📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Toplum yaşasın diye bireyin telef olduğu toplumsal bir çağda olduğumuza inandırmak istiyorlar bizi; oysa biz, tiranlar yaşasın diye telef olan bir toplum görmek istemiyoruz.
Önceleri okurken kendimi kitaba veremedim. Lakin zaman geçtikçe kitap beni içine çekti. 1940 yılı Pariste savaşa bir gün kala yaşayan halk ne yapması gerektiğini nasıl tedbir alması gerektiğini bilmeden savaşa giriyor. Kimisi pasta alamayacağı için üzgün kimisi işini kaybetmek istemediği için üzgün. Savaşa girince bunların tamamen boş olduğunu görüyorlar. Ne kadar acıdır ki, kitabı yazan yazar da sonunda Pariste yaşamaya karar vermiş bir Yahudidir. Toplama kampına gönderilir ve bu kitabı orada yazar. Yarım kalmasının sebebi toplama kampında ölmesidir. Bu notlar kızının eline 65 yıl sonra geçer...
Savaş insanlardan çok şey götürür. Hayatların yarım kalma sebebidir.
Bu yazarın kitaplarını okurken anlattığı şehir ve ülkenin sokaklarında geziyor olmaktan son derece memnunum. Öyle güzel anlatıyor ki bahsettiği yerlere gitmemişte olsam oralar bana çok tanıdık geliyor. Çok akıcı ve merak uyandıran bir dili var. Kitaba başlayınca bitirmeden bırakamıyorsunuz. Çoğu kitabı zaten film oldu. Bu kitabında varsa izlerim muhakkak. Roman kahramanı simgebilimci Robert Langdon Prof arkadaşının sekreteri tarafından Washington Konferans salonuna konuşma yapması için çağırılır. Lakin oraya gittiğinde hiçkimse yoktur ve karşısında duran kutudan arkadaşının eli çıkar. Gelen telefonda Washington'un sırını bulmazsan arkadaşın ölür derler ve macera dolu, tarih dolu betimle dolu roman başlar... Eğer bu yazarın kitabını okumadıysanız herhangi bir kitabı ile başlayın zaten müptelası olacaksınız...