Başlangıçta sadece ben vardım ve başıma gelen her şeyin sadece bana ait olduğunu sandım. Sonra pek çok kadın gibi, ben de bir erkekle evlendim. Hayatım bir numuneye, çekirdek aile kurumunun bir drag şovuna dönüştü. On milyar kez anlatılmış bir hikayenin içine düştüm.
Sayfa 5
Edebiyat
Genç yaştan itibaren bize aşk ilişkilerinin yaşamlarımızın asıl düzenleyici ilkesi ve çekirdek ailenin de en büyük amacımız olması gerektiği öğretilir. Fakat birçok kadın için arkadaşlık sığınılacak çok daha kalıcı ve destekleyici bir yer olmuştur.
Sayfa 265 - Kolektif·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nar da dışarıdan bakıldığında yekpare görünür. Oysa içinde birbirine geçmiş yüzlerce çekirdek barınır. Bir yara, bin yaradır aslında…
Sayfa 125·Kitabı okuyor
Lafla peynir gemisi yürümez
Bir zamanlar, madrabaz ve cimri peynir tüccarı Edirneli Aksi Yusuf, elinde ki peynirleri Istanbul'dan İzmire gönderir yüksek kârlar elde edermiş ama gemilere parayı peşin vermez oyalar durur durmuş Belli zaman sonra yine Yusuf gemicileri kandırmaya çalışırken gemici: "Efendi, lafla peynir gemisi yürümez, buna kömür lazım yağ lazım " Yusuf parayı ödeme zorunda kalarak "Lafla peynir gemisi yürümez ha?!" Diyerek sayıklayıp durmuş
Filmini Yorum Kısmına Ekleyeceğim: Kesinlikle İzleyin!
1965 yılında, yaşları 13 ile 16 arasında değişen altı çocuk, Tonga'da okuldan kaçıp Tonga'dan Fiji'ye yelken açmak için bir balıkçı teknesini çaldılar. Yanlarına biraz yiyecek ve erzak aldılar, ancak denizdeki ilk gecelerinde uykuya daldıktan sonra uyandıklarında teknenin dalgalar tarafından hasar gördüğünü gördüler. Birkaç gün sürüklendikten sonra, sonunda ıssız bir adaya ulaştılar ve sonraki 15 ay boyunca burada yaşamak zorunda kaldılar. İlk başta kuşlar, hindistancevizi ve balıklarla beslendiler , Ne birbirlerini öldürdüler, ne de birbirleri üzerinde baskı kurmaya çalıştılar. Kayalık bir zirveye tırmanıp volkanik bir kraterin yakınında terk edilmiş bir yerleşim yeri bulduklarında işler düzeldi. hindistancevizi kabuğunda yağmur suyu toplayıp paylaştılar, adada yaktıkları ateş sönmesin diye sırayla başında durdular, hatta içlerinden biri bacağını kırdığında onun işlerini üstlenip tedavisini gerçekleştirdiler ve bir yılı aşkın süre boyunca dayanışarak hayatta kaldılar. Orada muz, çekirdek ve hatta tavuk keşfettiler. Çocuklar barınaklar inşa edip kendi kurallarını koydular; ikili gruplar halinde çalışarak, kavgaları önlemek için birbirlerine "mola" verdiler ve sabah ve akşam şarkı ve dua seansları düzenlediler. hatta bir spor salonu, badminton kortu, tavuk kümesleri ve kalıcı bir ateş yaptılar. 1966'da Avustralyalı Kaptan Peter Warner, işaret ateşlerini fark etti ve onları kurtardı. Anılarında, kurdukları düzeni kendi kendine yeten küçük bir komün olarak tanımladı. Döndüklerinde sağlıklı olmalarına rağmen, çocuklar en başta tekneyi çaldıkları için hapse atıldılar.
Alıntı
Söz'ün dereceleri
Söz nötr bir kelimedir Laf ise söze bir olumsuzluk verir ve söz'ün alt derecesidir. Söz'ün üst dereceside, kelâm'dır