5/10
·192 syf.··
2025 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 00:44
Çağdaş Türk Edebiyatı’nda ayin temelli korku, gerilim, bilimkurgu ve düşsel kurgu anlatılarına yenilikçi bir soluk getirme arzusundadır. Bu seçkideki her bir öykü, ayin motifini modern anlatım biçimleriyle harmanlarken; aynı zamanda farklı kültürel pencerelerden yansıyan kadim bilgi ve travma temalarını irdeliyor. Kalemlerin kimisi Erlik Han gibi geleneksel figürleri çağdaş bir yeniden yorumla ele alırken, kimisi X kromozomu ya da frekans gibi bilimsel kavramları mitolojik temalarla harmanlıyor. Ortaya çıkan tablo; bazen büyülü, bazen rahatsız edici, bazen de derin düşüncelere sevk eden bir anlatı evreni sunuyor. Seçki, kültürler arası geçişkenliğin ve türler arası melezliğin edebi sahadaki yansımasına güçlü bir örnek oluştururken; okuyucuya, “mitoloji yalnızca geçmişin değil, geleceğin de şifresidir” dedirtiyor. Udagan'ın Şarkısı (Funda Özlem ŞERAN); Türk mitolojisi temalı korku gerilim öyküsünde bir şaman soyun günümüze kadar gelişini ve Amazonlar gibi anaerkil bir yapı içinden X kromozomu üzerinden kuşak kuşağa aktarıldığını görüyoruz. Öncelikle Türk Kozmogoni'sinde Gök Tengri asla resmedilmez. Ülgen, Mergen ve Kızagan ise Kayra Han'ın oğullarıdır. Kalemin farkı yanı ise Erlik Han'ı şamanlarla bağlantılı bir Tanrı olarak yorumlanmıştır. Başarılı kalemden beklemediğimiz hayal kırıklığı ise Türk Edebiyatı yerine Türkçe Edebiyatı kavramı kullanmış. Peki aynı durum da Kürt Edebiyatı yerine Kürtçe Edebiyatı mı demeliyiz. Edebiyat, adını ulustan alır. Ağaç Kapısı (Özlem ERTAN); Sıkıcı ve durağan bir şekilde başlayan öyküde, Göktanrı inancındaki doğanın muhakemesiyle öyküde kırılma noktasını görüyoruz. Batı Anadolu'da geçen öyküde Göktanrı inancının doğa unsurunu Helen Panteonu'ndaki Gaia ve satyrler ile adlandırılmıştır. Helen Panteonu seçildiye Eşref ve Hatice yerine
Öykü
Ayinler KitabıKolektif · Dark Istanbul · 20247 okunma
BİRLEŞEMEMEK…
Puan vermedi·400 syf.··
2025 44. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2025 17:25
Yazdıklarım, ancak kitaptan aklımda kalanlardır. Hatta yazdıklarımın, kitapta anlatılanların imgeleri olduğunu da söyleyebilirim. Neticede Christopher Duggan’ın çok yararlı eseri “Kısa İtalya Tarihi”nin tamamını özetlemek, yapabileceğim ya da yapmak isteyeceğim bir şey değil. O nedenle aşağıdakiler, yanlışlar ve aşırı basitleştirmeler içerir… İtalya, birleşememiş bir ülke. “İtalya” kelimesinin, öteden beri bir coğrafî terimden ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla, “İtalyan” kimliği de uzunca bir süre ortak bir millî kimlik olmaktan çok uzak. İtalya’nın “hukuken” birleştiği, yani Piyemonte Krallığı önderliğinde ve bir anayasa altında bir araya geldiği 1860 yılında, bugünkü İtalyanca’nın temelini teşkil eden Toskana lehçesini konuşabilenlerin genel nüfusa oranı şaşırtıcı derecede az (Aklımda kaldığı kadarıyla bu oran %2,5 civarında!). Farklı bölgelerde yaşayan insanlar, birbirlerinin konuştukları dili anlamıyorlar. 