Bugün aklımda olanları açığa vurma zamanı olduğunu düşündüm batı islamik olarak korkular içinde kıvranıyor ancak acaba verdikleri isimlerin karşılıklarından gr haberleri var mı 😎😂😂😂😂 Alexander: İskender Mary: Meryem Joseph: Yusuf Gabriel: Cebrail Michael: Mikail John: Yahya David: Davut Aaron: Harun Noah: Nuh Ve daha niceleri 😂😂😂
Hadis
Cebrail (a.s.)'ın Efendimiz (s.a.v.)'e bir nasihati يَا مُحَمَّدُ، عِشْ مَا شِئْتَ فَإِنَّكَ مَيِّتٌ، وَأَحْبِبْ مَنْ شِئْتَ فَإِنَّكَ مُفَارِقُهُ، وَاعْمَلْ مَا شِئْتَ فَإِنَّكَ مَجْزِيٌّ بِهِ. "Ey Muhammed! İstediğin kadar yaşa, sonunda öleceksin. Dilediğini (istediğin kimseyi) sev, sonunda ondan ayrılacaksın. Dilediğini yap, sonunda onun karşılığını göreceksin." Başka bir Rivayetin devamında Cebrail (a.s.)'ın şu eklemeyi yaptığı da belirtilir: "Bilesin ki müminin şerefi gece ibadetinde, izzeti ise insanlara muhtaç olmamasındadır." Hâkim en-Nîsâbûrî'nin el-Müstedrek, 4/85 Taberânî el-Mu'cemü'l Evsat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
rivâyet odur ki...
Cebrail (a.s) Dünya'ya insan olarak gelseydim şu yedi şeyi çok yapardım diye buyurdu 1-Cemaatle namaz kılmak 2-Alimlerin sohbetinde bulunmak 3-Hasta Ziyareti yapmak 4-Cenazeye katılmak 5-Su dağıtmak 6-iki kişiyi barıştırmak 7-Yetimi sevindirmek Kaynağı zayıf da olsa yol haritası niteliğinde bir rivayet ✨📚
büyümek ağrısı - v
bir mağara mı bilmem bulduğum ne çok benziyor mağaraya bekliyorum n’olur bir cebrail de benim için gelse gırtlağıma çöreklenen şu bıyıkları teker teker yolup son balonuna çocukluğumun tüm kanadıyla uçsa olacak şey değil büyümesem bilmezdim biliyorum ve kahrediyor bütün hüzünlerim ben bu akşamüstü
Şiir
Öncü Sûfîler (3 Cilt Takım)Öncü Sûfîler (3 Cilt Takım) 3.cilt, Mansur b. Ammar (k.s)’ın rivayet ettiği bir hadisi paylaşıyorum. Okunması ümidiyle. Lakin paylaşmadan önce şu soruyu sormak istiyorum: Hangimiz bir günahımızdan dolayı kendimizi pişmanlığımızdan ötürü dağlara vurduk? Mansûr b. Ammar’ın ravisi olduğu bir hadîs-i şerîf şudur: Câbir radıyallahu anh’ten şöyle rivayet edilmiştir: “Ensar’dan, kendisine ‘Abdurrahman oğlu Sa’lebe’ denilen bir yiğit delikanlı vardı. Rasûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in hizmetinde bulunan bir gençti. Günün birinde Ensar’dan bir kimsenin kapısının önünden geçerken uzandı ve kapıdan içeriye baktı. Orada Ensar’dan bir kadını yıkanırken gördü. Ona tekrar tekrar baktı. Baktı ama iilediğinden dolayı Rasûlullah’a vahiy inecek diye korktu. Medine’den kaçarcasına çıktı ve yaptığı günahtan dolayı Resûlullah’tan utandığı için Mekke ile Medine arasına kadar kaçtı. Resûlullah Efendimiz kırk gün, “Sa’lebe nerede?” diye, onu sordu. O kırk gün içerisinde Peygamberimiz’e vahiy gelmedi ve kâfirler “Rabbi onu terketti, ona darıldı.” dediler. * Cebrail aleyhisselâm indi ve “ya Rasûlullâh! Rabbim sana selam gönderdi. Sana bildiriyor ki ‘Ümmetinden o kaçan kişi şu dağların arasındadır. Benim cehennemimden bana sığınıp duruyor.’ dedi” buyurdu. Peygamber Efendimiz Hz. Ömer’le Selmân-ı Fârisî radıyallahu anhümâ’yı, ‘Kaçağı görsünler.’ diye o dağlara gönderdi ve “Gidin, Sa’lebe bin Abdurrahman’ı bana getirin.” dedi. Onlar, Medine’nin çıkış yerlerinden çıktılar. Medine’nin çobanlarından Züfâfe isimli bir çoban karşılarına geldi. Hz. Ömer, “Şu dağların arasında bir delikanlıdan haberin var mı?” diye Züfâfe’ye sordu. Züfâfe, “Sen cehennemden kaçağı mı soruyorsun yoksa?” dedi. Hz. Ömer, “Sana bunun cehennemden kaçan bir insan olduğunu kim bildirdi?” diye sordu. Züfâfe, “O, gecenin yarısı
1000Kitap
İKİNCİ İŞARET: SUAL: Şerr-i mahz olan şeytanların icadı ve ehl-i imana taslitleri ve onların yüzünden çok insanlar küfre girip Cehennem'e girmeleri, gayet müdhiş ve çirkin görünüyor. Acaba Cemil-i Alelıtlak ve Rahîm-i Mutlak ve Rahman-ı Bil-Hakk'ın rahmet ve cemali, bu hadsiz çirkinliğin ve dehşetli musibetin husulüne nasıl müsaade ediyor ve nasıl cevaz gösteriyor? Şu mes'eleyi çoklar sormuşlar ve çokların hatırına geliyor. Elcevab: Şeytanın vücudunda cüz'î şerler ile beraber bir çok makasıd-ı hayriye-i külliye ve kemalât-ı insaniye vardır. Evet bir çekirdekten koca bir ağaca kadar ne kadar mertebeler var; mahiyet-i insaniyedeki istidadda dahi ondan daha ziyade meratib var. Belki zerreden şemse kadar dereceleri var. Bu istidadatın inkişafatı, elbette bir hareket ister, bir muamele iktiza eder. Ve o muameledeki terakki zenbereğinin hareketi, mücahede ile olur. O mücahede ise, şeytanların ve muzır şeylerin vücuduyla olur. Yoksa, melaikeler gibi insanların da makamı sabit kalırdı. O halde insan nev'inde, binler enva' hükmünde sınıflar bulunmayacak. Bir şerr-i cüz'î gelmemek için bin hayrı terketmek, hikmet ve adalete münafîdir. Çendan şeytan yüzünden ekser insanlar dalalete giderler. Fakat ehemmiyet ve kıymet, ekseriyetle keyfiyete bakar, kemmiyete az bakar veya bakmaz. Nasılki bin ve on çekirdeği bulunan bir zât, o çekirdekleri toprak altında bir muamele-i kimyeviyeye mazhar etse; ondan on tanesi ağaç olmuş, bini bozulmuş. O on ağaç olmuş çekirdeklerin o adama verdiği menfaat, elbette bin bozulmuş çekirdeğin verdiği zararı hiçe indirir. Öyle de: Nefs ve şeytanlara karşı mücahede ile, yıldızlar gibi nev'-i insanı şereflendiren ve tenvir eden on insan-ı kâmil yüzünden o nev'e gelen menfaat ve şeref ve kıymet, elbette haşerat nev'inden sayılacak derecede
Din