Puan vermedi
#OkudumBitirdim Unutulmuş Kadınlar/ Kristen Hannah Kristen Hannah, gerçek ve unutulmuş kahramanların hikayesini anlatırken, haydut devlet amerikanın iğrençliğini anlatıyor. 1966 yılında Abd/Wietnam savaşı sürerken gönüllü hemşire olarak savaşa katılma kararı alan Frances Grace'nin, savaş bölgesinde yaşanan, insan onurunun ayaklar altına alındığı, toprağın ölüm kustuğu bir bölgede kimse hemşire olmak istemezdi diye düşündüm. Kitap, Kahraman olmak için yola çıkan bir kadının, görünmezliğe mahkûm edilişini, savaşta hayat kurtaran ellerin, barışta neden değersiz sayıldığını sorgulatıyor. Frances, Vietnam savaşından döndüğünde,alkışlarla karşılanmayı beklerken, hayal kırıklığına uğruyor. Kadın olmasının yaşattığı ayrımcılığı yaşarken; "Savaştan dönenler neden halkın tepkisiyle karşılaşır. " "Savaştan dönen hemşire Frances, sivil yaşama tekrar uyum sağlayabilecek mi? Sorularının cevap bulurken, kitabın içinde sakladığı gerçeklerle yüzleşiyorsunuz. Savaşın, Aşkın, yeniden var olmanın ve hayal kırıklıklarının işlendiği kitapta, Kristen Hannah yine yüreğimizi ateşlere atmayı başarmış. Tavsiyemdir. Kitapta kendimden o kadar çok şey buldum ki, derinden etkileyen bölümler arasında kaldım. Wietnam savaşına karşı olan, #MartinLuther'i, #MalcolmX'i ve #MuhammedAli'yi saygıyla anıyorum.
Unutulmuş KadınlarKristin Hannah · Doğan Kitap · 2025338 okunma
6/10
·176 syf.··
2026 40. kitabı
#aylardankasımgünlerdenperşembe "Ama șimdi artık o kadar yorgunum ki ne başkasını ne kendi iç sesimi dinleyecek gücüm var. Nasılsın, rahat mısın, iyi misin gibi sorulara dahi cevap vermemek için gözlerimi kapalı tutuyorum." Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine uzun zamandır kalemini merak ettiğim @benaysekulin 'e ait bir eser ile geldim. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Atatürk'ü anlatan bir eser. Ancak hep bildiğimiz, okuduğumuz eserlerin aksine bu kitapta hayatına sığdırdığı siyasi, askeri olaylardan ziyade iç dünyasına, çocukluğundan gençliğine, gençliğinden Cumhuriyetin ilk yıllarına ve hayatının son günlerine kadar geçen sürecte yaşadığı duygulara değinilmiş. Özellikle hastalığının son anlarında yatağında yatarken geçmişe dair duyduğu özlem ve pişmanlıklarını okumak ilgi çekiciydi. Çünkü siyasi ve askeri yönünü başta okul olmak üzere bir çok yerden okuyoruz ama iç dünyasını, hissetmiş olabilecekleri bizler için hep bir soru işareti olarak kalacak ve bu konuda yazmak bence cesaret istemiştir. Dolayısıyla beklentim yüksek bir şekilde okudum eseri. Kitabın en çok hoşuma giden yanı çocukluğunun olduğu kısımlardı orada okula olan sevgisi ve arzusu gerçekten hissediliyordu. Sonrasında Dimitrina ve Lütfiye ile olan ilişkilerine hakim değil eserde duygularla okumak ilgimi çekti. Ancak kitapta hafızlığın gerici bulunması, dini eğitimin yerilmesi ve başta annesi olmak üzere kardeşi ile diğer kadınlar üzerinden sanki aşağılar bir üslupla bahsediyormuş gibi yazılması beni çok rahatsız etti. O nedenle sonrasında dini terimlerin ve kadınlarla ilgili olumlu yazıların samimiyeti bana geçmedi. #engelsizokurlaokuyoruz
