığında incelemektir. İddia şudur: Malya Ovası'ndaki bu askeri detay, Selçuklu'nun kendi toplumsal tabanıyla ilişkisinde yaşanan derin bir kopuşun en görünür semptomudur ve bu semptom, sonraki yüzyıllarda Anadolu'nun siyasi-dini hafızasını şekillendiren bir referans noktasına dönüşmüştür. Olayın Anatomisi: Kaynaklar Ne Diyor? Babai İsyanı'nı birinci elden anlatan dört temel kaynak bulunmaktadır: Selçuklu sarayına hizmet eden İbn Bîbî (el-Evâmirü'l-Alâiyye), Süryani tarihçi Bar Hebraeus (Ebü'l-Ferec), vak'anüvis Sibt İbnü'l-Cevzî ve isyanın bastırılmasına bizzat katılan Frank birlikleriyle Anadolu'ya gelen Dominiken misyoner Simon de Saint Quentin. Bu dördüncü kaynak özellikle dikkat çekicidir: Simon, olaydan altı yıl sonra Anadolu'ya geldiğinde, hem isyanı bastıran Frank askerleriyle hem de Türkmenler ve yerli Hristiyanlarla görüşerek
Tarih
İkimiz de sanıyorduk ve sen haklı çıktın korktuğum buydu haklı olman birlikte bir ömrü teğet geçti.
"Uçurumlar var diyorum, insanla insan arasında, kendiyle kendi arasında insanın." Nilgün Marmara
Şiir
Ne çok sonra var, değil mi?
-Sen ne düşünüyorsun? -Acaba gelecek 25 yılda neler olacak bu ülkede? -Söyleyeyim? Olacak olanları mı olmasını istedikleri mi? -Bu hangi filmden -Bu henüz çekilmemiş bir filmden. 25 yıl sonra biz seninle belki yine ben u sen'de surlara çıkarız. ama biraz yaşlanmış oluruz. senle beraber bütün karadeniz'in etrafını bisikletle dolanırız. batum'da chacha içer, hüzünlü gürcü şarkıları dinleriz. soyim'de mayakovsky’nin evine götürürüm seni. yaltalı doktor chekov'dan öyküler okuruz. "içelim ve birbirimize 'sen' diyelim." deyip moskova-petruski treninde votka içeriz. "varna'da karşı kıyıdan sesleniyorum. sesimi işitiyor musun memet! memet!" deyip nazım'ı yâd ederiz. sonra haritayı açarız, gözümüzü kaparız. böyle parmağımızı koyarız bir noktaya. derim yürü, dünya haritasına. sonra ben politikaya atılırım. ama sadece ulaştırma bakanı olurum ha! bütün ülkeyi demir yollarıyla döşerim. sadece batıdan doğuya değil. doğudan karadeniz'e, karadeniz'den akdeniz'e uzun uzun demir yolları... sonra her bölgede yok olmakta olan diller ve kültürlerle ilgili enstitüler kurulmuş olur. sonra, sonra her şey değişmiş olur. sonra çalışma saatleri 5 saat olur. sonra 30 yıldır içinde bulunduğumuz bu çatışma ortamıyla ilgili hakikatleri araştırma komisyonları kurulmuş olur. sonra… ne çok sonra var, değil mi? Gelecek Uzun Sürer
Alıntı