İçeri girerler, küçük adımlarla yükseltilmiş mekâna ilerler, ayakkabılarını çıkarır, akışkan ama kesik hareketlerle dönerler. Etekler hafifçe şişer; diz bükülmesi enerjik ve belirgindir. Hareketler sanki kösteklenmiş gibidir; küçük adımlar yürüyen kadınların ayaklarına sanat eseri damgası vurur.
Biz Batılılar ise kesintisiz, akışkan bir hareketin sürekliliğini benimseriz; çitanın koşusu gibi tek ve uzun bir uyum görürüz. Japon kadınların kesik adımları doğal akışı kırar; bu kopuşta, kısıtlamadan doğan bir yetkinlikte, sanatın bir paradigması belirir.
(Burası sayfanın kısaltılmış hali tam anlayamadığım için chatcpt den destek istedim. Cevabını yorumlara paylaşıyorum)