Moby Dick
O yaşlı izbanduta itaat ettiğim için baş melek Cebrail'in beni daha küçük göreceğini mi sanıyorsunuz?
Alıntı
Yâ Alî! Cebrâîl aleyhisselâm, âdem oğlu olup da, yedi iş işleseydim, diye temennî etmişdir. Beş vakt nemâzı cemâ’at ile kılsaydım. Âlimler ile otursaydım. Hastaları sorsaydım. Cenâze nemâzını kılsaydım. Su dağıtsaydım. Dargın olan iki kimseyi barıştırsaydım. Yetîmlere şefkat etseydim. Yâ Alî! Sen de bunun üzerine hırslı ol.
Sayfa 342·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Humeynî - İran - Şia
Son olarak Humeynî ve bugünkü İran hakkında kısa ve umûmî bir değerlendirme ile bahse son verelim: Hiç şüphesiz, Humeynî Hareketi'nin ve bugünkü İran idarecilerinin icraatlarında takdir edilecek cihetler vardır. Bunlar, tesettüre riâyet olunmasını sağlamaları, İslâm'ın haram kıldığı davranışları fiilen ve kanunen yasaklamaları gibi şeylerdir. Ancak onların yanlışları yanında, bunlar, devede kulak kalmaktadır. Bu yanlışları şöyle sıralayabiliriz: 1-Propagandalarında her vesîle ile: "-Mezhepçilik yapmıyoruz. Mezhep önemli değil, önemli olan İslâm'dır!" derler. Derler, amma mezhepçiliği, Humeynî Hareketi'nden sonra kabul ettikleri anayasalarına koymuşlardır. Sünnîlerin İran'ı idâre hakkı olmadığını, anayasa ile tescil etmişlerdir. İran'dan başka hangi ülke anayasasında mezhebe yer vermiştir?! Hem anayasa ile mezhepçilik tescil edilecek, hem de mezhepçilik yapmıyoruz diye propaganda yapılacak!.. Bu, bir tezat değil mi?! 2-Humeynî ve bugünkü İran idarecilerine göre, Kur'ân değiştirilmiştir. "Asıl Kur'ân, "Mushaf-ı Fatımadır ki, şimdi mevcud olan Kur'ân'ın üç misli idi." derler. "Cebrail'in Hz. Peygamber'e getirdiği on yedi bin âyetti. " iddiasında bulunurlar, "Bakara Sûresi'nin 23. âyetinde "Hz. Ali"nin adı vardı." diyorlar. "Asıl Kur'ân'da Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in isimlerinin mevcud olduğunu, bunların Hz. Osman tarafından çıkarıldığını" söylerler. Şöyle diyen olabilir: "-el-Kâfi'de böyle yazılı olabilir. Ama Humeynî, böylesi sapık iddiaları kabul etmemiştir. Gerçek böyle değildir!.. Bütün şiîler, Buhârî, Müslim gibi sahih hadis kitaplarını kabul etmezler, ama en kuvvetli mercîlerden biri olarak "el-Kâfi"yi görürler. Humeynî de bu kitabı bizzat kaynak olarak göstermektedir. 3-İmamlarını, peygamberlerden ve mukarreb meleklerden üstün
Sayfa 218·Kitabı okuyor
Din
bu yüzden hemen mağarayı terk etti, dağdan inerken yukarıdan bir sesin şöyle dediğini duydu. "Ey Muhammed! Sen Allahın Rasulü'sün, ben de Cebrail'im."
Sayfa 67 - İnsan·Kitabı okudu
İslam Dini
Allahü teâlânın, Cebrâil ismindeki melek vâsıtası ile sevgili peygamberi Muhammed (aleyhisselâm)a gönderdiği, insanların, dünyâda ve âhirette râhat ve mes’ûd olmalarını sağlıyan, usûl ve kâidelerdir. Bütün üstünlükler, faydalı şeyler, İslâmiyet’in içindedir. Eski dinlerin, görünür-görünmez bütün iyiliklerini, İslâmiyet kendinde toplamıştır. Bütün saâdetler, muvaffakiyetler ondadır. Yanılmayan, şaşırmayan akılların kabûl edeceği esâslardan ve ahlâktan ibarettir. Yaratılışında kusursuz olanlar, onu reddetmez ve nefret etmezler. İslâmiyet’in içinde hiçbir zarar, dışında da hiçbir menfâat yoktur ve olamaz. İslâmiyet’in hâricinde bir menfâat düşünmek, serâbdan içecek beklemek gibidir. İslâmiyet, memleketleri îmâr, insanları terfîh etmeyi, refâha kavuşturmayı emreylemekte, Allahü teâlânın emirlerine saygı göstermeyi ve mahlûklara merhameti istemektedir. Îslâmiyet; zirâati, ticâreti ve san’atı, kat’i olarak emreder. İlme, fenne, tekniğe, endüstriye, lâyık olduğu üzere ehemmiyet verir. İnsanların yardımlaşmasını, birbirlerine hizmet etmesini ehemmiyetle istemektedir. Kendi idaresi altında bulunan insanların, evlâdın, ailenin ve milletlerin haklarını ve idârelerini öğretmekte; dirilere, geçmişlere, geleceklere karşı bir hak ve mes’ûliyet gözetmektedir. Seâdet-i dâreyn yâni dünyâ ve âhiret saâdetini kendisinde toplamıştır. İslâmiyet, insanların rûhî ve maddî refahını en mükemmel şekilde te’min edecek prensipler getirmiştir. İnsan hak ve vazifelerini en geniş şekilde düzenlemiştir. Kısaca İslâm dîninin; îmân, ibâdet, münâkehât, muamelât, ukûbat esâsları vardır.
İhlas Gazetecilik A.Ş·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Pek çok ayet ve hadisten anlıyoruz ki cehennemde insana verilecek ceza dünyada işlenen suçu çağrıştıracak bir düzen ve mahiyet içerisinde gerçekleşir. Peygamber Efendimiz miraca yükseldiğinde cehenneme muttali oldu ve orada azaba uğrayan bazı insanlar gördü. Bu insanlardan bazıları önlerinde gayet güzel ve yeni pişmiş taze bir et olduğu hâlde ısrarla kokmuş olan kurtlu bir parça eti yemeye çalışıyorlardı. Efendimiz Cebrail'e (as) bunların kimler olduğunu sordu. O da bunların tertemiz eşlerini bırakıp zina yapan kimseler olduğunu ifade etti. (Bezzár, Müsned, hadis no: 9518) Aslında insanın Allah'ın helal kıldığı eşini bırakıp haram kıldığı zina için başka bir kadına gitmesi, tertemiz olan bir yemeği bırakıp çürümüş ve kokmuş olan bir yemeğe tevessül etmesine benzer.