Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Allâhû Teâlâ’nın Âdem ile Havva’yı Cennet’ten çıkarmasının neticeleri pek iyi olmamıştı. Çünkü âdemoğullarından bazıları Dünya’yı cennet bellemiş ve zorbalığa meyletmişlerdi.
Bu talepten adiller ve adaletsizler, merhametliler ve katı yürekliler, kahramanlar ve suçlular ürküp geri çekilir; İsa'nın da dediği gibi, ana rahminden hadım olarak doğmuş olan o birkaç kişi müstesna, hiçbir insan istencinde tam bir dönüşüm deneyimlemeden bu talebi seve seve yerine getiremez. Şimdiye kadar ele aldığımız tüm dönüşümler, istencin tüm tutuşmaları, yaşamı istemeye devam eden bir istencin modifikasyonlarıydı; kahraman da, Hristiyan azizi gibi, yaşamını sadece feda etti—yani ölümü hor gördü—çünkü karşılığında daha iyi bir yaşam elde etti. Şimdi ise istencin ölümü sadece hor görmesi değil, onu sevmesi bekleniyor; çünkü iffet (bekarlık), ölümün sevilmesidir. Haddini aşan bir talep! Yaşama istenci yaşamak ve var olmak, var olmak ve yaşamak ister. Sonsuza dek yaşamak ister ve varlıkta ancak üreme vasıtasıyla kalabildiği için, temel arzusunu (isteme eylemini), yaşama istencinin en eksiksiz onaylanması olan ve yoğunluk ile güç bakımından diğer tüm güdüleri ve arzuları fersah fersah geride bırakan cinsel güdüde yoğunlaştırır.
Şimdi, doğanın her dürüst gözlemcisine düpedüz yenilmez görünen bu cinsel güdüyü insanın nasıl alt etmesi, bu talebi nasıl yerine getirmesi bekleniyor? Sadece büyük bir ceza korkusu ile tüm avantajlardan daha ağır basan bir kazancın birleşimi, insana onu alt edecek gücü verebilir; yani istenç, net ve tamamen kesin bir kavrayışla tutuşturulmalıdır. Bu, yukarıda zaten zikredilmiş olan, var olmamanın var olmaktan daha iyi olduğu kavrayışı ya da yaşamın cehennem, mutlak ölümün o tatlı ve durgun gecesinin ise cehennemin yok edilişi olduğu kavrayışıdır.
Ve tüm yaşamın acı olduğunu; hangi formda ortaya çıkarsa çıksın, özü gereği mutsuz ve ıstıraplı olduğunu (ideal Devlette bile) net ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde kavramış olan; bu yüzden