Çay... Sen hep severdin çay içmeyi. Bir ara Rize'den getirtmiştik bir iki paket, ne güzel kokuyordu. Bitti işte. Zaten yaşayışımızda bitmeyen ne var ki!
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Alıntı
Babamın adı Oteldeki odasına girer girmez üzerindekilerle uzandı yatağa. Kalın perdeleri aralayıp pencereyi azıcık açsa iyi olur, içerisi havasız, rutubetli, sanki ıslak terlik kokuyor, yine de kalkmaya üşendi. Yorulmuştu, doğru dürüst uyumadan sabahın köründe kalkmış, uçağın sarsıntısı yetmezmiş gibi, üzerine üç saatlik otobüs yolculuğu yapmıştı bir de. Hemen otele yerleşip dinlenseler neyse; Murat otobüsten iner inmez kasabayı şöyle bir gezmek için tutturmuştu. Bir şeyler yedikten sonra iki saate yakın dolaştılar. Murat da yormuştu, çok konuşmamış, ama ne zaman ağzını açsa, yolları nereye çıksa, "Ne yapmışlar burayı böyle Tuncay, ne çirkin, ne saçma!" deyip durmuştu. Otuz beş yıl önceki gibi mi bulacaklardı? Değişecekti bir şeyler elbette. Üstelik öyle böyle bir otuz beş yıl da değildi - dünyanın, memleketin allak bullak olduğu, savaşlarla, hırgürle geçmiş onca yıl. Şaşacak ne vardı bunca? Murat yıllardır yurtdışında yaşıyor, sanıyor ki her şey hâlâ bıraktığı gibi. Lise sona geçtikleri yaz, bir sabah erkenden Tuncaylara gelmişti. Herhangi bir gün gibiydi, benzerini sık yaşadıkları, yaz bitene dek her Allah'ın günü yaşayacakları. Öyle olmamıştı; yalnız kaldıklarında Murat, "Biz gidiyoruz," demişti. "Tatil ha. Nereye?" diye sorduğunda derin bir soluk alıp temelli gittiklerini, ailecek bir aya kalmadan Fransa'ya taşınacaklarını söylemişti. Bu kadar yıl bir daha hiç görüşmeyeceklerini ikisi de tahmin edemezdi. On yedi yaşındaydılar, her zaman her yere gidilir, buluşmak, görüşmek daima mümkündür sanıyorlardı. Akrabaları varmış orada, iyi bir iş imkânı doğunca babası günlerce düşünüp taşındıktan sonra gitmeye karar vermiş. Adamın gül gibi işi varken, kasabanın en iyi terzisiydi, büyük oğlu seneye üniversiteye başlayacakken bu Fransa işinin nereden çıktığını
Sayfa 85·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Anlaştık :)
“Güne gülümseyerek başlayın.” “Bir keyif kahvesi için.”
Alıntı
Bir maç sonunda, "Bir yerde birşeyler yiyip içelim," dedik. Bayağı ka­labalıktık o gün. 10-15 kişi doluştuk arabalara, Salacak'a indik. Biri, deniz üs­tündeki büyük bahçeyi önerdi. Çay-kahve dışında yemek de veriyorlarmış. Bahçeye girdik. Bir de baktım, üç kişi, "Ooo ... Ülkü!" diye üstümü­ze geliyor. Üçü de bıçkın! Yolda görsen kaldınm değiştirirsin. Tanıdım he­men. Elhamra Tiyatrosu'nun büfesini işletirlerdi. Yıllarca ahbaplık etmiş­tik. Şimdi bahçeyi onlar çalıştırıyormuş. Denize bakan en güzel yere oturt­tular bizi. Çevremizde dört dönüyorlar. Masayı donattılar. Dakika başında gelip, "Bir emrin var mı?" diye soruyorlar. Benim de fiyakamdan geçilmiyor tabii. Asıl bomba yemeğin ortalarında patladı. Koca bir sini geldi. "Mües­sesenin ikramı". Kim bilir kaç milyon yumurtayla yapılmış bol malzemeli harika, dev bir menemen! Ama o kadar acıydı ki, kimse yiyemedi. Hayır, menemene acılığı ve­ren içindeki yeşil biberler değildi. Hani doğum günü pastalarının üstüne "Mutlu Yıllar" yazılır ya, bizim büfeciler de, kıyak olsun diye, menemenin üstüne, sininin neredeyse tümünü kaplayan koca koca harflerle ÜLKÜ TA­MER yazmışlardı. Karabiberle.
Sayfa 113·Kitabı okuyor
"Güneş'i getirip sağ elime, Ay'ı da sol elime koysalar ve bana bu işten cay deseler yine vazgeçmeyip İslâmiyeti yaymaya devam edeceğim. Bu yolda canımı feda etmeye hazırım. Yeter ki Rabbim benden razı olsun!... ​Efendimiz, aleyhisselam bunları söyledikten sonra dolu dolu gözlerle oradan uzaklaştı."
Mustafa Kemal'in uyku düzeni ve sigara alışkanlığı hakkında
Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı hazırlıklarını Şişli'deki evinde olduğu kadar, son derece güvendiği büyükbabam Dr. Luigi Tergiman'ın konağında da sürdürmüştür. Pek çok kereler, ev halkı yattıktan sonra, evin perdeleri çekilmiş salonlarından birinde arkadaşlarıyla buluşarak sabahladıkları olmuştur. Mustafa Kemal, bu toplantıların bazılarına büyükbabamı da davet ederek kendisine duyduğu güveni belirtmiştir. Bu devrede Mustafa Kemal'in yorgun ve sinirli olduğunu, az uyuyup çok sigara içtiğini, çok az yemek yediğini gören büyükbabam muayene olması için ısrar eder. Mustafa Kemal büyükbabamın evinde, bir çay toplantısında tanıştığı aile dostu Dr. Hasan Hüsnü'nün de ısrarı üzerine sonunda muayene olmayı kabul etmiş. Teşhisin ne olduğunu bilmiyorum, ama Dr. Hasan Hüsnü, Mustafa Kemal'e, sigara ve içkiyi derhal azaltmasını önermiş. Mustafa Kemal gülerek önce, "Doktor, acı patlıcanı kırağı çalmaz" demiş sonra da düşünceli bir tavırla, "Atın ölümü arpadan olsun" diye ilave etmiştir. Bu anıyı bana Dr. Hasan Hüsnü'nün kızı Sayın Refia Dilgimen anlatmıştı
Sayfa 67·Kitabı okudu