19. yüzyılda pek çok ülkenin bu açıdan İtalya’ya benzediğini, yani ulusal birlikten ve bunu oluşturan duygudan yoksun olduğunu söyleyebiliriz (Ayrıca İtalya’nın, Avrupa’nın ağır aksak işleyen ülkelerinden olduğunu da not etmeli). Ancak İtalya’nın bu meselenin üstesinden gelmek için gösterdiği çabaların büyüklüğü ve onun komşusu olan ülkelerin de aynı konuda gösterdikleri mukayeseli başarı, İtalya’nın sözü edilen parçalı yapısını daha göze çarpar hâle getiriyor. İtalya, Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra onun yerine Cermenler tarafından kurulan çok sayıda krallığa bölünüyor. Yanılmıyorsam, Ortaçağ’a damgasını vuran ve doğası gereği dağınık bir sistem olan feodalite de bu dönemde belirginleşmeye başlıyor. Bizans İmparatorluğu, İtalya’nın farklı bölgelerinde zaman zaman hakimiyet tesis ediyor ama, Batı Roma İmparatorluğu’ndan sonra uzun süre
Kısa İtalya TarihiChristopher Duggan · Kronik Kitap · 20241 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
5000 YILLIK KISSADAN HİSSELER
Puan vermedi·136 syf.··
2025 25. kitabı
William James Durant ve Ariel Durant isimli ABD’li karı-koca, “The Story of Civilization” adlı, on bir cilt tutan bir dünya tarihi yazıyorlar. Bu eserden yola çıkarak vardıkları, insanlık tarihine dair birtakım sonuçları da “Tarihten Alınacak Dersler” (The Lessons of History, Epsilon Yayınevi) adlı kitaplarında özetliyorlar. Aşağıdaki satırlar, yayımlanma yılı 1968 olan “Tarihten Alınacak Dersler” adlı özet kitabın özetidir. Başlıklar ve sıralamaları kitaptakinin aynı olup, içerikte kişisel görüşlerime neredeyse hiç yer verilmemiştir. Tırnak işareti içinde yazılan cümleler de kitaptan, yani yazarlardan aynen aktarılmıştır. Aşağıdaki incelemeyi okuyanların, söz konusu kitabı okumuş kadar olacaklarını zannediyorum. “Tarihten Alınacak Dersler” kitabı, doğal olarak, çok büyük genellemeler içeriyor. Neticede 5000 yıllık bir tarihi 120 sayfaya sığdırmaya çalıştığını unutmamalı. Yine de eserin, bu kadar uzun bir zaman dilimini hayalimizde canlandırabilmemizi sağladığını, bunu yaparken de bazı özel ayrıntılar vermeyi ihmal etmediğini hayranlıkla belirtmeliyim. Zaten tarih, biricik olaylar ile sistemli olayların garip bir karışımı değil mi? Pek yararlı, aydınlık veren bir eser olduğundan hiç kuşkunuz olmasın. Âlim ve bilge bir çiftin kaleminden çıktığı belli. Benim gibi, kıssadan hisse kapmak isteyenler için… Tarihten Alınacak Dersler TEREDDÜTLER 1. Tarih söz konusu olduğunda, her zaman yetersiz bilgiyle, önyargılarla, bozucu genelleştirmelerle ve olasılıklarla hareket etmeye mecbur, hatta mahkûmuz. DÜNYA VE TARİH 2. Tarih, iklim ve jeolojiye tâbidir. Yine de coğrafî ve biyolojik engelleri aşarak tarih ve uygarlığı yapan, insanın gayreti ve icatları olmuştur. BİYOLOJİ VE TARİH 3. “Tarih, kıran kırana bir rekabettir.” Bugün rekabet etmemiz gerekmeyen bir hayatımız varsa,
Tarihten Alınacak DerslerWill Durant · Epsilon Yayınevi · 202290 okunma
BARBARLAR UZUN VADEDE HEP KAZANIRLAR!
