tarih tek yüzlü bir madalyon değildir. Bir de öteki yüzü var. Öteki yüzünde zaaflar, hezimetler, yanlışlar, yenilgiler mevcut... İki yüzüne de bakmak, ayrıca dünyanın o devirde yaşadığı şartları dikkate almak, ille de hüküm vermek gerekiyorsa ancak ondan sonra hüküm vermek lâzım. Tek boyutlu tarih tezleri insanı yanlışa sürükler.
Bugün bu yanlışlığın tutsağı durumundayız. Osmanlı tarihi ve Cumhuriyet tarihi konusunda benzer dramları yaşıyoruz. Bir taraf Osmanlı tarihinin yalnızca başarılarıyla ilgilenir ve bunlarla övünürken, Cumhuriyet tarihinin sadece yanlışlarıyla, hatalarıyla ilgileniyor. Diğer taraf ise Osmanlı tarihinin yalnızca menfi yüzüne bakıyor, Cumhuriyet tarihinin de sadece müspet yüzüne...
Tabiatıyla iki kesimin arasında bitmez-tükenmez tartışmalar çıkıyor. Tarih gibi ilmî bîr konu siyası zeminlerde siyaset malzemesi yapılıyor. Cumhuriyet tarihi, Osmanlı tarihi ile kavga ettiriliyor. Ömrümüz karşılıklı ifratlarla, tefritlerle, iftiralarla, övgü-sövgü ve mübalâğalarla geçiyor.
Yemek yemenin kuşkusuz bir adabı vardı ve herkes buna çok dikkat ederdi.
Yemeğe aile reisi yüksek sesle besmele çekerek başlardı. Aile reisinin yüksek sesle besmele çekmesi, diğerlerinin hatırlaması içindi. Besmelesiz yemek yemenin bereketsizlik getireceğine inanılırdı.
Selâtin camilerinin bir köşesinde bulunan "Sadaka Taşı"na zenginler, özellikle kutsal gecelerde sadakalarını bırakır, fakirler gece yarısı sonrasında aynı taşı ziyaret edip, kimseye gözükmeden ihtiyaçları kadarını alırlardı. Ne veren alanı tanırdı, ne alan vereni... Böylece kimse kimsenin minneti altına girmezdi.
Osmanlı kapılarının tokmakları bile başlı başına bir kültürdü ve Osmanlı insanının sosyal hayata bakışının bir simgesiydi.
Osmanlı insanı hayata "helâl" ve "haram" perspektifinden bakardı. Kapı tokmakları da bu hassasiyeti yansıtırdı.
Tokmaklar iç içe iki demir halkadan oluşurdu. Dış halka daha tok ses çıkardığından erkekler için, ondan daha ince ses çıkaran iç halka ise kadınlar içindi. Eve gelen erkek misafir dış halkayı, kadın misafir ise iç halkayı kullanarak ev sahiplerine cinsiyetleri konusunda bilgi verirlerdi.
Ev sahibi de tokmakların sesine göre kendisini ayarlar, gelen erkekse ona göre giyinip kapıya çıkardı.