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,490 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Merhaba kitap dostları çok severek ve bolca araştırma yaparak okuduğum bir yorumla sizlerleyim Ya bildiğimiz başlangıç asıl başlangıç değil ya daha öncesi varsa Kitabımız, kayıp bir ada olarak düşünülen Mu adası ve insanlığın gelişimi ile alakalı olarak ilerliyor. Yazar, insanlığın başlangıç yeri ve zamanı ile ilgili olarak yaptığı araştırmalarda kayıp olan Mu Adası ile ilgili olarak kafasındaki sorulara cevap bulabilmek için kendini araştırmanın ve gezinin içinde buluyor. Bu sırada yaptığı incelemeler konuştuğu insanlar ve taradığı belgeler ile beraber insanlığın aslında çok katmanlı yapısıyla karşılaşıyor ve bu karşılaşmanın getirisi olarak epeyce ilginç bilgiler, insanların neler başarabileceği bir gün ve aslında bilinmeyenlerin bilinenden çok daha fazla olduğunu görüyor. Ayrıca yaptığı araştırmalara dayanarak aslında bilinen, kabul edilen uygarlıkların en temelini Mu adasında yaşayanların oluşturduğunu bir teori olarak önümüze getiriyor. Bu düşüncesi bilim tarihinde bir karşılığı olmayıp teori olsa da yaptığı araştırmalar ve bulduğu sonuçlar insanın direkt olarak kesip atacağı bir konu olamıyor. Çünkü her ne kadar teori olsa da yazar bu savını kitapta bolca yer verdiği çizimlerle de destekliyor. Insanlığın var olduğu bilindiği andan beri Yaptığı tüm çalışmalar, bıraktığı eserler ve bulunan bütün bilgiler aslında teorinin belki de bir gün gerçekleşebileceğini de gösteriyor. Okuması Farklı olan bir kitaptı. Incelemeler Araştırmalar ve bolca eski uygarlıklara dair Çizimlerin olduğu gayet akıcı okurken insanın merak duygusunu cezbeden bir eser olmuştur. Türü sevenleri Kesinlikle tavsiye ederim Şu an sadece bildiğimiz başlangıçlar hakkında konuşuyoruz. Peki ya bilmediklerimiz Kayıp Kıta Mu
Kayıp Kıta MuJames Churchward · Puslu Yayıncılık · 20191,084 okunma
BU GÜNÜN TARİHİ- Bütün Yarınlara
10/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2026 82. kitabı
Selam. ekin ✧ sayesinde başlayabildiğim ve kesinlikle hakkının verilmesine ihtiyacım olan bir kitaplayız bu gün. Bir de Balçın ile okumaya karar verince tüm bu süreç daha büyüleyici bir hâl aldı. All Tomorrows’a başlamadan önce bile beni sarsacağını biliyordum çünkü ben hortlaklardan değil, biyolojiden korkuyorum. Bir canavarın saldırmasından çok, bir gün bambaşka bir şeye dönüşebilecek olmamız fikri beni rahatsız ediyor. İnsan bedeninin ve evrimin sınırlarının ne kadar esnek olduğunu düşünmek bile ürkütücü geliyor. Bu yüzden kitabın yarattığı korku, klasik bir korku değil; insanın kendi potansiyelinden duyduğu korku. Kitabı okumaya başladığım ilk anda kendimi sanki bir Star Wars evrenindeymiş gibi hissettim; ancak bu kez yaratıkların yalnızca var olduğu değil, biyolojik olarak nasıl işlediğinin de anlatıldığı bir versiyonuydu bu. Genişletilip filme uyarlanabilecek muazzam bir potansiyel taşıyor. Üstelik bütün bunların arkasındaki kişinin henüz genç yaşlarda bu fikri ortaya atmış olması hayranlık uyandırıcı. O tasarımlar, o düşünce biçimi, o ölçekte bir hayal gücü... İnsan ister istemez etkileniyor. Daha da etkileyici olan şey ise yaratıkların yalnızca ilginç görünmesi değil, gerçekten yaşayabilecekmiş hissi vermesi. Çok büyük bir biyoloji bilgisine sahip olduğumu iddia edemem ancak bildiklerim ve sonrasında yaptığım araştırmalar sayesinde yaratık tasarımlarındaki ustalığı görebildim. Gözleri olmayan bir canlıya farklı algı organları verilmesi, ağır uzuvlara sahip bir türün vücut dengesinin düşünülmesi gibi detaylar bile yazarın konuya ne kadar hâkim olduğunu gösteriyor. Sadece biyoloji de değil; tarih, felsefe, coğrafya ve hatta sosyoloji bilgisi de satır aralarında kendini belli ediyor. Böylesine özgün, cesur ve hayal gücü yüksek bir eserin yaratıcısının Türk
