Daha işin başında ilişkimiz birtakım eğlenceli şartlara bağlandı; mizah, iki cinsiyetin bir an onları birbirinden ayıran şeyi unutmayı kararlaştırarak birbirine verdikleri hazdır. Çocuksu dil sürçmelerinden, başka anlamlara çekilen tümcelerden, evirmeceden,cinastan, belden aşağı anıştırmalardan benim kadar o da hoşlanıyor, tüm tekerlemeleri, çocuk şarkılarını biliyordu; çizgi romankahramanlarının birçoğunu taklit edebiliyordu; özellikle de Titi veŞişko Pisi taklidi mükemmeldi. Konuşmalarına yansıttığı çocuksukörpelik beni büyülüyordu ve onda cesurca bir farklılık, beni sonderece heyecanlandıran bir yaşam coşkusu buluyordum. Bendehiçbir şey kalmıyordu, hatta onunkinden büyük olan yaşımın verdiği deneyim bile. Ve daha iki ay önce bende benzer duygular yaratan bir başka kadına “Seni seviyorum" dediğim halde, yıllardırkimseyi sevmemiş gibiydim. Beklentime, onu da aşarak, peş peşedokunmalarla yanıt veren ve benzerlikleri, farkları, onu hem benimbir parçam hem de dışarının parçası yapan bir varlık bulmuştum.
Sence en büyük zaman kaybı nedir kendini başkalarıyla karşılaştırmak dedi köstebek “İşin doğrusu hep resim olsun istiyorum, birer ada gibiler, sözcüklerin denizinde onlara sığınabiliriz.” (s.8) “Tilki genellikle sessiz ve hayat onu incittiği için temkinli.” (s.9) “Maceraları baharda, bir an kar yağarken öbür an güneşin çıktığı bir zamanda geçiyor, hayat da biraz böyle – bir anda değişebiliyor.” (s.10) “‘Aslında herkes el yordamıyla ilerliyor.’ O yüzden ben derim ki kanatlarınızı açın ve hayallerinizin peşinden gidin.” (s.11) “‘Başarı ne sence?’ diye sordu çocuk. ‘Sevmek,’ dedi köstebek.” (s.19) “‘Çok sevdiğin bir söz var mı?’ diye sordu çocuk.Evet,’ dedi köstebek.Neymiş?’ ‘Başta başaramazsan biraz pasta ye.’ ‘Anladım, işe yarıyor mı peki?’ ‘Her seferinde.'” (s.21) “‘Sence en büyük zaman kaybı nedir?’ ‘Kendini başkalarıyla karşılaştırmak,’ dedi köstebek.” (s.24) “‘Acaba öğrendiklerini unutma okulu diye bir şey var mı?'” (s.25) “‘Tanıdığım yaşlı köstebeklerin çoğu, keşke korkularımızı daha az dinleseydik, hayallerimize daha çok kulak verseydik diyor.'” (s.27) “‘Daha az korksak nasıl olurduk bir düşünsene.'” (s.29) “‘Sahip olduğumuz en büyük özgürlüklerden biri, olaylara nasıl tepki verdiğimiz.'” (s.35) “‘Anda nasıl yaşanacağını öğrendim.’
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
giriş
Yıllardır hep şunu söylerim: ülkemizde ve dünyada en büyük sorun, doğruları bilenlerin, manipülatörler kadar cesurca dillendirememeleridir ve arkalarında propaganda da uzman istihbarat teşkilatları bulunmadığından bilgilerini onlar kadar geniş kitlelere yayamamalarıdır. gençlerin beslendiği yeni Medya araçlarının ekseriyetinin siyonistlerin veya işbirlikçilerin elinde olması ve bu mecraların alternatif sesleri boğması da gerçeklerin yayılması önünde diğer bir engeldir. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI /sayfa 10
Alıntı
"Söylediğin en cesurca şey neydi?" diye sordu çocuk. "Yardım et," dedi at.
Vaftiz
Suyun altına girme, boğulma ve yeniden doğma miti farklı kültürlerde vaftiz olarak karşımıza çıkar; yeniden doğmak için boğuluncaya dek, ölünceye dek suya batmak. Bu, yeni bir varlık elde etmek adına, olmayana doğru cesurca sıçrayıştır.
Sayfa 111·Kitabı okuyor
Yukarıya kadar tırmanıp cesurca son adımı atarken birdenbire yanlış yola girdiğini düşünüp korkuya kapılmak, ileriye doğru birkaç kolay adımı atacak gücü kaybetmek kadar korkunç bir şey yoktur.