Kitabı yazdığı dille bir cümle yazmak isterdim :)
9/10
·342 syf.··
2026 206. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:27
Erotizmin en doruk noktalarını ve insanların açık açık konuşmaktan korktuğu her noktayı ustalıkla kaleme almış. Kendisinin de bahsettiği gibi şeytancasına içten biri.. Bütün bunlar elbette ağıza alınmaza dair simgesel konuşmalar ve cinsellik insan doğasında olmayan bir şey değil. Bu kadar sansür gerektirecek metinler olmasa - tüm alıntılarımı filtreleyerek paylaştım - muhtemelen dünyanın sayılı yazarları arasında yerini alırdı ki kendine yarattığı tarzıyla - biyografi, mistisizm ve felsefe - okurların dünyasında zaten yine de sayılı yazarlardan biri. Ne taraftan baktığınıza bağlı :) Bugüne kadar yengeç dönencesi ve oğlak dönencesi olmak üzere iki kitabını okudum ve hayatının belirli kısımlarını onunla birlikte yaşamış oldum. Anne karnından itibaren çocukluk ve yetişkinlik dönemine kadar en ince en sapkın duygularına şahit oldum. Yaşadığı mistik anlarda onunla birlikte farklı dünyalara girdim. Yeri geldi aynı felsefi görüşü paylaştım. Annesi tarafından sevilmemesi, yaşadığı yerin aptal insanları arasında sırıtışı hepsine şahidim. O sevilmediğinde ben de sevilmedim. Onunla birlikte küfredip insanlara tükürdüm. Bu serseri ve kaçık abimizin herkese hitap etmediği açık. Ama meraklısını fazlasıyla besleyen, yer yer de eğlendiren bir tarafı var. Benim için etkisi oldukça büyük oldu. Ama fazla erotizmden rahatsız olacaklar için… evet, pek uygun bir yatırım değil. Çeviri kısmına da değinmek gerekir. Avi Pardo dışında bir çevirmenin işinden bu kadar keyif alacağımı pek düşünmezdim. Sokak dilini oldukça iyi yansıtmış. Bazı çevirmenler vardır; kitabı değil, çevirmeni seçtirir. Bu da onlardan biri. Henry Miller ile tanışmamı sağladığı için ayrıca teşekkür borçluyum.
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014741 okunma
Endülüs Tarihi
Puan vermedi·415 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:03
ENDÜLÜS Müslümanlar; İber yarımadasına 711 yılında girdiler, 1609 yılında bu coğrafya'ya veda ettiler. Tam dokuz asır yaşayan bu topluma Endülüs adını verdiler. Ve biz asırlar sonra bıraktıkları mirasla Endülüs Medeniyeti olarak anıyoruz. O dönemin İspanyasın da yaşayan Vizigot Krallığı, taht mücadelesi içinde Kuzey Afrika da fetih hareketlerini sürdüren Müslüman Berberiler ve Araplardan yardım talebi üzerine, Kuzey Afrika Valisi Mûsâ b. Nusayr.. Berberi asıllı Tarık b. Ziyad komutasında Dört bin kişilik Keşif birliğini göndererek, önce yardım talebine cevap vermiş zamanla da fetih mücadelesine başlamıştır. Şüphesiz İber yarım adasının kritik durumu Avrupa ile Afrika arasında hem ticaret hem de köprü olması müslümanları fetih hareketinde etkili olmuştur. Günümüz İspanya ve Portekiz sınırlarında ki bir çok yeri fetih gerçekleştirirken Kurtuba (Cordoba) başkent yapmışlardır. O dönem Vizigot krallığı, Portekiz krallığı, Kastilya krallığı, Yahudiler vs. ikâmet etmektedirler. Endülüs Müslümanları inanç, eğitim ve yaşayış tarzı ile vatan bildikleri bu toprakları imar faaliyetleri ile her türlü alanda yenilik getirmiş, zaman içinde adından söz ettiren söz sahibi olacak bir güce ulaşmışlardır. Kurmuş olduğu eğitim sistemi ile Avrupayı bile etkisi altına alacak.. İlim adamları, Alimler, filozoflar yetişmiş..Sonrasında gelen nesillere bir ışık, bir pusula olarak büyük bir miras, bir kılavuz bırakmıştır. İbn Hazm, İbn Habib, İbnü'l- Kûtiyye, Abdullah b. Bulukkin, Gırnatalı İbnü'l Hatib, Ahmed er-Râzi, Uzri, Bekri, İbn Bâcce, Ebu'l Kâsım Abbas b. Firnâs Zerkâli vs. gibi İlim adamlarının eserlerini çeviri yapılarak her alanda gelişme sağlanmıştır. "Müslüman Endülüs'ten bize 30 kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Şayet yakılan bir milyon kitabın yarısı kalsaydı çoktan uzayda
Tarih
EndülüsMehmet Özdemir · İslami Araştırmalar (İSAM) · 2014198 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kitap adı ile ilgisiz maalesef...
1/10
·128 syf.··
2026 46. kitabı
Rekin Teksoy'un muhteşem çevirisi ile Dante'nin ölümsüz eserini okuduysanız, bu kitap çok basit kaçan %80'i o kitaptan cümleler ile doldurulmuş, kalanı ise küresel değerlendirme yerine Türkiye'ye özel gereksiz yorumlar ve hepimizin bildiği şeyleri içeren, insana hiç bir şey katmayan ve maalesef kitabın adı ile hiçbir bağlantısı olmayan bir metinden ibarettir. İyi bir kitap okuyucusu ve Dante hayranı olmam ile bu olumsuz ama net doğru eleştiriyi yapmak zorundayım. Ayırdığım zaman için çok üzüldüm.
Dante Alighieri - Her Karanlık, Şafağın Tohumlarını İçinde TaşırSeda Eroğlu · Destek Yayınları · 2023136 okunma
ŞU KİTAPLARI DÜZGÜN ÇEVİRİN!!
Puan vermedi·
Daha kitabın başında olmama rağmen bu durum beni çok rahatsız etti.kitabınorijinal dilinde de mi böyle bilmiyorum fakat çeviri iğrenç okuduğumu anlayamıyorum ş, imdiki zamanı çevirmeyi bırakın şu kitapları artık
Ne Yaptığını BiliyorumAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20227bin okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:45
Kitap Adı: UTZ Yazar: Bruce Chatwin Çeviri: Çiğdem Erkal Sayfa Sayısı: 150 Tür: Roman Her yeni kitap, yeni bir hikâyeyi ziyaret etmek ve ona kısa bir süreliğine konuk olmak demek. İzninizle direkt kitaba dalıyorum. Nasıl güzel olurdu o orijinal porselenlerle dolu evi gerçekten gidip görmek... Ama okurken hayal etmek bile keyifliydi. Koleksiyon yapan insanlara her zaman gıptayla bakmışımdır. Çünkü bir şeye tutkuyla bağlanabilmek, onu korumak ve yıllarca emek vermek bana özel bir duygu gibi gelir. Her şey algı meselesi değildir; bazen olanı olduğu gibi görmek gerekir. Kitapta savaşlardan, toplama kamplarından ve soykırımlardan kurtulup başka ülkelere savrulan insanların hikâyeleri kadar, o karmaşanın içinden çıkıp hayatta kalabilen porselenlerin de ayrı bir hikâyesi var. Pazarda karşısına çıkan o parçaları evine götürmek, onları korumak ve yaşatmak çok derin bir anlam taşıyor. Sanki Utz, "Bari siz ziyan olmayın, bari sizi kurtarayım." der gibiydi. Belki hayatı porselenlerden ibaretti ama yine de içinde yarım kalmış bir şeyler hissediliyor. Devam etmek istemiş ama edememiş; hayat onu bir yerden alıp başka bir yere bırakmış ve "Buraya da uğraman gerek." demiş gibi. Bir yandan da Utz'un porselenlere duyduğu tutkunun yalnızca bir koleksiyon merakı olmadığını düşündüm. Sanki o porselenler, geçmişe, hatıralara ve kaybetmek istemediği şeylere tutunma biçimiydi. Bu yüzden kitap boyunca sadece nesneleri değil, insanın aidiyet duygusunu da okudum. Belki de kitabın bana bıraktığı en güçlü his buydu. İnsan bazen özgür olmakla sahip olmak arasında kalıyor. Utz'un hikâyesinde de bunu hissettim. Ben böyle bir kitaba konuk oldum. Daha fazla spoiler vermeden, altını çizdiğim birkaç cümleyi paylaşayım: - "Şiddetten nefret etse de pazara yeni sanat eserleri düşüren felaketlerden son
1000Kitap
UtzBruce Chatwin · Can Yayınları · 2024151 okunma
Albaya Mektup Yok (Gabriel Garcia Marquez)
Puan vermedi·80 syf.··
2026 9. kitabı
YAZAR: GABRIEL GARCIA MARQUEZ YAYIN: CAN YAYINLARI ÇEVİRİ: HANDAN SARAÇ 1982 Yılı Nobel Edebiyat Ödülünü almış bir yazarın umut, bekleyiş, yoksulluk, yalnızlık, onur temalarını işleyen uzun bir öykü kitabı. Ülkesi uğruna savaşarak hizmet vermiş yaşlı Albay, yaptığı hizmetlerin karşılığını alamamış, emekliye ayrılmış bir askerdir. Sıkıntılı, zorlu yaşlılık dönemi geçirmektedir. Özellikle ekim ayında artan bağırsak hastalığı ve yüksek ateş şikâyetleri, sağlık problemleri ile uğraşmaktadır. Karısı ise astım hastasıdır ve sürekli nöbet geçirmektedir. Oğulları yasadışı bildiri dağıtırken polis tarafından vurularak öldürülmüştür. O açlık, yoksulluk içinde oğullarını hatırası olarak beslemeye çalıştıkları, kendilerinden önce ona yiyecek olsun diye mısır buldukları horoz, aynı zamanda bir umudun sembolüdür. Horozu görmeye gelen öğrenciler, horoz dövüşü için para biriktirenler… Karısı ise oğlunun ölüm sebebi olarak horozu, horoz dövüşlerini görmektedir. Kasaba hem ekonomik hem de toplumsal olarak baskı altındadır. Sıkıyönetim ve geceleri belli bir saatten sonra sokağa çıkma yasağı vardır. Cenazenin geçtiği yol bile sıkıyönetim kurallarına göre değiştirilebilmektedir. Albay, bu zorlu kasaba yaşamında hak ettiği emekli aylığını almayı on beş yıldır beklemektedir, her cuma günü postaneye giderek mektup yolu gözlemektedir. On dokuz yıl önce meclis yasayı çıkardığı zaman, hakkını kanıtlaması sekiz yılını almıştır. Sonra listelere alınabilmek için bir altı yıl daha harcamıştır. Kitap biter, Albay’ın beklediği mektup hâlâ gelmez… Aslında beklediği sadece maaş değildir, aynı zamanda devlet tarafından hatırlanmak ve emeğinin karşılığını görmektir. Parasal sıkıntılarının çözümü için ise horozun dövüşü kazanmasına, horozun getireceği kazançtan yüzde yirmi pay almalarına bel
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma