Buen Caminooo:)
Puan vermedi·504 syf.··
2026 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:32
Şükürler olsun bitti. Sanki o uzun yolu bizzat ben yürümüş ve bitirmişim gibi yorgun, mutlu ve umutluyum. Yazar Nero, sonunu bu kadar “anlamlı” ve “güsel” bağlamasaydı, kitap çok sıkıcı amaan okumayın derdim. (Ne haddime okursanız okuyun bennem:) wqjfjf) Baş roldeki karakterimiz Çiğdem, arkadaşı Ogo ile beraber, Porto’dan İspanya’ya yani Camino’ya yürümeye karar verir. Amaçları tabiki dünyanın sonu diye anılan meşhur Finisterra’ya ulaşmaktır. Aslında orası insanlar için bi çeşit kişisel gelişim yoludur ya da Nirvana’ya ulaşmak gibi bir şeydir:) Yol, onları eğitir. Her telden insanla karşılaşırlar. Bu yola çıkanların her birinin farklı sebepleri vardır; kimi hacı olmak ister, kimi aşk acısını unutmak ister, kimi arkadaşına eşlik için oradadır, kiminin gidecek yeri yoktur vs vs. Derken baş rolümüz Ç. nin ise bu yolda çok manidar ve enteresan bi sebebi vardır. Ona ulaşacak mı ulaşmayacak mı orasını diyemiyorum fekattt aptalca şeyler de olmadı değil kitapta. Ayyy bi ara bi konu netflixe dönücek sandım, bi dokandı geçti, ayyyyy öhömmmm neyse ama sonuuuuu böle üzümlü kek gibi yapıyor okuyucuyu:) nasıl bağrına basıyor anlatamammm, senin okuman ve bunu hissetmen gerekk 1K okuyucusu:) benden bu Kader:) oku ve sen de güzel duygularla kitaptan ayrılamaaa:))) ama elbet veda ediciğizzz her kipata:) hoşça kalll ev.. hoşça kal sevgili Flanöz ve Flaneur’lar.. hoşça kal asabi kurabiyem.. hoşça kal herkes.. Ve buen Camino dostlar:)
EvNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,8bin okunma
Bismillah
10/10
·53 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Ayyyyyy çox şirin, maraqlı və rəngarəng bir nağıl kitabı⁠ ◕⁠ᴗ⁠◕⁠✿ Çox sevirəm belə kitabları Şipşirin hədiyyəsinə görə Adsız -a təşəkkür edirəm
Masal'ın İstanbul Maceraları GalataEce Erdoğuş · Epsilon Yayınevi · 20205 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·106 syf.··
2026 19. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 23:30
Ayyyyy, karakterimizin tabiri caizse çenesi düşmüş. Durmadan bir şeyler anlatıyor. Üstelik bunu öyle bir şekilde yapıyor ki, seçtiği kelimeler ve anlattığı olaylar adeta dans eder gibi birbirlerinin ayağına dolanmadan, tam bir ahenk içinde yerlerini buluyor. Bu dans da yavaş değil bu arada. Oldukça hızlı ve kesintisiz sürüyor. Çünkü yazar, yüz altı sayfa boyunca nokta kullanmıyor. Son noktayı ancak kitabın sonunda koyuyor. Bu yönüyle bana biricik Jose Saramago’yu anımsattı. O da benzer şekilde noktalama işaretlerini alışılmışın dışında kullanırdı. Okurken, “Acaba Saramago, Hrabal’ın bu kitabını okudu mu?” diye düşünmeden edemedim. Sonuçta bu kitap 1964’te yayımlanmış.Neyse. “Yetişkinler ve İleri Düzeyde Öğrenciler İçin Dans Dersleri (Dancing Lessons for the Advanced in Age)” kitabının konusunu özetlemek pek kolay değil. Arka kapakta da yazdığı gibi bir maceraperest var ve kilise bahçesinde bacaklarını uzatıp güneşlenen kızlara önceki gece gördüğü rüyayı anlatıyor kitap boyunca. İlk bakışta sanki hiçbir şey anlatmıyormuş gibi görünüyor geveze karakterimiz. Ama aslında dönemin politik atmosferine, insanlarına ve toplumsal yapısına ince eleştiriler yöneltiyor hızlı geçen cümleler arasında. Tam bi karnavaleks roman örneği. Ben hem kitabı hem palavracı anlatıcı hem de Çek yazar Bohumil Hrabal’ı pek sevdim. Okurken yer yer kahkaha attığım anlar da oldu. Onun “Sıkı Kontrol Edilen Trenler” ve uzun süredir basımı olmayan “Gürültülü Yalnızlık” kitapları uzun zamandır listemdeydi. Şimdi onları okumak için daha da meraklandım. @_sayfayolcusu_
1000Kitap
Yetişkinler Ve İleri Düzeyde Öğrenciler İçin Dans DersleriBohumil Hrabal · Notos Kitap · 202225 okunma
Ben seni yudum yudum içtim oğlum...
