Bunları anlatırken savaştığı çocukluğu ona çok kızıyordu. Çünkü o küçük kız; bilinmek, duyulmak istiyordu. Küçük kızın bas bas bağırdığı, acılarla haykırdığı tabloda işkence vardı.
Bu arada zihnindeki kötücül sesler yine izleyici koltuğunda en ön sıraları işgal ediyordu. "Yalancı, ikiyüzlü, sahtekâr.." diye bağırdılar suratına. Hatta yumurta bile fırlamış olabilirler.
Gülüyorum ama her şey yüzümde olup bitiyor; kalbime ulaşan hiçbir şey yok. Bazı şeylerin boşluğunu, başka şeylerin fazlalığı dolduramıyor, anlıyorum; hatta o şeyin kendisi bile bazen...