Bu çatışmalı süreci Celadet Alî Bedir-Xan son derece alegorik olan "Gazinda xençera Min" adlı öyküsünde ele alır. Öyküde siyasal alana (kılıç) dahil olmayıp kültürel alanı (kalemi) tercih eden aydın/ yazarın rafa kaldırdığı hançeri pas tutmuştur. Ben anlatıcının hakim olduğu öyküde, anlatıcı "uzun süredir bakmamıştım ona [hançere)"(33) diye baslar. Hançer kitaplginin uzerinde, karanlık, kuytu bir yerdedir. Yazarın kalemi körelince bıçağını arar, bıçağı bulamayınca da gözü örümcek ağlarının ördüğü hançere takılır. Hançeri alıp kınından çıkarınca nahoş, metalik sesler çıkarır. O kadar paslanmıştır ki bir kâğıda sarıp temizlemeye çalışır. Kalemi sivriltmeye, açmaya çalışınca hançerin kalemi kesemediğini fark eder. Hançer hükmünü yitirmiş, iktidarsızlaşmıştır. Rafa kaldırılmak hançer için bir nevi hadım edilme olarak düşünülebilir. Hançerine bakar, hançer kırmızımsı ("yarı-kırmızı" der) renginden kan kırmızısına dönüşür. Hançerine kendisine küsüp küsmediğini sorar. Hançer de ona küstüğünü söyleyip, yazarın onu çerçöp içine atmasına sitem eder. Hançeri yaralayan şeylerden biri de onu kalemtıraş ve sayfa açacağı olarak kullanmasıdır. Hançer anlatıcıya "sen eşek yükünü aslana yüklemeye çalışıyorsun" (34) derken kalem ile hançer arasındaki karşıtlığın alegorisi okunmaya başlanır. Kalem işleri "eşekliktir", aslolan yiğitlik savaşmaktır. Hançer kendini "asil bir çelik" olarak tanımlar. Öyleyse neden pas tutmuștur? Anlatıcının yani yazarın ataları hançeri yiğit, kahraman erkeklerin kalurgası, eti, yüreği ve ciğeriyle beslerken anlatıcı onu ağaç, kabuk ve samanla beslemiştir (34). Oysa hançer "dört ayaklı otobur değil[dir], etobur bir aslan[dır]"
Kurd ji hev cuda dilopên baranê ne, cihê cihê têne daqurtandin. Ko gihane hev dibin lehî, lehîke boş, tu tişt li ber wan nikare bisekine.
Felata welatê me di rabûna vê lehiyê de ye.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Ahıska halkı, Türk celâdet ve kahramanlığını Ruslara göstermiştir. Dünya savaş tarihinde Türklere en büyük bir celâdet sahifesi açan Ahıska Kalesi savunmasında, Rus askerî yazarlarının dedikleri gibi, kadınları dahi, azap melekleri gibi, yalın kılıç ellerinde Rus askerlerinin üzerine Jan-Dark gibi ilahî bir yiğitlikle atılıyorlar, kanlara bulanarak ateşler içinde yanarak, vatanları uğrunda tatlı canlarını Cenabı Erhamerrahimîne teslim ediyorlardı."
Özlü bir vatan ve milliyet anlayışına; Türklüğe, istik-lâl, Türke hürriyet, içtimaî ve iktisadî refah ve adalet idea-line dayanan, şuurlu milliyetçilikleri, imansız telkinlerle Irkçılık-Turancılık şekline sokturulan Türkçüler;
"Şeyh Sait isyanı müsebbiplerine, bolşeviklik maz-nunlarına ve hattâ mahpuslarına yapılmamış olan" en ağır işkenceler ve en bayağı muameleler, haklarında reva görülen Türkçüler;
Mütemadiyen aleyhlerinde sövülüp sayılırken, tek kelime ile nefislerini müdafaa imkânı verilmeyerek, gazab-ı ilâhî ile yarışmak isteyen fänilerin hışmına uğra-mış zavallılar derecesine düşürtülerek, her şeyden üstün bildikleri izzetinefisteriyle oynanmak istenen Türkçüler; seleflerinin yiğitlik ve celâdet meziyetlerine bihakkın vâris bulunan şanlı Türk Ordusunun kahraman mümes-sillerinden teşekkül eden Askerî Örfi mahkeme tarafın-dan, aleyhlerindeki isnatların hiçbiri varit görülmeyerek, toptan beraat ettirildiler.
Sayfa 30 - 31 Türk Milleti'ne Açık Mektup, Kürşad 1947·Kitabı okudu