Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu namussuz bir çağ bu biliyorsun.
Alıntı
Yazmam Bir Daha Aşk Şiiri
Dünyanın en güzel kadını bu oydu Saçlarını tarasa baştanbaşa rumeli Otursa ama hiç oturmazdı ki Kan kadını rüzgârdı atların Hep andım ne yaşanır olduğunu En çok neresi mi ağzıydı elbet Bütün duyarlıklara ayarlı Öpüşlerin türlüsünden elhamra Sınırsız denizinde çarşafların Bir gider bir gelirdi işlek ağzı
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ne günah işlediysek yarı yarıya.
Alıntı
Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
Şiir
Cemal Süreya, İkinci Yeni'nin bu "imge çılgınlığı"nı, Türkçe'de bir "iç ses" arama çabalarına bağlar. O, şiirin dil içinde bir dil olduğunu savunur. Ona göre imge bir şeyin "daha iyisi, daha kötüsü, daha gerçeği, daha gerçek dışı durumu, daha temizi, daha kirlisi, daha hafifi, daha ağırı, daha nasıl söyleyeyim, daha kendisi"dir.
Alıntı
Sen çırılçıplak elma yiyorsun Denizin ortasına kadar elma yiyorsun Yüreğimin ortasına kadar elma yiyorsun Bir yanda esaslı kederler içinde gençliğimiz Bir yanda Sirkeci’nin tiren dolu kadınları Âdettir sadece ağızlarını öptürürler Ayaküstü işlerini görmek yerine Adımın bir harfini atıyorum (1956)