Duygu ve Düşünce
All Tomorrows Bütün YarınlarC. M. Kösemen · Kara Karga Yayınları · 042 okunma
9/10
·155 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 07:21
Bu kitap tek kelimeyle tokat gibi. Viktor Frankl, Nazi toplama kamplarındaki tecrübesini psikolojiyle birleştirip "insan neden yaşar?" sorusunu cevaplıyor. Frankl, açlık, soğuk, ölüm tehdidi altında bile bazı insanların "dayanabildiğini" anlatıyor. En ilginci şu: Fiziksel koşulları en kötü olanlar değil, "yaşamak için bir sebebi olmayanlar" ilk pes edenler oluyor. Bir mahkum "Şubat'ta çıkacağım" diye hayal kuruyor. Şubat gelip geçince çöküyor ve ölüyor. Umut = anlam. Kamp bile olsa "son özgürlük" elinden alınamaz: Olanlara karşı tavrını seçme özgürlüğü. Gardiyanlar vücudunu kontrol edebilir ama zihnini asla. Acının kendisi değil, "neden çekiyorum" sorusuna cevap bulamamak insanı yıkar. Amaç varsa acı bile katlanılır hale gelir. Frankl diyor ki: "İnsanı asıl güdüleyen şey anlam arayışıdır." Bitirince masum şikayetlerin bile anlamsız geliyor. En çok aklımda kalan cümle: "İnsandan her şey alınabilir, bir tek şey hariç: Son özgürlük. Yani, belirli koşullar altında belirli bir tavrı seçme özgürlüğü."
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
Modern İnsanın Sessiz Mutsuzluğu
Puan vermedi
Genazino'nun kitabı mutluluğu öğreten bir kişisel gelişim metni değil; tam tersine, modern insanın sıradan, kırık ve çoğu zaman anlamsız görünen hayatının içine bakmaya çalışan edebi bir sorgulamadır. Kitabı okurken bende oluşan ilk izlenim şu olmuştu: Genazino'nun kahramanı büyük trajediler yaşamaz. Bir savaşın ortasında değildir, aç değildir, ölüm kalım mücadelesi vermez. Ama buna rağmen mutsuzdur. İşte romanın asıl meselesi burada başlar. Çünkü modern çağın insanı artık çoğu zaman felaketlerden değil, anlamsızlıktan yorulur. Sabah kalkar. İşe gider. İnsanlarla konuşur. Eve döner. Ama bütün bunların içinde eksik olan bir şey vardır: yaşadığı hayatla kurduğu bağ. Genazino'nun kahramanı dünyaya biraz yabancı gözlerle bakar. Sokaklarda yürürken insanların görmediği ayrıntıları görür. Bir vitrinin önünde durur, yoldan geçen bir yüzü izler, bir parkta oturan yaşlı bir adama takılır. Sanki hayatın dışında kalmış biridir. Bu yönüyle roman bana hep Albert Camus'nün "absürd insanını" hatırlatmıştır. İnsan yaşamak için bir anlam arar ama evren ona sessizlikle cevap verir. Psikolojik açıdan bakarsak kahramanın yaşadığı şey klasik bir depresyondan çok varoluşsal bir boşluktur. Günümüzde birçok insanın hissettiği ama adını koyamadığı duygu... Her şey vardır ama yine de bir şey eksiktir. İşte Genazino'nun başarısı burada ortaya çıkar. Mutluluğu büyük başarıların, büyük aşkların veya büyük dönüşümlerin içinde aramaz. Bazen küçük bir yürüyüşte, bazen tesadüfi bir karşılaşmada, bazen de birkaç saniyelik bir fark ediş anında bulur. Roman sanki şu cümleyi fısıldar: "Hayatın anlamı büyük cevaplarda değil, dikkatle bakılmış küçük anlarda saklı olabilir." Benim kitabın sonunda vardığım düşünce şu oldu: Genazino mutluluğu bir varış noktası olarak görmüyor. Mutluluk, mutsuzluğun ortadan
Duygu ve Düşünce
Mutsuzluk Zamanlarında MutlulukWilhelm Genazino · Ayrıntı Yayınları · 20205,6bin okunma