Yalnızlık bizim içeriye ve dışarıya ışık veren biricik penceremizdir Ömür Hanım... İki kanadı vardır, istekten ve korkudan; çarpar durur bir ömür içimizde...
Trenlerin ufka çizdiği karakalem keder, kapıların büyüttüğü alışkanlıklar, içini çeken aşk, mahkeme salonlarının ceza kokan adaleti, çarşılarda burgaçlanan yoksulluk, yaşlıların bir içsese dönen yalnızlığı, yalan olma değerini bile yitirmiş bir siyaset, günde yirmi dört saat kutsanan şiddet, paradan başka hiçbir değeri olmayan adamların onur kırıcı saltanatı...
"Modern bir dünyada nasıl bir toplum kurabiliriz? Televizyonun, e-postaların, elektrik ışığı yüzünden suni olarak uzatılmış günlerin, arabaların, uçakların, psikoaktif ilaçların, estetik ameliyatların ve ilerleyen teknolojilerin içerdiği her şeyin bulunduğu bir dünyadaki ilişkileri nasıl keşfedebiliriz? Tüm bu şeylerin varlığıyla nasıl başa çıkabiliriz ve biyolojik ihtiyaçlarımıza saygı duyan, başkalarıyla olan bağlarımızı görmezden gelen ya da yok eden değil, bunları geliştiren bir dünyayı nasıl inşa ederiz?"