Celal hoca ve o muhitin insanları, özü büyük bir hassasiyetle muhafaza etmişlerdir. Mesela Celal Hoca takım elbise giyer, başında şapkası olur, kravat takar. Bu bir zahir Celal Hoca’dır. Eve gelir, bu elbiselerin hepsi çıkar ,entari,Şam hırka, Trablus kuşağı, başında keçe külah ve takke. Ev hayatı böyledir. Kendisine tanınan özgürlük sahasında o tümüyle yerlidir, kuşağına varıncaya kadar. Bu klasik bir yapıdır. Ayetler, hadisler evin her tarafını sarmaktadır. O biçimler zahirde gerekli olduğu için ona riayet ettiler ama ezilmediler.  
Sayfa 61·Kitabı okuyor
"Ben, Fuat Sezgin’le tanışana kadar
İslam âleminin "bilimde" bu kadar büyük işler yaptığını bilmiyordum. Benim bildiğim, ekseriyetin bildiğiydi: İslam âleminin yegane başarısı, eski Yunan bilimini alıp tercüme etmek, yani konserve yapıp Batı’ya, Rönesans’a takdim etmekti. Ben böyle düşünüyordum. Fuat Bey’le tanıştıktan sonra bunun böyle olmadığını, İslam âleminin Yunan bilimini çok "eleştirel bir gözle ele aldığını", buna bir sürü "ilaveler yaptığını", gelişmelere neden olduğunu hayretler içerisinde gördüm ve Fuat Bey’in üretimi karşısında daha çok hayrete düştüm. Düşün, 1000 küsur kitap (makale değil, koca koca kitaplar), insanın aklı duruyor; bunun yanında sayısız konferans, dünyanın çeşitli yerlerinde kurulmuş müzeler; şahane bir şey. Ben Fuat Bey’in enstitüsünde birkaç kere onun misafiri oldum, gece de orada kaldım. Fuat Bey, bana doğrudan öğrencisi muamelesi yaptı. O kadar ki ebced hesabını ben Fuat Bey’den öğrendim ama nasıl öğrendim? Fuat Bey bana fotokopi verdi, aldım öğrendim. “Hocam, bir şey anlatmayacak mısınız?” diye sordum, “Seninle kaybedecek vaktim yok benim, bir sorun olursa gel” dedi. Hakikaten bir sorun olmadı ve ben ebced hesabını öğrendim. Arkasından da, gerek Havarizmi’nin, gerek Suhrab’ın koordinatlarını okuyabilir hale geldim. O koordinatlarda sorun olduğu zaman bazen hocayla konuşuyorduk. Mesela, İslam yazmalarının her zaman noktalandırılmadığını öğrendim. Buna benzer şeyleri Fuat Hoca ayaküstü söylüyordu" Celal Şengör, Bir Bilim Adamı, s. 499.
19 Mayıs 1919
8/10
·416 syf.··
2026 63. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 10:42
"19 Mayıs 1919" ".... tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Atatürk de zaten Nutuk'u bu tarihten başlatır. Hatta ileride doğum gününün tarihi olarak 19 Mayıs'ı
Dakikalar İçinde Atatürk ve Dünyasıİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20231,499 okunma
“Şems'i öldürten ve kuyuya atılmasını isteyen tabii ki Mevlânâ'nın kendisidir!" Celâl savını Beyoğlu ve adliye muhabirliği yaptığı bindokuzyüzellilerde yakından tanıdığı Türk polis ve savcısının sık sık kullandığı bir yöntemle kanıtlamıştı. Sevgilinin öldürülmesiyle bundan en çok yarar sağlayan kimsenin Mevlânâ olduğunu, bu sayede sıradan bir hoca olmaktan en büyük tasavvuf şairi mertebesine çıktığını, suçlamaya alışmış bir kasaba savcısının üslubuyla hatırlattıktan sonra, o zaman bu cinayeti herkesten çok onun istemiş olacağını belirtiyordu. İstemekle yaptırtmak arasındaki, Hıristiyan romanlarına özgü ince hukuki köprüyü de, suçluluk duygusunun belirtileri ve acemi katillerin bilinen numaraları olan ölüme inanmamak, deli divane olmak, gidip de kuyudaki cesede bakamamak gibi tuhaflıklarla geçiyor, hemen sonra Galip'i derin umutsuzluğun içine iyice gömen öteki konuyu açıyordu: Cinayetten sonra suçlunun Şam sokaklarında aylar süren araştırmaları, bütün şehri baştan aşağı defalarca taraması, o zaman, neyin işareti olabilirdi acaba?
Sayfa 278
Puan vermedi·286 syf.··
2026 199. kitabı
Kurtlar vadisi Dizisindeki öne çıkan karakterlerin gerçek hayatta kimleri temsil ettiği (iddialara göre) şu şekildedir: Ana Karakterlerin Karşılıkları
Reis Abdullah ÇatlıVedat Demiröz · Kriminal Kitaplar · 201778 okunma