cemil emin

cemil emin
Arkadaşlar ; yorumlarım paylaşımı yapan kişilere değil, alıntılara, incelemelere ,şiirledir yani ''edebiyata'' lütfen kimse üstüne alınmasın zaman zaman kendime bile tahammül edemiyorum ben. Cemil Emin Erdoğan Hayıra Evet
136 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Dostoyevsk yi Dostoyevski yapan sibirya ya gönderilmesiydi. kılıcın ateşte dövülmesi gibi , yazarlar da adaletsizliğin içinde dövülürler.
Sayfa 32 - bilgi
Doğum Günü
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Öte Dünyalılar Üstüne
bir zamanlar zerdüşt de, bütün öte dünyalılar gibi, insandan ötesinin kuruntusuna kapılmıştı. o zamanlar dünya , acı çeken ve işkence edilen bir tanrının eseri gibi gelirdi bana düş gibi gelirdi bana ve bir tanrının maslı gbi, bir hoşnutsuz tanrının gözleri önündeki renkli dumanlar. iyi ve kötü, sevinç ve acı, ben ve sen, yaratıcı gözler önündeki renkli dumanlar gibi gelirdi bana. yaratıcı kendinden uzağa bakmak istedi, bunun üzerine dünyayı yarattı. acısından uzağa bakmak ve kendini yitirmek, estirici bir sevinç ve kendini unutuş gibi gelirdi bana dünya bir zamanlar. bu dünya, sonrasızca eksik, bir sonrasız çelişmenin örneği ve eksik örnek, eksik yaratıcısı için estirici bir sevinç, böyle görünürdü dünya bana bir zamanlar. böylece bende bütün öte dünyalılar gibi, insandan ötesinin kuruntusuna kapılmıştım bir zamanlar. insandan ötesininmi sahi? friedrich nietzsche
Sayfa 19 - bavul dergisi sayı 86
Alıntı
ölümsüzlük şuracıkta, bense onu umut ediyordum.
Sayfa 70 - can
Alıntı
büyük utanç, çaresizlik ne kadar büyükse o kadar inanmak ister insan dünyaya.
haberlere bakıyorum. sadece bakıyorum. cehenneme bakıyorum yaşları on sekiz ile bin arasında binlerce insan. iş bulacağı söylenen bir binanın önünde. mahşer. birbirlerine çok az bakıyorlar. hepside eksiklik kendilerindeymiş gibi sessiz. hepside ötekinin evinin içini görüyor. yüzleri odalardan yapılmış, yüzleri çocuklarının seslerinden titrek. merdivenler öyle uzak öyle yüksek ki.. çaresizlik ne kadar büyükse o kadar inanmak ister insan dünyaya. tutunmakla bırakmak arsında boğulmuş bir yüz. tuhaf bir gülümseme ile toparlandı. acıyı büyütmekten başka bir işe yaramasa da , saçlarını düzeltti. yaşı ellilerde . gazeteci soruyor. soruyu bin yıldır biliyor. yanıtı da. göz bebekleri görünmez bir tanrıya bakıyor. elleri evimizin içinde. gülümsemesi merhametin ve adaletin bütün değerlerini yıkıyor. dilini dilekten çekmiş.öğrendi. iş yok sayıların çöplüğe dönmüş bir ülkede sadece çalışmak istiyor. sesi iliklerimizde. özür diler gibi bir ses. çocuklar büyükler gibi konuşur sefaletten mi? diyordu şair. kadın içini çekti. evini incitmemek için çırpınıyordu.. dünya dilsiz ağızsız bir uğultuydu. yalnızı işte bir umut diyoruz yaşıyoruz, ne yapalım.
Sayfa 11 - bavul dergisi, şükrü erbaş
sana giden tüm yollarda, çiçekler karşılıyor beni, mevsim bahar oluyor, ayaklarımın altında eziliyor acı sonbahar, sulara bırakıyor hüzünler kendilerini, sana giden tüm yollarda, gökyüzü daha mavi, huzura ayak basar gibi, diğer adın sevdamı sahi?
Sayfa 47 - puslu
Şiir