Bir gün artık çalışması gerekmeyen, sadece düşlemeyi bilen bir toplum olacak, düşleyecek kadar zengin ve düşlediği için ebediyen zengin kalacak bir insanlık.
Burada mutluluk kişiliksiz bir duyguyken, uzaklarda acı bile yaşama bağlıyordu insanı. Durduğu yerde değersiz bir bütün olarak kalmaktansa, parçalana parçalana gitmenin büyük doğruluğuna inandırmıştı kendini.