H Ç

Notlar
--- Avrupa resim geleneğinde göz merkez alınır. ---Kameranın icadına kadar göz, dünyanın insan için merkeziydi. ---Tablolara işlenmiş anlam onu çeken kameranın hareketi veya ses kullanımıyla manipüle edilmeye açıktır. ---Film içerisinde kareler doğru sıralanmalı ki hikaye zaman akışı içerisinde doğru anlaşılsın. --- Bir resimin anlamı öncesinde ve sonrasında ne gösterildiğine göre de değişir. --- Kadınlar sürekli nasıl göründüklerinin hükmünü veren bakışlara maruz kalırlar. ---Bir yağlı boya tablo aldığınızda, resmedilen objenin temsil ettiği görüntüyü de almış olursunuz. --- Modern araçların, anlamının değişmesine rağmen kopyalayıp çoğalttıkları görsel sanat ürünlerini çoğu insan hala deneyimlenmesi gereken üst bir tecrübe olarak dile getirir. --- Avrupa yağlı boya sanatı diğer dönemlerden farklı olarak elle dokunurluk, ağırlık, doku, sağlamlık, resmedilenin anlaşılabilirliği üstüne eşsiz bir vurgu yapmaktadır. --- Gerçeğin materyalist bir tavır ile ele alınması bilimsel bir tavrın parçası idi. Ama elle tutulabilir olması ‘sahiplenme duygusu’ ile yakından ilişkili hale geldi. ---Diğer kültürler durgun, ritüelimsi, hiyerarşik ve semboliktir. Sosyal ve kutsal bir düzeni temsil eder. Ancak Avrupa resim sanatı durgun bir düzen yerin, bir şeyler alabilmeyi, tedarik edebilmeyi yüceltmiştir. --- Bazı tür yağlı boyalarda sanat tarihinde görülmemiş bir şekilde mal mülk methediliyordu. Ve bu objeler resimin ana karakteri oluyordu. ---Resmedilmiş yiyecekler iki şeyin göstergesidir; sanatçının el becerisi, sahibinin zenginliği. ---Her bir portre “Ben bir zamanlar vardım ve buna benziyordum” diyen bir kanıttır. Aynı zamanda “ Ben saygı ve kıskançlık duyulandım” demektir. ---Kadınların kıyafetleri gözkamaştırıcı abartılıkta iken yüzleri sade ve parıl parıldı, daha
Kültür-Sanat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Notlar (21/40)
Jeremy Bentham Ahlakı fayda ve haz ile eşdeğer tuttu. Ayrıca kişiler arasındaki hazzın eşit olması gerektiğini söyledi. O dönem aristokratları bunu beğenmedi. Hayvanların da eşit hakları sahip olmaları gerektiğini savundu. Robert Nozick sadece hazlara bağlı yaşamayıi güzel rüyalar gördüren bir makineyle sürülen bir yaşama benzetti. Frederich Hegel ‘e göre gerçeklik zihnimizdir ve tarih bilinçsizlik ile yazılmamıştı, zaman belirli bir son noktaya doğru ilerliyordu. Bu noktayı kendisinin bilincine varmak olarak tarifliyordu. Ayrıca toplum, herkesin o topluma katkıda bulunduğu siyasi düzene evriliyor der. Toplumların diyalektik ile sonuca yaklaşacağını söyler ve Tin’in filozoflar olduğuna atıfta bulunur. Schopenhauer İrade amaçsız bir enerjidir. Ne iradeye yön verecek bir tanrı vardır, ne de irade tanrının kendisidir. Tüm gerçeklik gibi insan da bu kuvvetin bir parçasıdır. John Struart Mill Toplumu düzenlemenin en iyi yolunun, bireyleri onların iyiliği için bir şeyler yapmaya zorlamak olduğunu düşünürdü(Paternalizm). Ancak yetişkinlere uygulanamazdı. Dahiler gelişmek için özgürlüğe ihtiyaç duyar. Ayrıca cinsiyet eşitliğini ve bireyselci toplumu öne çıkardı. Karl Marx Tüm insanlık tarihinin sınıf mücadelesiyle açıklanabileceğini düşündü.Sınıf mücadelesi yerine mülkiyetin olmadığı, eğitimin ücretsiz olduğu, kamu fabrikalarının tüm ihtiyacını karşılayacağı bir dünya vaat etti. Charles Sanders Peirce Hakikat basitçe işe yarayan bir şeydir Pragmatisttir. Felsefeyi pragmatizm ile daha bilimsel kılmayı amaçladı. Diğer insanların zihinlerinin varlığını beğenilmek faydası olarak garip bir fayda ile sunmuştur. Tanrının varlığını da olumlu etkisiyle var kabul etmiştir. Friedrich Nietzche Tanrı öldü
Felsefe

H Ç

, şu anda okuyor
%23 (114/480 syf.)
Nigel Warburton
8.2/10 · 481 okunma
Notlar (1/20)
Sokrates için bilgelik, çok şey bilmek ya da bir şeyi nasıl yapacağını bilmek değil, bilgelik ile neyi bilebileceğimizin sınırlarını da içerereki varoluşumuzun gerçek doğasını anlamayı kastediyordu. Platon gerçekleri sadece filozofların gördüğünü düşünürdü çünkü sadece filozoflar gerçek ile görünüşü ayırt edebilirdi. Platon’un betimlediği mağarada yüzleri duvara dönük, zincirlerle bağlı insanlar vardır. Önlerinde gerçek olduklarını düşündükleri gölgeler vardır ancak bu gölgeler arkalarında yanan ateş ile meydana gelir. Bu insanlar tüm hayatlarını bu gölgeleri gerçek sanarak geçirirler. Aralarından cesur olan zincirlerini kırıp ateşe döner ve nihayet mağaradan çıkarak gerçek hayatı görür. Ancak döndüğünde anlattığı gerçekler kimseye inandırıcı gelmez ve toplum görünüşe aldanmaya devam eder. Platon çoğu sanatı, gerçekliği yanlış temsil ettikleri gerekçesiyle yasaklardı. İdeal devlet anlayışı oldukça totaliter ve sıkıydı. Aristoteles ‘e göre mutluluk kısa süreli bir haz değildir. Anlam derinliği olmalıdır. Hocasının Formlar Teorisini reddetti ve gerçekliğin somut olarak deneyimlenmesi gerektiğini savundu. Erdemin iki uç arasında olduğunu söylemiştir; gözü karalık ve korkaklık arasındaki cesurluk gibi. Ona göre insan politik bir hayvandır. Aristo’nun güvenilirliği uzun süre sorgulamayu erteledi. ‘Otorite’nin doğrusu’ kavramının 18. Yy’de Galileo ile ortaya çıktı. Pyrrhon şüphecilik öğretisinin başını çekmektedir. Hiç kimse bir şey bilemezi hatta bu bile kesin değildir. Duyularımıza kesinlikle güvenemeyeceğimizi savunur ve hiçbir şeyin bize zarar vereceğinden emin olamayacağımız için, iç huzurumuzu bozmamamız gerektiğini söyler. Epikuros ‘a göre ölümü düşünmek yaşamayı daha yoğun kılmanın yoludur. Doğum öncesi hakkında endişelenmiyorsak, ölüm
Felsefe

H Ç

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
Beğendi
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2020 11:44
·
2020 8. kitabı
Miguel de Cervantes
8.7/10 · 27,5bin okunma