10/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Zamanım yok" diyenler burada mı? "Meditasyon yapmak istiyorum ama 20 dakika oturup duramam." "Zihnim asla susmuyor." "İş, güç, koşturmaca derken kendime ayıracak tek bir dakikam bile yok." Tanıdık geldi mi? Osho bu kitapta tam olarak bu kaosu çözüyor. Meditasyon bir yerde hareketsiz oturmak değil, yaptığın her şeye farkındalık getirmektir. Osho'ya göre meditasyon için dağ başına çekilmek gerekmez. Trafikte beklerken, kahve içerken veya mail yazarken de meditasyon yapabilirsiniz. Kitaptan Öne Çıkan 3 Pratik Öneri: 1. Nefes Molası: Gün içinde sadece 1 dakika boyunca sadece nefes alıp verdiğinizi hissedin. Hepsi bu 2. İzleyici Olun: Zihninizdeki düşünceleri susturmaya çalışmayın, sadece akan bir trafik gibi onları izleyin. 3. Eyleme Odaklanın: Çay içerken sadece çay için. Telefonu bırakın ve o anın tadını çıkarın. Bu da bir meditasyondur. Benim bu kitap için puanım 10/10. Kısaca yorumumu soracak olursanız; "Modern dünyanın hızına yetişmeye çalışırken ruhunu geride bırakan herkesin okuması gereken, pratik ve 'bahanesiz' bir rehber. Benim farkındalığımı çok artırdı." Sen meditasyon yapıyor musun yoksa 'zamanım yok' diyenlerden misin?
Yoğun Tempolu İnsanlar İçin MeditasyonOsho · Mia Basım Yayın · 2005123 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:13
Albert Camus un okuduğum ilk eseri oldu. Yazarın dq çıkış yapan ilk kitabıymış zaten. Yazarla böyle tanışmış oldum, kendi ruh halime de biraz yakın bulduğum için severek okudum. Tek beğenmediğim yanı bazen * saçma sapan cümle kalıplarının olmasıydı *. Yani o an dünyayla kendimi çok benzer, çok kardeşçe buldum, bu yüzden mutlu oldum, diyor. Senin dünyayla ne ortak yanın olabilir Allah aşkına :)) tek sevmediğim buydu o da zaten 1 2 cümle tek vardı kitabın sonuna doğru. Olay örgüsüne gelirsek mersault adında ( soyadı) karakterimizin annesinin ölümüyle birlikte defin işlemleri için huzur evine gitmesiyle başlıyor. Ve hayata karşı aşırı kayıtsız, umursamaz, vurdumduymaz biri olan karakterimiz bu ölüm olayını bile gayet normal bir şey gibi çay, kahve elde sigara ile karşılayıp, bitse de kurtulsam kafasında olan biri. Ha bu kayıtsızlığı ilerde başına çok büyük bir bela açacak ve biz de bunu okuyacağız :)). Karakter hakkındaki kendi fikrimi yazacak olursam da bence kitaba da ismini verdiği gibi Yabancı biri. Herkese, her şeye yabancı. Sevmeye yabancı, sevilmeye yabancı, öfkeye yabancı, kıskançlığa yabancı, insanların kırılıp kırılmamasına yabancı... Robot gibi takılıyor. Takıldığı kız arkadaşı Beni seviyor musun, diyor mesela. Cevabı ; sevdiğimi sanmıyorum ama bence önemsiz zaten, oluyor. :) Yani bence karakterin canlı ve insanlarla ortak tek duygusu libidosu. Onun dışında ruhsuz bir adam. Bezgln Bekir var bizim burada onun gibi bir şey. Henüz mersault kadar ruhsuz olmadım ama gittikçe ona benzediğimi de hissetmiyor değilim. O yüzden hissederek, onun ruh haliyle okudum ben. Severek okudum. İsteyen de okusun.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·56 syf.··
2026 34. kitabı
Cemal Süreya’nın altıncı ve son şiir kitabı Güz Bitiği, 1 Nisan 1988’de yayımlanmıştır. Sıcak Nal’dan sadece bir gün sonra çıkan kitap, aynı yıl Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanmıştır (Sıcak Nal ile birlikte). Kitap, şairin olgunluk döneminin en damıtılmış, en içe dönük ve veda havası taşıyan eserlerinden biri olarak kabul edilir. Kitap toplam 56 sayfa civarındadır ve şu bileşenlerden oluşur: 1 düzyazı 20 şiir 1 şarkı 11 beyit 16 dize Süreya, kitabı “tek bir şiir” olarak nitelendirmiştir. Parçalar ayrı ayrı başlıklı gibi dursa da bütünsel bir akış ve tek bir duygusal/melankolik tonda ilerler. Adı, Doğu Perinçek’e göre Dîvânü Lugati’t-Türk’teki “Ay Bitigi”nden (askerlerin ad ve azık defteri) esinlenmiştir; “güz” mevsimiyle birleşince sonbaharın bitiş defteri, hesaplaşma ve veda anlamı taşır. Biçimsel çeşitlilik (düzyazıdan beyite, şarkıya) kitaba zenginlik