H Ç

Onlar hem teknolojiye bağlı kalıyorlar ama aynı zamanda onu lanetliyorlar da. Kuşkusuz, bu çelişkinin farkındalar ve bu, durumdan duydukları hoşnutsuzluğu daha da artırıyor. Mantıksal bir tez öne sürmüyorlar yalnızca ondan yakınıyorlar.
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bana öylece bakarlarken devam ediyorum: "Doğa yasaları insanın icadıdır, hayaletler gibi. Mantığın, matematiğin yasaları da insanın icadıdır, hayaletler gibi. Tüm kutsal şeyler insanın icadıdır; bunların insanın icadı olmadığını savunan düşünceler de insanın icadıdır. Dünya insan düşüncesi dışında yoktur. Tümüyle bir hayalettir ve antikçağda bir hayalet olarak bilinmiştir, içinde yaşadığımız kutsal dünya. Hayaletlerle yönetilmiştir. Gördüğümüz şeyleri görüyoruz, çünkü onları bize hayaletler gösteriyor, Musa'nın, İsa'nın, Buda'nın, Platon'un, Descartes'ın, Rousseau'nun, Jefferson'ın, Lincoln'ın, falanın filanın hayaleti. Isaac Newton çok iyi bir hayalet. En iyilerinden biri. Senin sağ-duyun, bu hayaletlerin binlercesinin geçmişten gelen sesinden başka bir şey değil. Hayalet üstüne hayalet. Yaşayanlar arasında yerlerini almaya çalışan hayaletler.
Felsefe
Bu tarlalara bakarken ona içimden "Gördün mü? Gördün mü?" Diye soruyorum, sanıyorum görüyor. Dilerim başkalarına anlatmaktan vazgeçtiğim bu çayırlarda bir şeyler görür ve duyumsar; başka hiçbir şey olmadığı için varolan ve fark edilebilen bir şey.
Felsefe
"Yeni nedir?" ilginç ve sonsuza dek uzanan bir soru, fakat üzerine gidilirse ortaya çıkan, boş şeylerin ve modanın sonsuz şaklabanlığı, yarın dibe çökecek bir çamurdur. Bunun yerine "En iyi nedir?" sorusuyla uğraşmayı yeğlerim ki bu soru enine değil derinlemesine hareket ettirir insanı; ona verilecek yanıtlar dipteki çamuru söküp akıntıyla götürmeye eğilimlidir. İnsanlık tarihinde düşünce kanallarının çok derin oyulduğu hiçbir değişikliğin mümkün olmadığı, hiçbir yeni şeyin gelişmediği ve "en iyi"nin bir dogma konusu olduğu çağlar vardır, fakat bugünkü durum bu değil.
Felsefe
-300 bin kişilik istanbulda en fazla 400 sıbyan mektebi olduğu biliniyor.Her birinde 20 - 40 öğrenci vardır.Yani imparatorluğun merkezinde dahi 8 - 16 bin öğrenci vardır.Ayrıca mekteplerde okuma yazma değil kuran eğitimi veriliyordu. -Türk halkı internete günde 9 saat harcarken kitap okumaya 1 dakika ayırıyor. Norveçli bir vatandaş yılda kitaba 137, Alman 122 dolar harcarken,Türk 0,25 dolar harcıyor. -Avrupa kütüphanelerinin kataloglarında Osmanlı İran Hint Çin ve Japon kültürü ve dili uzerine binlerce kitaba rastlamak mümkün; oysa bizim elyazmalarımız arasında bu yabancı kültür ve diller uzerine ancak tek tük ve oldukça basit eserlerden baska bir şey bulunmamakta. Evliya Çelebiyi bile bir köşede unutmuş bir toplumdan bahsediyoruz. -Yüzyıllardır ticaret yolları üzerinde oturan müslümanları mirasyedi bir çocuğa benzetebiliriz. -Irk millet arasındaki ince çizgiyi göz ardı edip "Turk" kavramını özensizce genişlettikçe , modernite öncesi kaynakların yanlış yorumlanması kaçınılmaz olmakta; işe ideolojik saikler de girince her iki kampta da bir anakrinizm orjisi yaşanmakta. -Aslında Osmanlı'yı ne sadece bir Türk ne de sadece bir İslam imparatorluğu olarak kategorize etmeliyiz. Osmanli tarihini anlamak isteyen birinin İran devlet yapısı ve edebiyatına, İslam hukukuna ve Türk savaş tekniklerine hakim olmasi gerekmektedir. . Bunun da ötesinde birçok açıdan Osmanlılara örnek olmuş Bizans ve yüzyıllarca Devlet-i Aliyye ile ticari, kültürel ve diplomatik alıverişlerde bulunmuş Avrupa tarihinin de temel kavram ve olgularının bilinmesi şarttır. Birçok tarihsel kökten beslenen çokuluslu bir imparatorluğun yüzyıllar içinde geçirdigi değişim de göz ardi edilmeden saglikli bir finalize tabi tutulması, politik tercihlere göre belirlenmis genel ve muglak sıfatlar üzerinde tutuşarak
Tarih