Yerdeniz Büyücüsü okuduğum ilk Ursula K. Le Guin kitabı; ve maalesef yaklaşık 1 yılda tamamladığım bir kitap. Ara sıra sıkıntıdan elime aldığımda bende bitirme isteği bile uyandırmayan bu kitap Mülksüzler'i okuma niyetimi değiştirmese de yazarın kitaplarına başlangıç adına bir hayal kırıklığı oldu. Fantastik dünyasının karmaşıklığı, isimleri ve yapısı yeterince açıklanmamıştı, dilinin ve anlatımının hiçbir sürükleyiciliği yoktu. Kitabın özünün bir gölgenin kovalanmasından ibaret olması bence yetersiz bir olay kurgusuydu, araya sıkıştırılan tüm diğer olaylar ise zorlama duruyordu ve "Ne zaman asıl olay çözülecek artık?" sorusunun sıkıntısını geçirmiyordu. Tabi ki gölge kovalamacası kitabın son sayfalarına kadar çözülmedi... Kitabın bende herhangi bir duygu uyandırabildiği tek an ise bu çözüm oldu; Ged'in gölgeye adıyla, yani kendi adıyla seslenmesi. Başından beri gölgenin Ged'in karanlık tarafı olduğunu hissetsem de onu özümseyerek onunla bütünleşeceğini düşünmemiştim. Kitabı alma sebebim olan arka kapaktaki yazıyı o an hatırladım; Büyümek. Gölge sonunda değişken yüzlerini gösterdiğinde Ged'in nefret ettiği insanlarda(babasında, Jasper'da ve çok yüzeysel anlatıldığı için hatırlamadığım diğer karakterlerde) aslında kendinden parçalar gördüğünü anladım. Tüm bu benzerlikler, duygular Ged'in farkında bile olmak istemediği karanlık yönünü temsil ediyordu ve gölgeyle bütünleşerek bunları kabullendiğinde ortaya ne bir zafer ne de bir mağlubiyet çıktı, çünkü büyümek bir savaş değil, uzun ve zor bir yolculuktu. Çünkü büyümek kendi kendimize bile itiraf edemediklerimizle yüzleşmek ve onları kabullenerek bütün bir kimliğe sığdırabilmekti.
Böyle güzel bir mesajın çok daha güzel bir şekilde verilmesini ve daha çok açıklanarak kendi büyüme çabama dokunabilmesini çok isterdim fakat bu