Robinson Crusoe, bazı edebiyat tarihçileri tarafından İngiliz edebiyatının ilk romanı olarak kabul edilmiş bir roman. Çocukluktan pek çoğumuzun bildiği bu romanın tam metnini yıllar sonra tekrar okudum, ve çok keyif aldığımı söyleyebilirim.
İngiltere'de yaşayan Alman asıllı orta halli bir ailenin en küçük oğlu olan Robinson Crusoe'nun babasının tüm itirazlarına rağmen, dünyayı gezme hayalleri ile çıktığı yolculukları ve bu yolculuğu sırasında, seyahat ettiği gemi batınca ıssız bir adada 28 yıl tek başına yaşamak zorunda karşılaştığı olayları anlatan bir başyapıt.
İnsanın isterse herşeyi başarabileceğini en iyi şekilde anlatan, medeniyetin ve ileri gelişmişliğe ulaşmış toplumların altında yatan metni anlatan ve çok ders çıkarılabileceği çok güzel bir şekilde anlatılmış.
Okuduğunuzda üzerine pek düşünmeyeceğiniz, sürükleyici bir macera romanı hissine kapılabilirsiniz en başta tıpkı benim kapıldığım gibi, ama üzerine biraz düşünürseniz ne kadar dolu bir eser olduğunu anlarsınız.
Tek başına adada kalan bir adamın hayatta kalmak için vahşileri öldürmesi, sonrasında yaptığının ne kadar doğru olup olmadığı konusunda kendisiyle tartışması, kendisini sorgulaması; diğer yandan inanca bakış açısı, tanrı sorgulaması, ve aslında biraz mecburiyetten tanrıya inanması, ona dua etmesi..
Robinson Crusoe yalnız bir adamın iç sesini bize sunmanın yanında İngiliz sömürge anlayışının da temellerini sunuyor. Bu kitabı bir çocuk kitabı olarak değerlendirmeyin. Emperyalist mantığı anlamak istiyorsanız bu kitabı da okumalısınız. Macera kitapları açısından çok değerli bir kitap fakat ırkçılık ve köleliğin normalmiş gibi gösterilmesinin hoşuma gitmediğini söyleyebilirim.
Robinson Crusoe
Daha önceleri okuduğum Emile'de Rousseau okuyucularına Robinson Crusoe 'u okumayı tavsiye ediyordu. O yüzden ben de, okumak için bu kitabı bir köşeye not düşmüştüm.
Robinson' u emimim aranızda bilmeyen yoktur. Hani şu geçirdiği gemi kazasıyla ıssız adaya düşen Robinson..
Eser bildiğiniz üzere Dünya Edebiyatı klasiklerinden..Dünya'ya damga vurmuş, unutulmaz bir eser. Bu yüzden belki de.. Eseri okumak bambaşkaydı.
Şimdi gelelim Robinson'a.. Bakalım hayatta kalmak için neler yapacak?
๑İlk işi tatlı su kaynağı keşfedip, kendine mağara ve çadırdan barınak yapmak olur. Bunun için gerekli malzemeleri de okyanusta kıyıya vuran gemilerden, temin etmeye çalışır.
๑Nitekim bu süreçte yaşadığı adanın etrafını görebilmek için Robinson, kendisine bir sal yapar. Hayvanları avlar, onlarla karnını doyurur. Ayrıca bulduğu tatlı su kaynağı için bir kanal yapar. Kendini tehlikelerden korumak için de bir sopa alır eline..
๑Salıyla batan gemisini ziyaret eder, bir gün. Oradan barut, silah, fıçı, peksimet, rom, rakı fıçısı gibi işine yarayacak eşya, ne varsa alır, çadırına götürürken, adada ekilmemiş araziler keşfeder. Ve aklına tarım yapma fikri gelir.
๑Karaya çıktığından beri geçen günlerini de mağara duvarlarına çeltik atarak hesaplar.
๑Adaya Robinson elinden geldiğince, yavaş yavaş yerleşmeye çalışır. Geminin hamağını kullanarak kendine yatak yapar. Beslenmek için keçileri, kuşları avlar. Ve sonra aklına avladığı keçileri beslemek gelir, beslerde.
๑Tahtaları keser, mağarasında kendine raf yapar. Duvarlarına çiviler çakar askı yapıp, tüfeklerini asar. Anılarını başından geçenleri mürekkebi bitinceye kadar defterine yazar. Yağmurdan korunmak içinde kendine bir şemsiye yapar. Aynı zamanda avladığı keçilerin yağını ise kendine bir kandil yapak için