Murakami bu kitabında karakterlere isim vermemiş ve onları kişiselleştirmemiş. Kitapta iki ayrı evren, iki ayrı dünya var. Zaten okurken de bölüm başlarında koyulan başlıklardan bunu anlıyorsunuz. Sistem,şifreciler şahıs olarak fantastikler. Bunun yanında kafatasları tekboynuzlular ve karanlık karası gibi masalsı fantastik öğeler var. Kitapta olaydan ziyade fantastik gerilim öğeleri ağır basmış. Masalsı özelliklerine rağmen oldukça gerilim yüklü. Okurken acaba iki evrende ki karakterlerin bir yerde yolları kesişecek mi ortak kahramanlar çıkar mı acaba diye bu gerilimin içine sizde ister istemez giriyorsunuz. Bilim kurgu da bu kitapta öne çıkmış. İnsanların beynine girilmesi yapılan işlemler. Aslında birazcıkta okurken acaba diye kendinizi sorgulama yaparken buluyorsunuz. Milenyum çağı bu olsa gerek diye düşündüm okurken. Kahramanımızın biri hesapçı garip teknik terimlerin karma işlemleri biraz okurken yordu. İçerisinde anlamay çabaladığım çok fazla “Mesleki”terim vardı. Yine okurken kendinize kitaptan bir müzik listesi çıkabilirdiniz. Hemen hemen çoğu kitabından farklıydı. Okurken ilk başta sıkıcı gelebiliyor. Ama belli bir yandan da o evrene girip kendiniz olayları yaşıyorsunuz. Bana kalırsa olayın içine girdikten sonra oldukça akıcı giden bir kitap. Zaten Murakami’nin kütle olarak çoğu kitabı kalın. O yüzden okurken pek gözüm korkmadı açıkçası. Zaten yakında Murakami’nin baya kalın olan ustalık eserine başlıyorum. Kendimi alıştırmam oldukça iyi benim açımdan.