"Uçurumlar var diyorum, insanla insan arasında, kendiyle kendi arasında insanın." Nilgün Marmara
Şiir
Ne çok sonra var, değil mi?
-Sen ne düşünüyorsun? -Acaba gelecek 25 yılda neler olacak bu ülkede? -Söyleyeyim? Olacak olanları mı olmasını istedikleri mi? -Bu hangi filmden -Bu henüz çekilmemiş bir filmden. 25 yıl sonra biz seninle belki yine ben u sen'de surlara çıkarız. ama biraz yaşlanmış oluruz. senle beraber bütün karadeniz'in etrafını bisikletle dolanırız. batum'da chacha içer, hüzünlü gürcü şarkıları dinleriz. soyim'de mayakovsky’nin evine götürürüm seni. yaltalı doktor chekov'dan öyküler okuruz. "içelim ve birbirimize 'sen' diyelim." deyip moskova-petruski treninde votka içeriz. "varna'da karşı kıyıdan sesleniyorum. sesimi işitiyor musun memet! memet!" deyip nazım'ı yâd ederiz. sonra haritayı açarız, gözümüzü kaparız. böyle parmağımızı koyarız bir noktaya. derim yürü, dünya haritasına. sonra ben politikaya atılırım. ama sadece ulaştırma bakanı olurum ha! bütün ülkeyi demir yollarıyla döşerim. sadece batıdan doğuya değil. doğudan karadeniz'e, karadeniz'den akdeniz'e uzun uzun demir yolları... sonra her bölgede yok olmakta olan diller ve kültürlerle ilgili enstitüler kurulmuş olur. sonra, sonra her şey değişmiş olur. sonra çalışma saatleri 5 saat olur. sonra 30 yıldır içinde bulunduğumuz bu çatışma ortamıyla ilgili hakikatleri araştırma komisyonları kurulmuş olur. sonra… ne çok sonra var, değil mi? Gelecek Uzun Sürer
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
" şimdi güneş doğar, adım adım karanlığa esir olurken.. "
1000Kitap
Kurucu Miras, Kalıcı Yapı: CHP ve Türk Siyasetinin Döngüselliği Üzerine Bir Deneme I. Servetin Kaynağı, Yapının Şifresi CHP'nin bugünkü mali gücünün kökenlerine bakmak, sıradan bir kurumsal tarih meselesi değildir. Mübadele'den kalan gayrimenkuller, İttihat ve Terakki'den intikal eden varlıklar, 1942 Varlık Vergisi ile gerçekleşen sermaye transferi ve dönemin kişisel hibeleri—bunların hepsi, partiyi sıradan bir siyasi organizasyondan ayıran bir mirası temsil eder. Bu miras, salt maddi bir zenginlik birikimi değil, "devlet" ile "parti" arasındaki sınırın neredeyse hiç çizilmediği bir kuruluş döneminin izidir. Bu yazının iddiası şudur: söz konusu tarihsel-ekonomik temel, partinin bugünkü siyasi davranışını—iktidar olma konusundaki isteksizliğini, statükoyla kurduğu ilişkiyi ve sistem içindeki konumlanışını—büyük ölçüde açıklayan bir yapısal kod oluşturur. II. Kurucu İrade ile Ekonomik Gücün Kaynaşması Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında parti ile devlet, kavramsal olarak ayrı şeyler değildi. Bu nedenle, dönemin büyük iktisadi hamleleri—Mübadele ile boşalan mülklerin tasfiyesi, Varlık Vergisi yoluyla gerçekleşen sermaye el değiştirmesi—resmî söylemde "millî bir ekonomi" inşa etme hedefine bağlanıyordu. Ancak bu sürecin pratik sonucu, siyasi erk ile ekonomik gücün birbirine geçmesi oldu. Bu kaynaşma, partiyi yalnızca bir siyasi aktör olmaktan çıkarıp, Cumhuriyet'in kurucu iradesinin "maddi temsilcisi" konumuna taşıdı. Buradan, partinin neden bugün "devleti yönetme" arzusundan ziyade "devleti koruma" refleksiyle hareket ettiğine dair bir açıklama çıkar: seçimle gelen, geçici bir iktidar olma fikri, kendisini "kurucu" bir özne olarak konumlandıran bir yapı için yapısal bir çatışma kaynağıdır. III. İktidardan Kaçış Değil, Merkezde Kalma Tercihi Eğer bir partinin temelinde
1000Kitap
Carl Jung'un "bireyselleşme" teorisine göre, insanın hayattaki en büyük amacı maskelerinden sıyrılıp kendi özgün benliğini inşa etmesidir. Yaşanan içsel sancı ise anlamsız bir acı değil, eski, işlevsiz düşünce kalıplarının yıkılmasından kaynaklanan bir süreçtir. Kişi bu süreçte hem dönüşümü başlatan irade hem de dönüşen parçanın kendisi olduğu için derin bir iç çatışma yaşaması muhtemeldir.Jung bu durumu insanın gerçek potansiyeline ulaşmasına yardımcı olan bir eşik olduğunu belirtmektedir.
Duygu ve Düşünce
İçimde sana gelmek için taarruz eden bir ordu var ve ben hergün o orduyu durdurmaya çalışıyorum.
Alıntı