eda

eda
@charmolynde
Nasıl bir kadının yalnız başına yapamayacağı düşünülürse, sebzelerin de yalnız başlarına bir öğün etmeyeceğini düşünürüz. Halbuki gerçekte et yalnızca ikinci el sebzedir ve ortalama bir sebze, etin sağlayacağı vitamin ve minerallerin iki katından fazlasını sağlar. Et kuvvetli ve eşsiz bir yiyecek maddesi olarak betimlenmektedir. Mesaj açıktır: Kul olan sebze, kendisine tahsis edilen konumdan memnun olmalı ve asla kral olan eti tahtından etmeye kalkışmamalıdır. Sonuçta kadınlar kral olamazken, kadınların yiyeceklerini tahta oturtmak kimin haddinedir?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yüzerken,oynarken veya konuşurken üstüme bir his çökerdi.içimi dolduruşuyla,göğsümde yükselişiyle korkuya çok benzeyen bir histi bu.Aniden boşanan yaşlar gibi hızla gelirdi.Oysa ikiside değildi,korku ve yaşlar ağırken bu his kuş hafifliğindeydi,onlar donukken bu his parlaktı.Mutluluğu daha öncede tatmıştım,tek başıma eğlence arayarak taş sektirdiğim,zarlarla oynadığım veya hayal kurduğum kısa anlarda mutlu olmuştum ama aslında o zamanlar hissettiklerim birşeyin varlığından ziyade yokluğundan kaynaklanıyordu.Babamda,diğer çocuklarda yanımda olmazdı,aç değildim,yorgun veya hasta değildim. Bu yeni duygu farklıydı.Yanaklarim acıyana kadar gülüyordum,kafa derim kafamdan sökülüp gidecekmiş gibi karıncalanıyor,dilim özgürlükten sersemlemiş halde benden kaçıyordu.
Sayfa 54·Kitabı okudu
... nerede olursam olayım - bir gemi güvertesinde, Paris'te bir sokak kafesinde ya da Bangkok'ta - hep aynı sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.
Sayfa 191·Kitabı okudu
Edebiyat
“Mais, vrai, j'ai trop pleure! Les aubes sont navrantes.’ What a sad and. beautiful line that is. I'd always hoped that someday I'd have the chance to use it.”
10/10
·384 syf.·
2017 15. kitabı
Julian Lamadrid - Over (29 Mayıs 2017 Pazartesi) Bu kitabı yaklaşık yarım saat önce bitirdim. Gözlerim yanıyor. Uykusuzluktan değil hayır, duygusallıktan ve ağlamaktan. Boşluğa düşmüş gibiyim. Şu an hiçbir şeyin tadı yok.. O kadar doldu ki kafam, o kadar duygusalım ki şu an. Yazacağım o kadar çok şey var ki... Ben bu yıl kendimde şunu keşfettim. Mutlu sonlardan nefret ediyormuşum meğer. Ben normalde erkek karakterin ağzından anlatılan kitapları pek sevemem. Bu kitaba asla böyle bir düşüncem olmadan başladım. O kadar doğal geldi ki Theodore'un ağzından anlatılan yerler. Hiç kasma yoktu. Her şey öyle güzel kurgulanmıştı ki. Her okuduğum kitapta mutlaka sıkıldığım, 'ay yeter artık bunaldım.' dediğim yerler olmuştur. Her zaman oluyor. Hayatın Kıyısında'yı okurken asla sıkılmadım. Finch'in romantikliği, düşünceli halleri, garip halleri... Hepsinde o dünyadaymışım gibi hissettim. Violet'la gezerken, gülerken, ona iltifatlar ederken, onlar gülümserken bende gülümsedim. Kitabı bitirip, yazardan not kısmını okurken o kadar ağladığım yetmezmiş gibi bir daha ağladım. Violet, 'Hayır, bu o değil.' dediği andan beri ağlayarak okudum. Hatta bir ara kitabı fırlattım ve arkada müzik çalarken o kadar ağladım ki... o anı unutmayacağım. 'Böyle olmamalıydı' diyorum hala. Ama sonra durup düşünüyorum. Nasıl olmasını isterdim diye, ben olsam nasıl bitirirdim diye. Cevap kesin ve asla değişmeyecek. Kitabın tek bir kelimesini bile değiştirmezdim. Ve şunu fark ettim. O kadar ödül alan boş beleş kitap var ki. İnsanlar sadece o kadar ödül aldığı için alıp okuyor. Ama o kitapların hiçbiri bu kitabın yerini tutamaz. (2017'deki düşünceme göre, yaşıma göre.) Violet ve Finch asla unutmayacağım bir ikili oldu. Efsaneler ölmez. Violet ve Finch benim için bir efsane artık. Öylesine duygusal, anlamlı
Hayatın KıyısındaJennifer Niven · Pegasus Yayınları · 20203,095 okunma