Puan vermedi·176 syf.·
2026 29. kitabı
Sevgili Murathan Mungan: Sana kapıların eşiğinden, zihnimin içindeki bir şarkıyla yazıyorum. Hani şu; Hadi dur o sarı odalarda durabilirsen... diye rest çeken şarkı... Kulağımda bu şarkıyla; inceleme yazmak yerine hem sana, hem kendime "yazıyla sarılmak' istedim sadece. Çünkü bazı metinler anlatılmaz, onların içinden geçilir. Ben de senin cümlelerinin içinden geçtim.... Masalların da sonuna geldim Dokuz Anahtarlı Kırk Oda ile... Hadi olalım eskisi gibi olabilirsek... Kırk Oda ile başladım; kapılar açıldı, odalar çoğaldı, her odada biraz daha kendime rastladım. Sonra aynalar geldi, insanlar kanadı, hikâyeler derinleşti… Her odada bir şey bıraktım: bir korku, bir hatıra, bir özlem, bir kırgınlık… ve en çok da kendimden parçalar. Kanun mudur bu yasaklık ? :) Ve fark ettim ki sen bana hikâye anlatmadın, beni bana anlattın. Bazen bir masalın içine sakladın beni, bazen bir cümlenin ortasında bıraktın. Ama her seferinde bilge bir abi gibi; tam da bakmam gereken yere bakmayı gösterdin. Dokuz Anahtarlı Kırk Oda’da dedin ki; “hadi bakalım, unut… unutabilirsen” Unutamıyoruz...! Çünkü kapıları öyle sıkı kilitlemişiz, öyle sarılmışız ki yaralarımıza iyileşmek istemiyoruz. Ve hangi anahtarın, hangi yaraya ait olduğunu bile çözemiyoruz. Çünkü bazı hatıralar var…insanın zihnine değil, direkt kalbine yazılıyor.Silinmiyor.Üzerinden zaman geçmiyor. Geçse de eksilmiyor.Demek ki mesele hatıralar değilmiş. Çünkü anahtarlar bir kez kayboldu mu, kilitlerin de hükmü kalmıyormuş. Dokuz Anahtarlı Kırk Oda”da dedin ki; “Şimdi bu anahtarları al. Ama sakın bütün kapıları açmaya kalkma. Çünkü bazı kapılar kilitli kalmalı.” Anladım.Bazı kapıları açmamak, açmış olmaktan daha büyük bir bilgelikmiş.Çünkü açmak, her zaman aydınlatmak değil; bazen bozmak, dağıtmak, anlamı çözmek
Dokuz Anahtarlı Kırk OdaMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 2017416 okunma
TOZLU PEMBE İNCELEMESİİİİİİİİİİİİ
10/10
·528 syf.··
2026 1. kitabı
Tozlu pembeyi ilk bölümünden itibaren wattpad üzerinden severek takip ediyordum. Kitap yer yer ağlatıp yer yer hatta çoğu zaman güldürüyor. Kitabı okurken Ömer Seyirhan diye uluyorum resmen. Adam green flagliğin kitabını yazmalı o derece diyeyim size. konuya geçecek olursak fazla spoiler vermeden ufak bahsedelim. Ayperi ay gibi güzel ayperi. AYPERİ AK. çocukken yaşadığı bir olay en sevdiği pembe renginden nefret ettirmiş onu. yıllarca bunun travmasını üstünden atamayan ayperi anksiyete ile baş etmeye çalışan birisidir. üniversite zamanında tanıştığı arkadaşları ile aynı evi paylaşmaktadır. kitapta onlardan oldukça fazla