Puan vermedi·143 syf.··
2025 1. kitabı
Cermenler ya da Germenler; bugünkü İngilizlerin, Fransızların, Hollandalıların, Belçikalıların, Almanların, Avusturyalıların, Çeklerin, bir kısım İsviçrelilerin ve İskandinav ülkeleri halklarının atalarıdırlar. Anavatanları, kesin olmasa da, Kuzey Avrupa ve Güney İskandinavya olarak bilinir. Cermenler, Antik Roma İmparatorluğu’nun “yıkılmasında” önemli bir rol oynamışlardır ama, aynı zamanda onun kendileriyle birlikte dönüşerek Ortaçağ’da da “devam etmesini” sağladıkları düşünülebilir. Bir bakıma, Roma İmparatorluğu ile bugünkü Avrupa arasındaki idarî ve kültürel halkayı teşkil ederler (Nasıl ki Türkler Anadolu’yu fethettiklerinde Bizans, yani Roma kültürünün ve devlet yapılanmasının bazı özelliklerini sahiplenip geleceğe aktardılar ve ayrıca kendilerine de “Roma İmparatoru” dediler…). Sarışın olan Cermenler, tek bir halk ya da kabile değiller. Romalılardan bize kalan bir âdetle, birbirinden farklı çok sayıda kavmin ortak adına “Cermen” diyoruz. Kazak, Azerî, Özbek, vb. kavimlere genel olarak “Türk” dendiği gibi… (Onlar kendilerine böyle bir ad takmamışlardı. Üstelik birbirleriyle de sıklıkla savaşıyorlar, bir birlik duygusundan yoksun bulunuyorlardı. Ancak bir araya toplanıp, aynı “tanrıya” inanıp tek bir kavim hâline geldikleri de oluyordu). Antik dönemdeki Cermenler ile ilgili kısıtlı bilgilerimizin çoğunu Romalı yazarlara borçluyuz. Özellikle de Jül Sezar ve Tacitus’un yazdıklarına… Hâl böyle olunca Cermen kavimlerinin tarihini, Romalıların, onların önyargılarını da yansıtan gözlüklerinden görüyoruz. Romalıların da Cermenleri nasıl gördükleri malûm. Zamanında Çinliler, Orta Asya’daki komşuları olan göçebe Türk kavimlerini nasıl gördülerse, muhtemelen aynen öyle: Barbar, saldırgan, çabuk öfkelenen, onuruna ve kavgaya düşkün, kadınları bile şavaşkan, kabileler
Germenler: Kökenleri ve Roma Dünyasıyla İlişkileriHerwig Wolfram · Kronik Kitap · 2020130 okunma
William Shakespeare – III. Richard’a dair notlar…
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
William Shakespeare 1565-1616 yılları arasında yaşamış ve bu oyununda 1483-1485 yılları arasını konu almıştır. 16.yy’ın ikinci yarısı ile 17.yy’ın ilk yarısında yaşamış olan İngiltere’nin gözde çocuğu, 15.yy sonuna ait siyasi gelişmeleri de kaleme alarak kendisine göre yakın geçmişte gerçekleşmiş olan bir konuyu eserine taşımış oluyor. Britanya tarihi genelde bize uzak bir konu. O yüzden okumadan evvel bilinmesi gerekli olan bazı tarihî olaylar var. Bunlara değinmek mühim, çünkü oyunu kavrayabilmenin yolu buradan geçiyor. Her şeye en başından başlayacağım. Cümle insanlık tarihini köklerine kadar takip etmenin en iyi yolu dili takip etmekten geçer. Bu yüzden proto Hint-Avrupa halklarını takip eden bir yolla insanlığı kısaca özetlemek isterim. Avrasya’da ortaya çıktığı düşünülen birtakım kavimler MÖ 2500 – MÖ 800 arasında dört bir yana göçmüş, yerleştikleri yere göre farklı isimler almıştı. Bunlara İber yarımadasında “İberler”, İtalya Yarımadasında “İtalikler”(Daha sonra kazanacağı ismiyle Romanlar), Balkanlarda “Traklar”, Orta Avrupa’da ve Britanya’da “Keltler”, Kuzey Avrupa’da “Cermenler” denmişti. Ortak dil kökleri bâki kalsa da, kültürel anlamda birbirlerinden epey farklılaşmışlardı. İşte Britanya coğrafyası da ilk misafirlerini MÖ 800’lerde böyle bir dönemde konuk etmeye başladı. Bu misafirler, bugünkü Fransa coğrafyasında da yoğun olarak bulunan Keltlerdi. Keltler kendilerine has kültürleriyle bugünkü coğrafî anlamıyla İskoçya, Galler ve İngiltere’ye (Birleşik Krallık coğrafyasının tamamına) yayılmıştı. Ancak bir başka Hint-Avrupai kuzeni olan Romalılar Akdeniz’de inanılmaz gelişkin bir kültürel mirasla insanlığın en ihtişamlı imparatorluğunu, Roma İmparatorluğunu kurmuştu. İşte bu imparatorluk inanılmaz genişlemiş, nihayetinde Britanya’ya da dayanmıştı. Gallerin
III. RichardWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20131,479 okunma
Barbarlara Reddiye...
7/10
·130 syf.··
2023 164. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2023 04:23
Afrika'da misyoner olarak görev yapan Fransız papaz Lavigerie bir köle ticareti karşıtıydı. İslam dinini barbarlıkla ve siyahi kölelere karşı kötü muamele etmekle suçlaması üzerine (o sırada Pariste Hukuk okuyan) Mısırlı tarihçi Ahmed Şefik paşa bu kitabı yazmıştır. Kitap 6 bölümden oluşuyor. 1) Antik çağlarda kölelik. 2) Orta çağda kölelik. 3) Modern çağda kölelik. 4) Hristiyanlıkta kölelik. 5) İslamda kölelik. 6) Mısırda siyahilerin köleleştirilmesi. 130 sayfaya kölelik hakkında hemen hemen her şeyi sığdıramaz zaten, fakat genel olarak tarih boyunca farklı ırkların ve kültürlerin köleler hakkındaki düşüncelerini ve davranışlarını yüzeysel olarak ele almış. Ve başarılı olmuş da diyebiliriz. Kitabın içeriği hakkında yorum yapmadan önce papaz Lavigerie'nin islama karşı bu tutumunu ele almak isterim. Cahillikten mi yoksa kasıtlı olarak mı böyle bir iddiayı ortaya atmış? Bir insan tarihten ve dinlerden ne kadar bihaber olursa olsun islamın köleliği teşvik ettiğini, ya da müslümanların kölelerine barbarca davrandıklarını iddia etmez. Hele de hayatının büyük bir bölümünü arap topraklarında Müslümanlarla geçirmiş bir papaz. Papaz olması da İslam hakkında belli başlı fikirleri olması gerektiğini düşündürüyor. Görev yaptığı Cezayir'de kıtlık döneminde insanların muhtaçlığını fırsat bilerek onlara yardım ederek hıristiyanlığa teşvik etmesi Cezayir hükumeti tarafından dine karşı eylem olarak kabul edildi. Bu sebepten mütevellit oralarda pek sevilen biri değildi. Devletin bu tutumunun Lavigerie'de islama yönelik nefret oluşturduğuna dair iddialar mevcut. Kitap ilk bölümden başlayarak Antik Mısır, Hint krallıkları, Asuriler, Pers Krallığı, Çin imparatorluğu, Antik Yunanlılar, Romalılar ve İbraniler gibi pek çok farklı kültürlerde kölelerin hayatına ve haklarına basitçe değiniyor.
İnceleme
L'esclavage Au Point De Vue MusulmanAhmed Şefik Paşa · Cornell University Library · 02 okunma