Kimileri kendilerini bildiler bileli “yurtlarında” olduklarını farz eder, oysa birçok halk, atalarının (Cermenler, Türkler, Slavlar, Aztekler ve zamanda yeterince geri gidildiğinde bütün Hint-Avrupalılar) “vatanımız”la mutlu beraberliklerini kuruncaya kadar epey dolaşmak zorunda kaldıkları gerçeğiyle yüzleşmelidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Vatanların ilk doğuşu ne kadar bulutludur? Hangi kütle vatanını seçmekte serbest olmuştur? Yer yer akan sel sularına, kaynak sularına benzeyen insanların, yer yer toplanıp coğrafyanın yatağına, kabına göre biçim almasında tesadüfün oyunları ne kadar büyüktür! Türkmenler Hazer’in şimalinden geçselerdi, şimdi kim bilir hangi dinde, hangi yerde idik? Birleşik Amerika’yı kuranların çıktığı yerlerin değişikliğini, çıkışlarında hakim olan sebepleri düşününüz: Hangisi bugün vatanını, devletini kurmak emelini taşıyordu?
Ama deneyimlerime göre şiir insanı ya ilk anda etkiler ya da hiç etkilemez. Bir anda zihinde ışık çakar ve bir anda karşılık verirsin. Şimşek çakışı gibi. Aşık olmak gibi.
İnsanlar gösterdiğiniz nedenlere, içtenliğinize ve acılarınızın ağırlığına ancak siz öldüğünüzde inanırlar. Hayatta olduğunuz sürece durumunuz kuşkuludur, ancak onların kuşkuculuğunu hak edersiniz.