bahsediliyor onlarında aşklarını ele alıyoruz. MELİKE VE ŞEYMA. ayperi anksiyetesi nin tuttuğu bir gün sokağın bir köşesinde ağlarken Ömer seyirhan ile karşılaşır. ömer ona yardım eder. ayperi ne de olsa bir daha görmeyeceğini düşünerek yaşadıklarını bu tanımadığı adama anlatır. ancak durumlar istediği gibi olmaz. Narkotik şubede polislik yapan Ömer seyirhan ile kader sürekli onları yan yana getirir. ömer seyirhan ayperiye aşık olur ve onu kazanmak için fırsatları değerlendirir. Ancak ayperi ise bu aşktan sürekli kaçmaktadır. ayyyyy o kadar safe place bir kitapki. okuyun okutun. loressima zaten yani. aşk yazarımmm... Tozlu Pembe I Loresima
Tozlu Pembe ILoresima · Ephesus Yayınları · 2026503 okunma
7/10
·440 syf.··
2025 35. kitabı
Karşınızda Emily Henry’den Kitap Kurtları ile birlikteyiz; (not: bu incelemeyi gecenin 02.00’da yapıyorum. Galiba bu saatlerde fazlasıyla tuhaf düşünceler içindeyim, çünkü bir ara kitaptaki iki kardeşin psikolojik tahlillerini çıkaracaktım; o kadar karamsarlığa düştüm .hahahhahah) Ufacıkta olsa konudan bahsetmek istiyorum; Nora ve Charlie kitap editörlüğüne benzeyen bir işte çalışmaktadırlar. Nora, Charlie ile iki sene önce bir toplantı yapmış ve toplantıları iki tarafında beklediği gibi geçmemiştir. Bundan iki sene sonra ise yolları yeniden Nora’nın tatil için gittiği kasabada kesişir. Özet ile bu. Nora; annesi öldükten sonra kız kardeşinin bakımını üstlenmiş,bir nevi editörlük yapan, sert, soğuk,mesafeli bir karakter. Yani neden okuduğum her romantik kitapta kadınlarımızın bu kadar psikolojik sıkıntılar yaşayan karakterler oldugunu çözemiyorum. Yani hep bir gelgitleri var hep bir kafaları karışık; ne olacak ne bitecek diye düşünüp işkolik oluyorlar. Charlie ise; sessiz sakin, kendi halinde takılan, her zamanki gibi normal ve mükemmel bir erkek karakterdi. Ama nedense okuduğum tüm romantik kitaplarda da erkek karakterlerimiz hep green flag. ( bu harika bir şeyyyyy) Kitaba gelecek olursam; hayal ettiğim gibi mükemmel ötesi değildi. Kitabı çok büyük bir merakla okumuştum ama beklentimin üzerinde değildi. Orta seviyeydi. Karakterler güzel işlenmiş olsa da Nora’nın sayfalarca annesine olan özlemi ve takıntısına çok sinir oldum. En başında kız kardeşin de problem var diye düşünürken aslında kendisinde sorun varmış. Kız kardeşinin hayatını düzeltmeye o kadar çok odaklanmış ki kendi hayatı yok. Yine de hızlı ilerlemeyen slow giden bir kitaptı. Benim için her şey yerli yerinde diyemem bazı yerler eksikti. Mesela; yahu sen Charlie’yle ne ara aşk yaşamaya başladın ne ara
1000Kitap
Kitap KurtlarıEmily Henry · Epsilon Yayınevi · 20231,176 okunma