katar. Şiirler genellikle kısa, yalın ve imgelerle örülüdür; gösterişli imgelerden ziyade suskunluklar, eksiltiler ve sezdirme ağır basar. Temalar Aşk, Ayrılık ve Yalnızlık: Kitabın kalbi burada atar. Şiirlerin çoğu “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni” dizesiyle biter. Bu nakarat, sevgiyi basit anlara (bir çay içmek, bir bakış, bir yürüyüş) indirgerken aynı zamanda derin bir pişmanlık ve kabulleniş taşır. Zaman, Ölüm ve Veda: Sonbahar (güz) metaforu hâkimdir; sararan yapraklar, soğuyan hava, bitiş hissi. Şair adeta kendi şiir serüvenine ve hayata veda etmektedir. Melankoli dinginliğe, kabullenişe evrilir. İnsan İlişkileri ve Varoluş: Günlük hayat imgeleri (banliyö treni, çay, sokak, nalburlar) üzerinden evrensel duygular işlenir. Yalnızlık “ovanın düz oluşu gibi” yalın ve kaçınılmazdır. Kitap, İkinci Yeni’nin imgeci, yenilikçi dilinden uzaklaşarak daha olgun, daha doğrudan ama hâlâ derin bir üsluba
Güz BitigiCemal Süreya · Can Yayınları · 2020946 okunma
Puan vermedi·296 syf.·
2026 452. kitabı
"Umut etmeyi" yıllar, önce bırakmıştı" Patrick Hamilton İkinci Dünya Savaşı dönemini ve savaşın arka cephesindeki insan psikolojisini anlattığı çarpıcı bir romandır. İkinci Dünya Savaşı'nın en şiddetli dönemlerinde, Londra dışındaki Thames lockdon kasabasına Bayan Roach: Londra'da bir yayınevinde çalışan 39 yaşındaki Bayan Roach, evi bombalanınca Rosamund Çay Odaları adlı bu küçük pansiyona sığınmak zorunda kalır. Pansiyon Yaşam: Pansiyonda yaşayan herkes onun gibi kendi gri, yalnız hayatlarını sürdürmektedir Karizmatik bir Amerikalı teğmenin pansiyona katılmasıyla buradaki kırılgan dengeler ve ilişkiler altüst olur. Psikolojik Savaş,Dışarıdaki devasa savaşın yalnızca bir uğultu olarak kaldığı bu yerde, asıl savaş insanların kendi içlerinde, kıskançlıklarla ve duygusal zorbalıklarla yürütülür. Yalnızlığın Esirleri , savaşın getirdiği mültecilik hissini, duygusal çaresizliği, yoklukları ve insanların birbirleriyle olan ilişkilerindeki ince çizgileri gözler önüne serer. Yalnızlığın Esirleri İnsanların gerçekte ne istediğini hiçbir zaman bilemiyordu insan. S:113
Roman - Tarih - Edebiyat
Yalnızlığın EsirleriPatrick Hamilton · Jaguar Kitap · 202526 okunma
7/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Seni okurken kaç bardak çay içtim bilmiyorum ama bir kutu mendil harcadığım doğrudur @aysegulcicekoglu sizi çok geç tanıdım ama harika hikayelerinizden kopamadan sadece üç günde bitirdiğim bir güzel yapıt daha yüreğinize kaleminize sağlık sonsuz teşekkürler #okudumbitti #aysegülçiçekoğluokuyorum #müptelayayınları #kitap #kitapokuyorum #kitapokumakgüzeldir Ayşegül Çiçekoğlu
Alıntı
Kendi Düşen AğlamazAyşegül Çiçekoğlu · Müptela Yayınları · 2017420 okunma
Puan vermedi·127 syf.··
2023 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2023 16:42
​Biliyorum, "feminist edebiyatın başyapıtı" dendiğinde bazen insanın gözü korkabiliyor; acaba çok mu didaktik, çok mu teorik bir kitapla karşılaşacağım diye düşünüyor insan. Ama Virginia Woolf, bu kitapta o kadar zarif, o kadar odanın içinden ve seninle karşılıklı çay içiyormuş gibi bir dil kuruyor ki, daha ilk sayfalardan seni nehir kenarında yaptığı o meşhur yürüyüşe ortak ediyormuş gibi hissediyorsun. ​Kitabın asıl meselesi aslında çok basit ama bir o kadar da derin bir teze dayanıyor: "Bir kadının kurmaca yazabilmesi için parası ve kendine ait bir odası olmalıdır." ​Woolf bunu söylerken sadece fiziksel bir dört duvardan bahsetmiyor aslında. O odanın kapısını kapattığında dışarıda bırakabileceğin o toplumsal baskılardan, "sen kadındır yapamazsın" ya da "önce ev işlerini bitir" diyen o görünmez seslerden özgürleşmeyi anlatıyor. Maddi bağımsızlık ile yaratıcılığın nasıl iç içe geçtiğini, tarih boyunca kadınların neden kalıcı eserler üretemediğini yeteneksizliklerine değil, tamamen hayatlarındaki o "kendilerine ait alan" eksikliğine bağlıyor.
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,3bin okunma