Münacaat
“Çeşme var kurnası mundar” İsmet Özel
Alıntı
Neşet Ertaş ve eşi bir gün çeşme başında oturuyorlarmış. Neşet Ertaş eşine hararetli bir şekilde bir şeyler anlatırken o esnada çeşmenin önünden eşinin arkadaşları geçiyormuş ve laf atmışlar. Eşi de hafif sırtını dönüp arkadaşlarıyla konuşurken Neşet Ertaş'ın lafı yarım kalmış, bir an durumu fark eden eşi "kusura bakma sana sırtımı döndüm." demiş. Neşet Ertaş şöyle cevap vermiş ; "Ne kusuru kurban olduğum. Gülün önü arkası mı olur."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hiçbir meftaNın çeşme suyuna İhtiyacı yoktur ... Vicdanınızı az ÖTEDE Yıkayın ...
Duygu ve Düşünce
Anladım ki yol yok, çeşme batık, hayal boş Anladım ki kül tablası delinmiş Ceplerimi acıyla doldurmuşum Anladım ki bu çağ kızıl kıyamet.
1000Kitap
Leylim Leylim
Leylim - leylim dünyamızın yarısı Al - yeşil bahar, Yarısı kar olanda Gene kavim - kardaş, can - cana düşman, Gene yediboğum akrep, Sarı engerek, Alnımızın aklığında puşt işi zulüm Ve canım yarı geceler Çift kanat kapılarına karşı darağaçları, Mahpusanede çeşme Yandan akar olanda, Gelmiş yoklamış ecel Kaburgam arasından. Yoklasın hele... Çağıdır, can dayanmaz, Çağıdır, en çatal, en ası, Cehennem koncası memelerinin. Çağıdır, kırk gün - kırk gece Kolların boynuma kement, Ha canım kötüye inat... Vah ki ne desem, Kurşunları namlulara sürülü, İ'kelleri kan, Baskıncılar uykumuzu yıkar olanda, Alır yüreğim: Yankın yasak, aynalara. İnemem bahçende talan, Tam, boş yanı bu, derim namussuzun,
Şiir
gün batımı
**Kelime-i Şehadet, bir şimşek gibi insanın gönlündeki kara ağacı deviren, onu nurlara boğan, gönüllere aydınlık bir gökyüzü, billûrdan bir çeşme koyan, ilâhî bir kılıçtır. ** Sezai Karakoç