Arkadaşlar ;
yorumlarım paylaşımı yapan kişilere değil,
alıntılara, incelemelere ,şiirledir yani ''edebiyata''
lütfen kimse üstüne alınmasın
zaman zaman kendime bile tahammül edemiyorum ben.
Cemil Emin ErdoğanHayıra Evet
bir zamanlar zerdüşt de, bütün öte dünyalılar gibi, insandan ötesinin kuruntusuna kapılmıştı. o zamanlar dünya , acı çeken ve işkence edilen bir tanrının eseri gibi gelirdi bana
düş gibi gelirdi bana ve bir tanrının maslı gbi, bir hoşnutsuz tanrının gözleri önündeki renkli dumanlar.
iyi ve kötü, sevinç ve acı, ben ve sen, yaratıcı gözler önündeki renkli dumanlar gibi gelirdi bana.
yaratıcı kendinden uzağa bakmak istedi, bunun üzerine dünyayı yarattı.
acısından uzağa bakmak ve kendini yitirmek, estirici bir sevinç ve kendini unutuş gibi gelirdi bana dünya bir zamanlar.
bu dünya, sonrasızca eksik, bir sonrasız çelişmenin örneği ve eksik örnek, eksik yaratıcısı için estirici bir sevinç, böyle görünürdü dünya bana bir zamanlar.
böylece bende bütün öte dünyalılar gibi, insandan ötesinin kuruntusuna kapılmıştım bir zamanlar. insandan ötesininmi sahi?
friedrich nietzsche
haberlere bakıyorum. sadece bakıyorum. cehenneme bakıyorum yaşları on sekiz ile bin arasında binlerce insan. iş bulacağı söylenen bir binanın önünde. mahşer. birbirlerine çok az bakıyorlar. hepside eksiklik kendilerindeymiş gibi sessiz. hepside ötekinin evinin içini görüyor. yüzleri odalardan yapılmış, yüzleri çocuklarının seslerinden titrek. merdivenler öyle uzak öyle yüksek ki..
çaresizlik ne kadar büyükse o kadar inanmak ister insan dünyaya. tutunmakla bırakmak arsında boğulmuş bir yüz. tuhaf bir gülümseme ile toparlandı. acıyı büyütmekten başka bir işe yaramasa da , saçlarını düzeltti. yaşı ellilerde . gazeteci soruyor. soruyu bin yıldır biliyor. yanıtı da. göz bebekleri görünmez bir tanrıya bakıyor. elleri evimizin içinde. gülümsemesi merhametin ve adaletin bütün değerlerini yıkıyor.
dilini dilekten çekmiş.öğrendi.
iş yok sayıların çöplüğe dönmüş bir ülkede sadece çalışmak istiyor. sesi iliklerimizde. özür diler gibi bir ses.
çocuklar büyükler gibi konuşur sefaletten mi? diyordu şair.
kadın içini çekti. evini incitmemek için çırpınıyordu.. dünya dilsiz ağızsız bir uğultuydu.
yalnızı işte
bir umut diyoruz
yaşıyoruz, ne yapalım.
sana giden tüm yollarda,
çiçekler karşılıyor beni,
mevsim bahar oluyor,
ayaklarımın altında eziliyor
acı sonbahar,
sulara bırakıyor hüzünler kendilerini,
sana giden tüm yollarda,
gökyüzü daha mavi,
huzura ayak basar gibi,
diğer adın sevdamı sahi?