Yine göndermelerle, toplum eleştirileriyle dolu harika bir klasik Shakespeare oyunu daha.
Ancak bu sefer Shakespeare cin ve perileri de hikayeye dahil ederek arka planda güzel bir aşk hikayesi anlatıyor. Hikayesi klasik, bilindik bir hikaye ama anlatıcısı hikayeyi o kadar özgün ve akılda kalıcı yapıyor ki bir solukta bitiriyorsunuz zaten.
Hermia, Lysander'den hoşlanıyor.
Demetrius, Hermia'dan hoşlanıyor.
Hermia, Demetrius'tan nefret ediyor.
Helena, Demetrius'tan hoşlanıyor.
Demetrius, Helena'dan nefret ediyor, hikaye kısaca böyle :)
Cinlerin hikayede ki yerini anlatıp da spoiler vermek istemiyorum ancak Bottom gibi, peri kral ve peri kraliçe gibi çok renkli karakterler var oyunda, onların olduğu sahneleri sürekli yüzünüzde bir gülümseme ile okuyacaksınız.
Hermia ve Lysander'in birbirine özlü sözlerle, güneş, ay gibi benzetmelerle aşk şiirleri okuması ne kadar hoşuma gitse de, Helena'nın köpeğin olayım yeter ki sev beni Demetrius gibi kadını aşağılayan dialogları da bir o kadar sinirlendirdi.
DEMETRIUS
Sen çekil git, bırak peşimden gelmeyi.
HELENA
Katı yürekli mıknatıs, kendine çekiyorsun beni!
Ama çektiğin demir değil, çünkü çeliktendir yüreğim.
Sen çekim gücünü bırakırsan,
Benim de kalmaz peşinden gelme gücüm.
DEMETRIUS
Hasta oluyorum senin yüzüne baktıkça.
HELENA
Bense sana bakmadığım zaman hastalanıyorum.
Genel olarak her zaman ki Shakespeare, ne yapıyor ediyor okutuyor kendisini.
Bu eserini soylu bir dük ve prensesin düğün gecesinde sahnelenmesi için yazmış.
Kötü ve amatör oyunculuklarla oyunlarının sahnelendiğine her zaman kızan Shakespeare bu eserinde onlara olan öfkesini de çok güzel dile getirerek yedirmiş hikayeye.