Cetmir

Cetmir
Sahip olduklarının değerini bil, çünkü her şey gelip geçicidir.
Gözdeki perde...
Nazlı Hanım da, uzaklarda, meçhullerde aradığını yanında, yakınında buluvermişti. Belki de bu "Ben sana şah damarından daha da yakınım" sırrının, şu dünya planında bir aşikare çıkışı idi. Zaten O "aranan’ı, bu dünyada bulamayanın başka alemlerde bulmasına imkan var mıydı? İşte müşahhas bir varlıktan kendini gösterir olan bu gerçek ona: "Aşkına bile aşık olmayi terket.. terki de terk etmezsen, sana senden yakın olanı gizliyen perde gözünden kalkmaz. Hiç bir şey isteme.. Hiç bir istek için yaşama.. Bırak, seni yaradan istesin.. Onun isteğinde yok ol, eri ve Ölmeden evvel öl ki, ölümsüz hayata kavuşasın!" dedi.
Sayfa 146 - Kubbealtı Neşriyat·Kitabı okudu
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Allah’tan korkan...
İnsandan korkan insanı aldatabilirdi. Fakat Allah’tan korkanın onu aldatmaya kalkışmasına imkan yoktu. Bu yüzden görenek ve geleneklerle el ele vermiş bir hak ve adalet anlayışı, cemiyete insaf ve muhabbetle yumuşamış adil ve müsavatcı bir nizam getirmişti. Onun için, usta çırağını bin can ile yetiştirip adam etmeye kendini borçlu sayar; onun için hoca talebesine nesi var nesi yoksa aktarmayı bir ibadet bilir; onun için zengin fakirin elinden tutar, zekat der, sadaka der, fitre der, fidye der verirdi. Onun için, efendi kendi bendesine bende olurcasına şefkat göstermeyi bir iman vecibesi, bir iman borcu tanırdı.
Sayfa 140 - Kubbealtı Neşriyat·Kitabı okudu
Din
Nerede, ah nerede...
İşte, meye coşkunluk veren, onu kendi gönül heyecanlarına avuç açtıran bu dudaksız kadehsiz sarhoşluk, insanoğlu için ne baht ne devlet ne saadet... Amma bilen nerde, tadan kaç kişi? Nerede, ah nerede o her aradığını kendinde, kendi içinde bulan yüce insan? Bu köhne şu ihtiyar dünya onlara, o yücelerden yücelere nasıl da her demde, her devranda, her asıra, her zamanda muhtaç, zebun ve boynu eğri...
Sayfa 134 - Kubbealtı Neşriyat·Kitabı okudu
Felsefe
Manevi Pusula
Sinan, mabedi, san'at için yapmamış; Sırf Allaha ibadet ve kulluk etmek, gemilerdeki pusulalar gibi, yollarını şaşırmaktan korkanlara istikamet, ümit ve yaşama şevki vermek isteyen bir anlayıştan hareket ederek yapmıştır.
Sayfa 94 - Kubbealtı Neşriyat·Kitabı okudu
Din
Mimar sinan...
Şüphe yok ki Sinan'ı Sinan yapan birinci derecedeki amil, onun vahdetci görüşü, şevk ve şule saçan imanıdır. Dikkat edilirse o, sivil askeri ve dini eserleri arasında, bilhassa ibadethaneyi esas ve nihaii gaye olarak ele almış ve daima camii, sanki Yaradanı gözünün önünde tutarak inşa etmiştir.
Sayfa 94 - Kubbealtı Neşriyat·Kitabı okudu
Din