Öncelikle kitabı anlamak için yazıldığı dönemin olaylarına değinmek gerekir. Amerikalı Henry Ford, Ford otomobillerin endüstrileştirilmesi konusunda büyük başarısının ardından tüm dünyaya bantlı üretim sistemini tanıtır. Bantlı üretimde parçalar işçilerin önüne gelerek birleştirilir ve her işçi tüm gün boyunca aynı görevi üstlenerek robotlaştırılır. Komple arba yapımını bilmez,hatta yaptığı işin neye yaradığını dahi bilmez; sadece sıkacağı vidadan ya da yağıştıracağı parçadan sorumludur. Ayrıca dünya savaşı sonrası Amerika'da uyuşturucu, alkol tüketimi ve haz odaklı yaşama geçiş başlamıştır. Aile kavramı gevşemiş, bazı sosyal gruplarda cinsellik istenen herkesle yaşanması gereken bir özgürlük olarak kabul edilmiştir.
İngiliz yazar Aldous Huxley ise tam da bu dönemlerde bir Amerika seyahati gerçekleştirir ve gördükleri karşısında hayrete düşer. Toplum tüketim toplumuna dönüşmüştür. Kendini uyuşturmak mutluluk sağlamak için gerekli görülmektedir. Uzun binalar yapılmaya başlanmış, insanlar robotlaşmıştır.
Gördüklerinden sonra Cesur Yeni Dünya kitabını kaleme alan yazar Californi'yı "Gezegenimiz üzerinde görülenler içinde Ütopya'ya en çok yaklaşan yer." olarak tanımlamış "Amerika'nın geleceği dünyanın geleceğidir." iddiasında bulunmuştur. Gördükleri yazara kitap konusunda ilham olmuştur.
Kitaba gelecek olursak; gelecekte Ford isimli birinin başkanlığında bir Dünya Devleti kurulmuştur ve on bölgeye ayrılmıştır. Bu bölgelerin her biri yerel dünya denetçisi tarafından yönetilmektedir. Olaylar ise Mustafa Mond'un yönettiği Londra bölgesinde geçmektedir.
Devletin istikrarı doğuştan başlayan koşullandırma ile sağlanır. İnsanların çalışacakları işler ve yaşam şekilleri henüz doğmadan bellidir. Normal yolla dünyaya gelen insan kalmamıştır. İnsanlar yapacakları işe göre özel olarak
Keyifle okunan bir türk edebiyatı klasiği olan roman, Fransa'da geçimini hayat kadını olarak sağlayan Anjel'in bir şekilde yolunun İstanbul'da bir konakta mürebbiye olarak işe başlamasıyla başlıyor. Ancak bir süre sonra düzenli bir hayattan sıkılan Anjel, eski heyecanları aramaya başlıyor, evdeki erkeklerin hepsine aynı anda mavi boncuk dağıtarak hepsini kendine aşık etmeyi oyun haline getiriyor. Anjel'in kişilik analizini gerçekten çok başarılı bulduğumu söylemek isterim. Bir tarafta alıştığı hayat, diğer tarafta kendini farklı gösterme çabası, pişmanlıkları ama huyundan bir türlü vazgeçememesi başarıyla anlatılmış. Dönemin ahlak kavramı ise yer yer mizahla eleştirilmiş.Osmanlının son dönemindeki köşk hayatını da oldukça güzel yansıtan bu romana trajikomik bir metin okumak isteyenler göz atabilir.
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma