Zihninin yüzeyine bir düşünce sakince yükseliyor: Keşke ölsem. Bazen herkese oluyordur kuşkusuz. Aynı fikir akıllarına geliyordur yani. Yıllar önce yaptığınız utanç verici bir şeyi anımsayınca aniden düşünürsünüz: Yeter artık, kendimi öldüreceğim. Yalnız onun durumunda utanç verici şey hayatı. Gerçekten yapmak istediği anlamına gelmiyor. Veya gerçekten istese bile öyle bir şey yapacak değil. Tek yaptığı düşünmek, hatta düşünmek de değil, sözcükleri kafasının içinde duymak. Açılan bir emniyet mandalı gibi tuhaf bir rahatlama: Keşke. En derin, en nihai arzu. İçinde yakıcı bir şey de var, lüks bir acılık, evet. Peki neden olmasın. Yani neden yapmıyor, düşüncesi bu kadar avutucuysa. Ah, başkaları için elbette: Onları korumak için. Başkaları acı çekmenizi tercih eder.