Giriş Yap
Mahşer yerine öncelikle insan, hayvan, cin ve şeytan gibi dünyada yaşa- yan canlılar; sonra diğer gezegenlerde yaşayan canlılar ve ardından Cebrâil (a.s.) ile göklerdeki melekler gelecek ve saf halinde ayakta duracaklar. Dünya yılı ile elli bin yıl kadar sürecek olan mahşer günü, gerçekten çok zorlu bir gün olacak. Kurtla kuzu ve insanla cin bir arada olduğu halde o günün dehşetinden tüm sesler kısılacak, sadece Allah'ın (c.c.) izin verdiği kimseler konuşacak ve onlar da doğru söyleyecek. Sorgulamayı bekleyen günahkârlar mahşer güneşinin altında korku ve pişmanlıktan âdeta ecel terleri dökerken, Yüce Allah buyuracak: Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi huzuruma yine teker teker (çıplak) geldiniz. Size verdiğimiz (malları, mülkleri) de arkanızda (dünyada) bıraktınız. (En'âm, 94)
Reklam
Oğlum belki suçludur ama nihayet her insan kadar suçludur. Felâket geçirmiş, haksızlığa uğramış ve hepsinden mühimi ümidini kaybetmiştir. Ümitsizler uçan kuştan meded umar. Suçu nihayet duygularında kaldığı için bağışlanmaya lâyıktır. Ey büyük ışık, ey ulu Tanrı! Sen onu bağışla!... Merhamet de adalet kadar senin şanına yakışır. Işıktaki sesten buyruk geldi: - Geçmiş zamanın perdesi açılsın!... Cebrail hızla ilerleyerek kimsenin görmediği bir perdeyi açtı ve bakanlar dehşet içinde o günden on binlerce yıl önceki zamanı ve o zamanın insanlarını gördüler. Bunlar Selim Pusat için konuşmaya gelen, onun milletimin kıralları gibi gösterişli, sevimli ve yakışıklı değildiler. Çoğunda insana benzemeyen bir duruş, vahşete yakın bir eda vardı. Işıktaki ses buyurdu: - Selim Pusat’ı haklı bulanlar gelip konuşsun. Saat kadar uzun birkaç saniye geçti. Kımıldayan yoktu.
Kur'an'ın emrine hayret... Cebrail Kur'an'ı indirdi ,meleklerin en iyisi oldu.. Kuran efendimiz Muhammed'e (sav) vahyedildi yaratılışın efendisi oldu... Kuran Muhammed'in (Sav) ümmetine indi En iyi ümmet oldu Kuran ramazan ayında nazil oldu, ayların en hayırlısı oldu ... Kuran kadir gecesinde indi ,Bin aydan daha hayırlı oldu ... Peki ya Kur'an kalplerimize indiyse???
·
2 yorumun tümünü gör
İnsan gibiydiler ama insana benzemiyorlardı. Çok büyüktüler ama bu geniş alanı dolduran insanlarla aynı boyda gözüküyorlardı. Cebrail söze başladı: - Selim Pusat büyük günahlar işledi. Ben görevi bitmiş bir melek olduğum, kıyamete kadar dinlenmek hakkını kazandığım halde bu hakkıma ilişti. Onun gönlünden geçen fırtınalarla rahatsız edildim. Halbuki bu fırtınalar yalnız ben peygamberlere vahiy götürürken duyulurdu. Kendisinden yirmi beş yaş küçük bir kızı sevdi ve hepsinden daha kötü olarak bu sevgiyi açığa vurdu. Bir subay için en büyük günah budur. Derin sessizliğin arasında heybetli ses sordu: - Ne diyorsun Selim Pusat? Selim, gözlerini kamaştıran ışığa bakmaya çalışarak subaylık zamanındaki sertliği ile cevap verdi: - Doğrudur! Mikâil söze başladı:
Reklam
Birdenbire, kasırganın ulu ağaçlardan kurulu bir ormana çarpmasındaki sese benzer ürpertici, fakat güzel bir gürültü sonsuz alanı kapladı ve Selim Pusat tam karşısında göz kamaştırıcı, heybetli bir ışığın parladığını, aynı anda, o çok büyük meydandaki milyonların hep birden ayağa kalkarak ışığa baktıklarını gördü. Bir el, ko­lun­dan tutarak kendisini de ayağa kaldırdı ve Pusat gerçekten bir mahkemede bulunduğunu anladı. Yani başında kendisini ayağa kaldıran Yek, fısıldar gibi bir sesle: «Tanrı’nın huzurunda bulunuyorsunuz!» deyince Selim esas duruşa geçti. İçkinin tesiri geçmiş, onun yerine başka türlü, anlatılmaz bir sarhoşluk gelmişti. Dünya kadar, kâinat kadar geniş olan meydanda çıt çıkmıyordu. Yine birdenbire, titretici ve heybetli bir sesin kendisine seslendiğini duyarak ürperdi: - Selim Pusat! Duruşman başlıyor... Selim kendine gelmiş, iradesini takınmıştı. Kendisiyle karşısındaki muhteşem ışığın arasına üç yaratığın geldiğini gördü ve onlarla ilk defa karşılaşmasına rağmen gönlüne dolan bir sezgiyle kim olduklarını tanıdı. Bunlar Cebrail, Mikâil ve İsrafil’di.
Reklam
2
785
7,8bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42